banner546
3 Mart 2020, Türk tarihinin, bir başka zaviye ve açıdan, yine mühim bir çehreye bürünüşünün doksan altıncı dönüm noktasıdır. Çünkü, Birinci Cihan Harbi sonunda yenik düşmüş bir imparatorluğun enkazı üzerine çöküşen düveli muazzamanın, yani büyük devletlerin hayat damarlarımızı kurutmaya başladıkları, acı yılların sonunda erişilen zaferi takiben atılan yeni adımlara muvazi / paralel olarak yepyeni, umulmayan bir adım daha atılmış; 3 Mart 1924’de Yeni Türkiye Devleti’nin çehresine Hilafet makamının da kaldırılmasıyla bambaşka bir mahiyet verilmişti.

Müslüman-Türklerin teşkil ettiği en muhteşem bir imparatorluk olan Osmanlı Devleti, üç kıtaya şamil / yaygın hudutları içinde çeşitli din ve ırkları ihtiva ediyor / içine alıyordu.

Padişah bütün unsurların mutlak başkanı, ayrıca bütün dünya müslümanlarının da lideri vasfını haiz olup bu sıfatı taşıyordu. Yani Türklerin Padişahı, Müslümanların Halifesi sıfatını. Bu ikinci cihaşümul vasıf, Cihangir Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Han hazretlerinin Devlet-i Âl-i Osman’a en büyük bir vediası ve emanetiydi.

Hilafet 1517’de Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı zabtı neticesinde Osmanlılara geçmişti. Osmanlıların elinde dört asırlık bir mazisi vardı. Bilhassa büyük Türk Hakanı Sultan İkinci Abdülhamid, Hilafet’ten lâyıkı veçhile istifade etmesini bilmiş, bu makamın hakkını tam manasıyla verebilmiş, mümtaz bir Türk Padişahı ve İslâm Halifesi olmuştu.

İslâmın bayraktarlığını asırlarca şerefle deruhte eden / yerine getiren, Türk milletinin dûçar kaldığı son tarihî çöküntü dolayısıyla, Anadolunun istilaya uğraması, İslâm âleminde sert tepkilere yol açmıştı.

Bu ise, hiç şüphesiz Türklerin elinde bulunan Hilafet müessesesinden ileri geliyordu. Nitekim bilhassa Hint müslümanlarının maddî yardımlarda bulunmaları, İngilizlerin şahsında, Türke lâyık görülen muameleleri protesto edişleri, hattâ Anadoluya gönüllü yollamaları ilk akla gelenlerdendir.

1967 senesinde Afrika’nın bir köşesinde hâlâ Abdülhamid adına hutbe okunuşunun sabit görülmesi, herkesi hayrete düşürmüş; Abdülhamid Han’ın bu kutsal müessese vasıtasıyla dünyanın her tarafıyla nasıl bir irtibat kurduğunu gözler önüne sermişti.

1 Kasım 1922’de alınan bir kararla, Saltanat ile Hilafet birbirinden ayrıldı. Son Padişah Sultan Vahideddin sadece Halifelik sıfatını aldı. Bu hâli, kısa bir müddet devam ettiren Vahideddin, bazı sebeplerden ötürü, bütün müslümanların Halifesi payesiyle, 17 Kasım 1922’de yurdu terketmek mecburiyetinde kaldı.

Millî Mücadelenin güzide kumandanlarından çoğunun Saltanat ve Hilafete karşı merbutiyet ve bağlılıklarının devamı, üstelik halkın Padişahına ve bilhassa Halifelik makamına saygı ve hürmet göstermesi; inkılapların tedrîcen yapılmasına sebebiyet vermişti.

Çünkü 1 Kasım 1922’de Saltanatın ilgası, millet için büyük bir sürpriz olmuştu. Böyle nâzik bir ortamda, Hilafetin de kaldırılması babında atılacak adımlar, vahim hadiselere sebebiyet verebilirdi. Binaenaleyh bir müddet beklemek, herhalde daha muvafık / uygun düşerdi.

Nitekim ileride göreceğimiz veçhile, işin hiç de kolay olmadığını, Halifeliğin kaldırılmasına karşı çıkanların bulunduğunu; Saltanatın ilgası sırasında buna cephe alanlara karşı karma encümende Mustafa Kemal’in tehditkâr cevabı gayet güzel ispatlar.

Mustafa Kemal şöyle diyordu:

“Türk milleti, hakimiyeti ve saltanatı eline almış bulunuyor. Bu, olmuş bitmiş bir iştir. Burada toplananlar, Meclis ve herkes mes’eleyi tabiî görürse fikrimce uygun olur. Aksi takdirde yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir!”

İşte, ancak bu tehditkâr hitabdan sonradır ki, en büyük idarî değişiklik yapılabilmiş yani Saltanat tarihe karışmıştı.

Halifelik ise, apayrı bir mahiyet arzediyordu. Yalnız Türkleri değil, bütün İslâm âlemini ilgilendiriyor, bilhassa Afrika ve Asya’da birçok müslüman milletleri sömüren Hristiyan Avrupa’nın da alâkasını çekiyor, velhasıl bütün dünya gözlerini yeni Türk Devleti’nin üstüne çevirmiş bulunuyordu.

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner377

banner149

banner378