banner392
GÜNDEM:
Seferberlik Yılları Belgeseli

09 Ekim 2018 Salı 10:32

Sonbahar  hüzündür, insanı duygusallaştırır.  Genceli Nizami bin yıl önce bütün kitapları ve şiirlerini Sonbaharda,  yaprakları sararmış Çınar ağaçları altında yazarmış.
En acı Sonbahar Birinci Dünya Harbi’nin  başladığı 1914 Yılı Ekim  ayında  savaşın ilanı anlamına gelen Seferberlik ilan edilmesidir.  Seferberlik yılları ile ilgili kaç kitap yazıldı, kaç Film ve Belgesel çekildi?
Eskiler  Seferibirlik  yılları der ve derin bir  ah çekerek, “Evlatlarım siz o  yılları  bilmezsiniz.  Savaş, açlık, kıtlık, yılları der ve  başlarından geçen acı olayları bir bir anlatırlar.  Allah  seferibirlik yıllarını size yaşatmasın” diye dua ederlerdi.
Yaşlılarımızın anlattıklarını yazmadık, kayıt altına almadık. Konuyla ilgilenmesi gereken Kültür Bakanlığı,  TRT ve devletin diğer kurumları Savaşlar ve seferberlik yıllarının  canlı şahitlerini görmezden gelip, unutmaya terk ederek Devletin  parası ile Milletin Milli ve Manevi değerleri ile alay eden,  bol bol  Şabanlı, Ramazanlı  ve Seyitli filimler çekti.  Çanakkale savaşı sahnelerini  bile  komutanının  çadırına  el bombası atarak, komedi haline getirmelerine tepki bile koymadık .
2018 yılı Birinci Dünya Harbi’nin sona ermesinin yüzüncü yılı.  Bu gün   Türkiye Cumhuriyeti üzerinde adı konmamış, Ekonomik  siyasi ve  terör savaşları yapılıyor.  Bu savaşı kazanmak İçin 100 yıl önce yaşananlardan ders ve ibret almalıyız.  Gençlerimizi Milli  tarih ve kültür bilinci ile yetişmesi için seferberlik ilan etmeliyiz.

1914  yılı Ekim   ayında ilan edilen   Seferberlik ilanı ile ilgili yaptığım araştırma ve derlemeyi sizlerle paylaşıyorum.

29 EKİM 1914’DE BAŞLAYIP 31EKİM 1923’DE SONA EREN GENEL SEFERBERLİK YILLARI

Osmanlı tarihinin en hasarlı, en dramatik ve en uzun ömürlü  “Seferberlik Dönemi” tam tamına dokuz sene sürdü:

Birinci Dünya Harbi sebebiyle 29 Ekim 1914’te fiilen başlayan “Umumî Seferberlik” hali, 31 Ekim 1923 tarihi itibariyle sona ermiş oldu.

Burada çok önemli bir noktanın altını çizerek devam edelim: Düyûn-u Umumiye, Mebûsân Meclisi ve Umumî Seferberlik gibi, Osmanlı’dan TC’ye tevârüs eden tarihî hakikatler de açıkça ve hiç tereddütsüz şekilde gösteriyor ki, yeni Türkiye (TC) Devleti, Osmanlı Devletinin devamıdır. Yani, Devlet-millet aynıdır; değişen ise, rejim ve sistemdir.

Şimdi, dokuz yıl süren bu dramatik seferberliğin gelişme seyrine bir bakalım.


“EMRİVÂKİ” İLE SAVAŞ


Osmanlı Devleti, resmen değil, ama emrivâki neticesi fiilen Birinci Dünya Savaşına girmiştir.

Bu emrivâki şu şekilde gelişti: Alman asıllı Osmanlı Amirali Souchon, mahiyeti anlaşılmayan şaşırtıcı bir hareketle, 29 Ekim günü (1914) Rus limanlarını bombardıman ettirir.

Almanya'dan henüz satın alındığı ilân edilen Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) isimli savaş gemilerinin de iştirakiyle Karadeniz'e açılan Osmanlı donanması, Rusya'nın Odessa, Sevastopol ve Tedosya limanlarını bombalamaya başlar.

Bunun üzerine, Rusya da harekete geçti ve Osmanlı'nın Kafkasya'daki sınırını savaş birlikleriyle geçerek şiddetli mukabelede bulunur.

Böylelikle, Osmanlı devleti kendini apansız bir şekilde Avrupa'da çoktan (28 Haziran'da) başlamış olan Birinci Dünya Harbinin ortasında bulur.

Bu arada, seferberlik ilân edildiği için, Meclis'in faaliyeti sona erdirilerek bütün selâhiyet hükümete verilmiş oldu.

Evet, ortada Meclis yok, sadece İttihatçıların gölgesinde bulunan bir sultan (M. Reşad) ve yine İttihatçıların baskısı altında icraat yapan bir hükümet vardı.

Bu garip durum, savaş yılları boyunca devam edip gitti.

Birinci Harbe iştirak etmek mecburiyetinde kalan Osmanlı, hemen bütün cephelerde büyük fâcialar yaşadı, büyük toprak kaybına uğradı ve çok da zayiat verdi.

Başlangıçta hiç hesapta olmadığı halde, dört yıllık savaşın ardından, şehitlerin, gazilerin ve muhaceret neticesi dağılan, yahut telef olanların yekûnu dört milyona baliğ oldu.

Yaşanan fâciaların, elbette ki bir kaderî vechesi vardır. Hikmet lisânıyla, bunların izahı mümkündür.


DOKUZ SENE SONRA


Millet Meclisi’nde, dokuz yıl müddetle yaşanan "Umumî Seferberlik" halinin kaldırılması kararı alındı. (31 Ekim 1923)
Yukarıda da ifade edildiği üzere, Birinci Dünya Savaşı’nın Avrupa Kıt’ası’nı etkisi altına almaya başlaması üzerine, Osmanlı Devleti de teyakkuz haline geçti ve 1914'te törenle "Umumî Seferberlik" ilân edildi.

Birinci Dünya Savaşı’nı İstiklâl Harbinin takip etmesi sebebiyle, seferberlik halinin de sürüp gitmesini zarurî kıldı.

Nihayet, Ankara'da kurulan hükümetin yeni Türk devletine dönüşmesi ve yeni devletin şeklinin "Cumhuriyet" olacağının ilân edilmesi, seferberlik halinin de artık sona erdirilmesi gerektiğini gösteriyordu.

Nitekim öyle oldu. Cumhuriyetin ilânından iki gün sonra toplanan Millet Meclisi, dokuz yıldır süregelen seferberlik halinin de artık kaldırılması gerektiğine karar verdi.

Hülâsa: Harbe iştirak eden diğer devletlere nazaran, seferberlik ile birlikte sıkıyönetim halinin de en uzun süreli olarak uygulandığı yegâne ülke Osmanlı ve onun devamı mahiyetindeki Türkiye Devleti oldu. Diğer devletlerin tamamında, bu olağanüstü haller çok daha kısa sürmüştür.(kaynak m.latif. Salihoğlu.)
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner341

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner398

banner346

banner149

banner378

Dolmabahçe Sarayı’nı Gezdiniz Mi?
İsmail Kahraman makale

Haberi Oku