banner462

Geçenlerde sosyal medyada bir gazetecinin paylaşımına denk geldim. İş bu zat bir İmam-Hatip Lisesinin bahçe duvarına yazılı ayet mealinden rahatsız olmuş. “Bu işler böyle kolay mı oluyor?” diye de soruyor arkadaş. Ne sakıncası varsa!?

Sorum şu: Müslüman bir ülkede Müslümanın kutsal kitabından bir ayetin sokağa asılması kimi neden rahatsız eder? Rahatsızlık veren söz konusu ayetler Müddessir 40-43.ayetler. Belki de bu ayetlerde bahsedilen cehennemlik olma sebeplerine takılmıştır. Patolojik bir vaka sayılabilecek bu kafayı iyi incelemek lazım diyorum. Zira bu zihniyetin temel özelliği dine ve dini değerlere karşı her zaman “kırmızı görmüş boğa modunda” olmalarıdır.

Bu tipler  “biz de Müslümanız” diye lafa başlarlar. Gerisini zaten biliyorsunuz. Tamam da kardeşim sizin İslam dediğiniz tam olarak ne o zaman? Aslında suya sabuna dokunmayan,  sosyal hayatta gözükür olmayan sadece vicdanlar hapsedilmiş, ölülere hitap eden bir İslam  size uyar ama bize uymuyor işte. Bizim iman ettiğimiz İslam suya da sabuna da dokunuyor. Toplumu ilgilendiren ne varsa o konuda söz söyleyen bir dindir İslam.

Bu hastalıklı kafayı incelemeye devam edelim. Bu sakat kafanın inanç profili aşağı-yukarı şöyle. Allah yaratıcıdır,   tamam. Ama yöneten, idare eden değildir. Din yaşanan bir olgu değil hayal edilen sadece inanılıp gönle hapsedilen bir olgu. Din sadece belirli zamanlarda hatırlanır. Mesela kandillerde,  Cuma ve bayramlarda “kandilin kutlu olsun” denilir. Oruç tutulmasa da bayram kutlanır.  Din dirileri pek ilgilendirmez. Ölüm zamanı din hatırlanır. Ölünce hoca çağrılır, cenaze defnedilince arkasından 3-5-7-40 ve 52 gecelerde evde kuran-mevlid okutulup lokma dağıtılır…vs.

Sosyal hayata gelince. İnandığı dinin  faizi, içkiyi, kumarı, domuz etini yasaklaması; tesettürü, namazı, orucu, haccı ve zekatı emretmesi kendisini ilgilendirmez. Ne de olsa kalbi temizdir. Ne de olsa  hocalar ölünce bir sürü Kur’an okuyup dua ediyorlar. Bunca Kur’an’dan, bunca duadan sonra cennete gitmeyecek de ne yapacak!

Bakınız bu hastalıklı kafa çocuklarımızın camiye  koşmasından da fena halde rahatsız. Kendi paçavralarında attıkları manşetlere bakınız ne demek istediğimi anlarsınız. Beyefendilerin Müslüman ülkemde Müslüman çocukların Müslümanın mabedine gitmesinden çok canları sıkılmış. Tabi eskisi gibi olmayınca çıldırıyorlar.

 Bir zamanlar Cuma namazına giden talebeleri görüntüleyip ana haber bülteninde “okuldan cumaya” başlığı ile  ekranda döndürürlerdi. O yavrucaklar sanki illegal bir faaliyet yapıyorlardı. Sanki uyuşturucu partisinde basılmışlardı. Bu iğrençliğe imza  atan zat usta gazeteci diye ortalıkta dolaşıyordu. 

 Çok şükür o günler geride kaldı. Baksanıza başörtüsü için mecliste yapılan oylama sonrası “411 el kaosa kalktı” manşeti atanlar şimdilerde günah çıkartıyorlar! Şimdi bizzat devlet eliyle yani Diyanet İşleri Başkanlığımızın organizesi ile “karne tatilinde” tüm camilerimizde ilkokul ve ortaokul öğrencilerimizi camiye ve namaza alıştırmak için “CAMİYE KOŞUYORUZ NAMAZLA BULUŞUYORUZ” etkinliği yapılıyor. Böylece çocuklarımız hem camiye ve namaza alışacak hem de aldıkları puanlara göre çeşitli hediyeler kazanarak sevinecekler. İşte eğitim budur. Eğitim sadece okul ve sıralarda olmaz. Eğitim hayatın her alanında olur. Elbette bundan da malum kafalar rahatsız olacaklar. Bu normaldir. Ama biz işimize bakacağız. Bu memleketin   geleceği çocuklarımızı manen de doyurmak zorundayız. 18.01.2020

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner377

banner149

banner378