banner366

Sene 1954 takvim yaprakları Aralık ayının otuz birini gösterirken Sivas ilinin Şarkışla ilçesinin Elmalı Köyü’nde güzel bir çocuk dünyaya gözlerini açtı; Muhsin. İyilikte bağışta bulunan, ihsan eden manasındaki bu isim, tünelin ucundan gülümseyen ziya misali yaşamda yerini alacak ve ismiyle hemhal olup genç yaşta onurlu bir geçmişi ardında bırakacaktı. Haydi hep beraber Sivas’lı Muhsin’in hayatına biraz daha yakından bakalım.

İlkokul ortaokul ve lise derken yıllar yılları kovalıyor bu güzel çocuk genç bir delikanlı haline geldiğindeyse Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ni kazanıp eğitimine burada devam ediyor. Eğitim ve öğretimin yanı sıra siyasi çalışmalarda da yer alan delikanlı Muhsin, Şarkışla’da Genç Ülkücüler Hareketi’ne katıldığında tarihler 1968’i gösterir. 1978 senesinde Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu genel başkanı olduğundaysa artık siyaset o’nun için bir yaşam tarzı haline gelmiştir. 1980 senesine kadar Milliyetçi Hareket Partisi’nin genel başkan müşavirliği vazifesini yürüten Yazıcıoğlu 12 Eylül 1980 askeri darbesinde tutuklanarak Mamak Cezaevi’ne gönderilir. Buradaki hayatın kendisine dayattığı esaret zorluklarına rağmen daha da güçlü bir kişilikle inançla tahliye olur. İşte o Mamak cezaevinin soğuk hücre günlerinde yazdığı Üşüyorum şiiri;

‘’ÜŞÜYORUM’’

Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır

Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum

Gözlerim parke parke taş duvarlarda

Açılıyor hayal pencerelerim

Hafif bir rüzgâr gibi , süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak

Güvercinler ülkesinde dolaşıyor

Bir çeşme başı arıyorum

Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp

Mis gibi nane kokuları arasında

Ruhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey

Güne gülümserken papatyalar

Dualar gibi yükselir ümitlerim

Güneşle kol kola kırlarda koşarak

Siz peygamber çiçekleri toplarken

Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde

Ben sonsuzluğu düşünüyorum

Ey sonsuzluğun sahibi , sana ulaşmak

istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim

Güneşimi kapatmayın

Beton çok soğuk, üşüyorum…

(Muhsin Yazıcıoğlu)


O’nun, ülkesi adına yapamayacağı fedakârlık, dayanamayacağı işkence yoktu, tahliyeden sonra sağlam bir iradeyle vatan sevgisi ve imanla, hayatına kaldığı yerden daha da güçlenmiş bir kişilikle geri döndü.

Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı’nın başkanlığı görevinde bulundu.

1987 yılında arkadaşlarıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi‘ne katılarak siyasete tekrar atıldı.

1991 yılına gelindiğinde o dönem gerçekleşen genel seçimlerde Sivas’tan milletvekili olarak TBMM’ye girdi. 1992 yılında bulunduğu partiden (MÇP) ayrıldı, 1993 yılının Ocak ayında bir grup arkadaşıyla beraber Büyük Birlik Partisi’ni kurdu  ve genel başkanlığa seçildi.

1995 senesiyle 2007’de gerçekleşen seçimlerde de yeniden Sivas milletvekili oldu.

Tarih 25 Mart 2009’u gösterirken Muhsin Yazıcıoğlu partisinin seçim çalışmaları için Kahramanmaraş’tan Yozgat-Yerköy mitingine gitmekteydi. Ve o gün elim bir helikopter kazasıyla aramızdan ayrılarak ebedi aleme göç etti. Bütün ülke bu helikopter kazasının üzüntüsü ve böylesine kıymetli bir insanı erken yaşta kaybetmenin hüznüyle sarsıldı. Kazanın sonrasında yapılan yetersiz inceleme ve araştırmalarsa Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmayacak denli şüpheli soru işaretleri bıraktı ardında.

Geride 55 yıllık bir ömre güzel işler yapan güzel izler sığdıran bir Yazıcıoğlu kaldı. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu bugün Ankara’da Mehmed Akif Ersoy’un İstiklâl Marşı’nı yazdığı Tâceddin Dergâhı’nın bahçesinde ebedi istirahatgâhındadır, Mevla rahmet eyleye.

İnsan O’nun sözlerini hatırladıkça kendi hayatını sorgulamaktan ve ülkesine daha da yakın gözlerle bakmaktan kendini alıkoyamıyor.

Bakın neler demiş o tertemiz insan; ‘’Haksız bir davada zirve olmaktansa haklı bir davada zerre olmayı tercih ederim.‘’

‘’Ben Türk’üm, Türk esir olmaz. Ben Türk’üm. Türk devletsiz olmaz. Ben Türk’üm, Türk bayraksız olmaz. Ben Türk’üm, Türk ezansız olmaz. Ben Türk’üm, Türk hürriyetsiz olmaz.‘’

‘’Bu ülkede dürüst olmak başa beladır ama o bela başımızın tacıdır.‘’

‘’Ölüm inançsız insanlar için korkunç bir sondur ama inananlar için ne kadar zevkli bir başlangıçtır!‘’

‘’İki saniye sonrasına garantimiz olmayan bir hayatımız için fırıldak olmaya gerek yok.‘’

‘’Benim adım Muhsin Yazıcıoğlu! Bana baskı sökmez! Bizim Allah’tan başka kimseden korkumuz yok.‘’

Bütün bu özel sözlerin ardından kalemimiz ne yazsa sönük kalır dostlar.

Öyleyse gelin şair, yazar ve düşünce adamı rahmetli Erdem Bayazıt’a kulak verelim;

‘’Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm. Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm.‘’

İşte Merhum Muhsin Yazıcıoğlu‘da ölümsüzlüğü tadan ender insanlardan biri olarak  arkasında bıraktığı örnek yaşam çizgisi ve fikirleriyle hâlâ aramızda.

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner341

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner398

banner346

banner149

banner378