banner392
 

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki kimsenin kimseye güveni kalmamış, söylenen en ufak bir sözü, yapılan en ufak bir işi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışan insanlarla dolu bir zaman… Bu yüzden yapılan her şeye, söylenilen her söze kuşkuyla bakar olduk. Bizi bu hale getiren, yaşadıklarımız ve çevremizde gördüklerimizdir. O gün yaşadıklarım yukarıda söylediklerimi özetler nitelikteydi. Cuma günü öğle saatlerinde okuldan döndüm ve cebimde son kalan harçlığı otobüse verdim. Otobüsten indim ve yürümeye başladım. Caminin önünden tam geçiyordum ki yabancı bir elin bana bir kitap uzattığını fark ettim. Başımı kaldırdım ve adama baktım. Boyu oldukça uzun, orta yaşlı, kafasında hacıların taktığı bir takke, üzerinde eskilerin giydiği geleneksel bir kıyafet, yer yer beyazlamış saçları arasında oldukça koyu olan teni güneşte parlıyordu. Gözlerim ellerindeki birtakım eşyalara kaydı. Bir kolunda iplere gerilmiş minik kitaplar, diğer kolunda ise renkli namaz tespihleri dikkatimi çekti. Kollarına taktığı bir yığın eşyaları bana uzatırken şu sözleri duydum: “ Cuma hayrı için, Allah için, peygamber için al kızım!” İçimden almak gelmedi. Çünkü cebimde son kalan harçlığımı otobüse verdiğimi anımsadım. Ben istemedikçe o, ısrarla elindeki eşyaları bana uzattı. En sonunda : “Amca, ben öğrenciyim. Üstelik okuldan geliyorum ve son kalan harçlığımı da otobüse verdim. Param yok.” deyince adamın rengi değişti. Şu cümleleri tekrarladı: “Cuma hayrına, Allah aşkına, peygamber hatırına al kızım. Para istemiyorum.” Bu cümlelerin sonunda bana uzatılan bu el karşısında yine de umutsuzca çantamı karıştırdım. Çantamı karıştırdığım sırada ne hikmetse az önce para istemeyen amca, çantamdan çıkaracağım paraya gözünü dikmişti. Halbuki para istemediğini söylemişti. Çantamın dibinden nihayet bozuk 2 lira çıkardım. Amcaya uzattım ve karşılığında neye uğradığımı şaşırdım. Amca: “Kızım 5 liran yok mu? Beş lira ver sen.” deyince sinirlendim.“ Amca!” dedim. “Sen az önce benden para talep etmedin. Para istemediğini de söyledin. Paramı ver! Ben bunları almak istemiyorum.” dedim sinirlenerek. Adam geri geri adım atarak yanımdan uzaklaşmaya çalıştı. Hem sattığı dini kitaplarla benim gibi inanç sahibi insanların inançlarını istismar edecek hem de insanların paralarını ellerinden zorla alacaktı. Belki o gün benim son kalan harçlığım olmasaydı acıyıp ona bütün paramı verecektim. O adam ve onun gibi nice din istismarcılarının yollarına devam etmelerini sağlayacaktım. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. O an yalnızca içimden elimde kalan minik kitapları açıp okumak geldi. Açtım ve baktım. Paketi açıp baktığımda paketin içinden “Ayet-el Kürsi” duası yazılı bir kağıt çıktı. Korktum ve bana verilen bu dua yazılı metni de caminin penceresine bıraktım. Allah biliyor ya kızdım. Duayı da bu gibi insanlık dışı işlere alet etmişlerdi. Yazık… Dışarı çıktığımızda bu tip insanlardan yığınla var. Bu insanlar Allah ve peygamber lafzını kullanarak, insanlardan para talep edip hem onların dini duygularını sömürüyor, hem de onların ceplerindeki paraya göz koyuyor. Sözün kısası bu tip insanlar inanç sahibi insanlara hem maddi yönden hem de manevi yönden zarar veriyor. Bu tip insanların ellerinden bir şey almayalım. İnancımızı sömürmelerine izin vermeyelim. Eğer biz alırsak bu tip insanların sayısı artacak ve diğer insanları rahatça sömürmeye devam edecekler.

RAHİME YURTSEVER-KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ-TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI BÖLÜMÜ

KOCAELİ KADIN YAZARLAR GRUBU

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Aliye Uyanık 1 hafta önce

Tebrik ederim değerli bir yazıydı.

banner341

banner370

banner375

banner379

banner373

banner339

banner376

banner398

banner346

banner149

banner378