banner150
Kalem daha başlamadan ağırlaşıyor kağıdın üzerinde oysa öyle kelimeler yerleştirmeli ki gönül hanesinin  sesi dile gelmeli beyaz sayfalar eşiğinde.

Ümitsizliğe kapılmak yok ey yolcu ! haydi bakalım  başlayalım içimizden geldiğince  .

İstiklal ve vatan denince akla düşen güzide insan , vefalı , gönlü zengin dava adamı : Mehmet Akif Ersoy

          İstanbul’un Fatih semtinde gözlerini açtığı hayata  yıllar sonra yine bu şehirde veda eden vatan şairimiz . Henüz okul çağındayken babasının ölümü ve evlerinin yanması sebebiyle ailesinin bütün sorumluluğunu sırtına yükleyen , halinden hiçbir vakit şikayet etmeden durmaksızın çalışan azimli , cesur yürek . İnandığı değerlerden asla taviz vermeden ilerlediği hayatta karşılaştığı  her zorluğa  göğüs germesini bilen güçlü kişilik. Aldığı aile terbiyesi ve ruhundaki vatan aşkı o derece kıymetliydi ki büyük sıkıntılarla mücadele halindeyken bile maddiyatı elinin tersiyle itmiş , varlığını milletine hizmet yoluna adamıştı . Hak ve hukuk prensibiyle haykıran tertemiz kalemi inançla yazmaya devam derken bize en ihtiyaç duyduğumuz anda koskoca İstiklal Marşı’nı hediye etmişti .

Verdiği sözü namus sayan Akif , bugünün yarınlarına tertemiz mirasını yazdıkları ve yaşadıklarıyla bırakırken şimdi bir nefes kadar yanı başımızda . Yıllar önce vatan toprakları her cepheden işgal altındayken O , şehir şehir dolaşıp halkı milli mücadeleye davet etmiş , zorluklar karşısında şikayet değil cesaretle yol almıştır .Önce vatan , önce millet , önce bayrak sevdasıyla , kazanılan Kurtuluş Savaşı O’nun yegane mutluluğu olmuştur .

         Korkma ! demiştir ulusuna korkma !  sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak . Senin öyle bir imanın var ki Hak’tan yana , hiç bir kuvvet seni bu bayrak , bu toprak ve bu istiklalden mahrum bırakamaz bırakamayacak . Evet O , milletini öyle yakından tanıyordu ki ayla yıldız bu sevdaya  en büyük şahitti . Sarsılırdı yürekler  zaman zaman lakin asla vazgeçmezdi Türk milleti  bu haklı davadan , şehitlerin kanıyla sulanmış bu aziz vatandan . Akif yoğrulduğu hamuru çok ama çok iyi biliyor ve bizi bize ne güzel anlatıyordu .

Garp’ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar bizim iman dolu göğsümüz gibi serhaddimiz var . Tek dişi kalmış canavar böyle bir imanı söyle söyle nasıl boğar .

Bu akisle dalgalanıyordu sema bu inançla kükrüyordu toprak .            Yıllar sonra evet yıllar sonra takvim yaprakları hüzünlü bir günü işaret ederken , Akif  sessiz sedasız  ayrılıyordu aramızdan  lakin ruhuyla gönüllerimizde parlayan bir kandil , gök kubbede bir hoş seda bir de istiklal sevdası bırakıyordu ardında !..

                                                         

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner341

banner339