Şeyh Said isyanı (1925) patlak verdiğinde Şeyh Said; (…) kazası şeyhlerinden, ünlü bir şeyhin de kendisine katılmasını ister.
Bu şeyh seyyiddir. Yani Hz. Muhammed’in soyundandır. Yöresinde meşhur olup, sevilen sayılan biridir. İyi tanınır. İyi bilinir. Üstelik nüfuz (halk üstünde etkinlik) sahibidir. Bölgesinde etkili, sözü dinlenir, etkin bir kişidir.
Şeyh, Şeyh Said’in teklifini kabul eder. Adamlarına haber gönderir. Belirlenen sabah, dediği yere gelmelerini ister. Tabii sözü emir telâkki edilir. Emir kabul edilir.
X
Fakat kararlaşılan yere, belirlenen zamanda, Şeyh Said kuvvetlerine katılmak üzere gelen pür-silâh / tepeden tırnağa silâhlı adamlarına Şeyh, gerisin geriye gitmelerini söyler! Dağılmalarını ister! Çünkü isyana katılmaktan vazgeçtiğini belirtir! Onların da katılmasa iyi olacağını sözlerine ekler! Ve herkesin şaşkın bakışları arasında oradan ayrılır! Ortadan kaybolur!
X
Böyle bir teşebbüs ve girişiminden ötürü, devletin kendisinden haberdar olduğu endişesiyle bulunduğu yeri terkeder. Dağlara çekilir. Geri dönmek için ortalığın yatışmasını bekler.
Tabii onun bu davranışı çeşitli söylentilere yol açar. Değişik yorumlar yapılır. Aleyhinde denmedik lâf kalmaz. Ne korkaklığı kalır ne ödlekliği. Her türlü menfî yaftaya lâyık görülür. Horlanır. Aşağılanır. Tenkit ve eleştiri oklarına maruz kalır. Uzun yıllar aleyhindeki söylentilere hedef olur.
X
Aradan yıllar geçer. Olay küllenmiye yüz tutar. Dedikodular azalır. Şeyh yaşlandıkça yaşlanır. Ecelinin yaklaştığını anlar. Yakınlarını yanına çağırır.
“Artık daha fazla bu sırrı taşıyamıyacağım!” der. İzzet ve şerefine sürülen lekeyi temizlemek istediğini söyler. Herkesin, şaşkınlıktan fal taşı gibi açılan gözleri ve herkesin kulak kesilmesi karşısında, tane tane şu anlamlara gelecek tarzda konuşmaya başlar:
X
“Hatırlayın der, hani Şeyh Said isyan ettiği zaman (1925), ‘Gün bugündür, daha ne duruyorsunuz? Durulacak zaman mıdır? Din elden gidiyor! Kalkış demidir! İsyan vaktidir! Ayaklanmanın tam zamanıdır. Bugün isyan etmiyeceksiniz de ne gün edeceksiniz?’ diyerek beni de isyana katılmaya çağırmış, aşiretim ve adamlarımla safında yer almamı istemişti.
“Ben de memnuniyetle kabul etmiş, hemen aşiret mensuplarına haber salmıştım. Onlar da, sözlerinde durmuş, dediğim gün ve saatte, dediğim yere gelmişlerdi. Ben ise onları şaşırtmış, sükut-u hayâle uğratmıştım! Çünkü onları Şeyh Said isyanına katılmaktan men’ etmiş, bu işten caydığımı söylemiş, dağılmalarını istemiş, onların da isyana katılmamaları gerektiğini tembihlemiş ve herkesin, hayretten dona kalan, şaşkın bakışları arasında oradan uzaklaşmış, kayıplara karışmıştım!
“İşte size şimdi, o gün, niçin o şekilde hareket ettiğimin gerekçesini anlatmak istiyorum.”
X
Herkesi bir heyecan kasırgası sarar. Gözlerini, gözleriyle birleştirerek pürdikkat kesilirler. Kimseden çıt çıkmaz. Büyük bir sessizlik odaya hâkim olur. Şeyh gözlerini sabit bir noktaya diker. Sanki yıllar öncesini yeniden seyredercesine sürdürür konuşmasını:
X
“Harekete geçeceğim sabahın gecesinde bir rüya gördüm, der. Geniş bir alandayım. Baktım, iki ordu çarpışıyor!
Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner341

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner398

banner346

banner149

banner378