banner414
Hem öksüz hem yetim bir garip vardı 
Bir zaman vaktiyle köyün birinde
Yaşlı ninesiyle orda yaşardı
Delme çatma köyün sapa yerinde

Elinde sazıyla seher yelinde
Bir şeyler söylerdi gönül dilinde
Dere kenarında kendi halinde
Türküler yakardı sine harında

Kimi garip derdi kimisi deli
Üstü başı gören bin bir yamalı
Bir yürek yangını nasıl demeli
Bilmezlerki nasır tutmuş derinde

Bazen çoban olur bazen yük çeker
Umut tarlasına hayâller eker
Bir çanak aş görse boynunu büker
O yalnız kokuyu çekmek zorunda

Bir gün fetva verdi cahilin biri
Sazın dinimizde yoktur bir yeri
Savurdu konuştu ileri geri
Bilmezdi ne yazar sır defterinde
 
Gittiler sesinin geldiği yere
Kırdılar sazını attılar yere
Bir ateşki  düştü durduğu  yere
Sular buz tuttular yürek korunda
Yakuti garibi gören olmadı
Aramadıkları bir yer kalmadı
Her nere gittiyse geri gelmedi
Savruldu hayatın rüzigârında

Hacer  Alioğlu Yakuti
Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner341

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner398

banner346

banner149

banner378