GÜNDEM Haberleri Tümü

Fahrettin Paşa’yı tanımak herşeyi anlamaktır

İsmail Kahraman Makale

 Fahrettin Paşa ile ilgili Birleşik Arap Emirlikleri Dış İşleri Bakanı’nın yaptığı paylaşım her bakımdan üzücü. Öncelikle bunu tüm Araplara mal etmemek gerekiyor. Fahrettin Paşa’yı biz bile yeteri kadar anlayamadık. Şöyle sokağa çıkıp bir anket yapsak Medine Müdafi Fahrettin Paşa kimdir diye sorsak acaba kaç kişi cevap verebilir. Fahrettin Paşa’nın Allah Resulünün sandukasını ve Medine şehrinin nasıl koruduğunu hangi şartlarda mücadele ettiğini, açlık ve susuzluktan çöl çekirgeleri yiyerek Allah resulünün emanetlerini koruduklarını kaç kişi biliyor. Öncelikle Fahrettin Paşa’yı bizim insanımıza ve Türkiye kamuoyuna anlatmak gerekiyor.

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNE HADDİ BİLİDİRİLMELİ

15 Temmuz Hain Darbe girişiminin de dolaylı olarak içinde olan BAE’ye haddi gerçekten bildirilmelidir. Öncelikle BAE Krallığına ait Darıca Bayramoğlu’nda ki yere el konulmalı buraya Fahrettin paşa Külliyesi ve parkı yapılmalıdır. Yok pahasına zaten burayı ele geçirmişler, öncelikle bu şekilde ders verilmelidir. 15 Temmuz Hain darbe girişimine yaptıkları desteğinde en azından beledi ödetilmeli, Fahrettin Paşa’nın da bu manada ruhu şad edilmiş olur.

FAHRETTİN PAŞA’YI ANLAMAK HERŞEYİ ANLAMAKTIR

Medine Müdafi Fahrettin Paşa ile ilgili Belgesel Yayıncılık ve Gebze gazetesi olarak bir çok yazı kaleme alıp, Devri Alem Belgesel Programı olarak da Belgeseller çekip TV’lerde yayınladık. Medine’yi aslanlar gibi savunan Fahrettin Paşa’ya hatıralarını yaz denildiğinde “vatan savunmanın hatırası olmaz. Vatan için yapılmaz.” diye cevap vermemiştir. Fahrettin Paşa’nın hatıralarını emir eri yazarak kültürümüze kazandırmıştır. Fahrettin paşa ile ilgili yaptığımı araştırma ve yazıları sizlerle paylaşıyorum, BAE Dış İşleri Bakanı’nı da kınıyorum.

FAHRETTİN PAŞA KİMDİR?

Medine müdafaası sırasında karşı karşıya geldiği İngiliz ajanı Lawrence tarafından “Çöl Kaplanı” olarak tanımlanan Fahrettin Paşa’ya, İngiliz yarbayı Bassett “Kaburgalarına kadar tam bir askerdir.” diyor. Günümüzde pek çoğumuzun hatırlamadığı bu unutulmaz Paşa’nın asıl adı Ömer Fahrettin Türkkan’dır. 4 Şubat 1868’de Tuna Nehri kenarındaki küçük bir kasaba olan Rusçuk’ta doğmuştur. Babası Nizam-ı Cedid Topçubaşısı Ömer Ağa’dır. Annesi Mohaç kahramanı Akıncı Beyi Bali Bey’in soyundan gelen Fatma Adile Hanım’dır. Henüz on yaşındayken yaşadığı 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi), Ömer Fahrettin’de asker olma isteği uyandırmıştı. Zira bu savaşta binlerce Müslüman hayatını kaybetmiş binlercesi de göçe zorlanmıştır. Osmanlı-Rus Harbi sonrasında ailesiyle İstanbul’a gelen Ömer Fahrettin, Harp Okulu’nu ve Harp Akademisi’ni başarıyla bitirdikten sonra 1891’de kurmay yüzbaşı olarak Osmanlı ordusuna katıldı. 1908’e kadar merkezi Erzincan’da bulunan 4. Kolordu’da görev yaptı. Meşrutiyet’in ilanından sonra Yarbaylığa terfi edip İstanbul Selimiye 1. Nizamiye Tümeni Kurmay Başkanı olarak atandı. Balkan Savaşları’ndaki başarılı hizmetlerinin ardından I. Dünya Savaşı’nda 4. Ordu Komutanlığına bağlı 12. Kolordu Komutanlığı’na atandı. Bu vazifede iken Musul ve havalisinde başarılı hizmetler yürüttü. 1915’te 4. Kolordu Komutanlığı Vekilliğine tayin edilen Fahrettin Paşa bölgedeki Ermeni isyanları ile uğraştı. 23 Mayıs 1916’da Medine’ye gönderildi. Medine’yi ele geçirmek isteyen İngilizlere karşı tüm imkânsızlıklara rağmen bu kutsal beldeyi 2 yıl 7 ay savundu. Bu sırada şehrin yağmalanması ihtimaline karşı 100 parçaya yakın kutsal emaneti İstanbul’a naklederek, belki de Kutsal Emanetleri British Museum’da sergilenmekten kurtardı ve İslam Tarihi Kültürüne önemli bir katkıda bulundu. Uzun süre Medine’yi teslim etmeyen Fahrettin Paşa, devlet merkeziyle bağlantının kopması, erzak ve ilaç sıkıntısının had safhaya ulaşması üzerine 7 Ocak 1919’da Medine’yi teslim etmek zorunda kaldı. 1926’da İstanbul’a dönüp sonra çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 5 Şubat 1936’da Tümgeneral rütbesiyle TSK’dan emekliye ayrıldı. 22 Kasım 1948’de bir Ankara seyahati sırasında Eskişehir yakınlarında kalp krizi geçirerek vefat eden Fahrettin Paşa İstanbul’da toprağa verildi. Rumelihisarı kabristanında medfundur.

FAHRETTİN PAŞA’NIN UNUTULMAZ MEDİNE MÜDAFAASI

Medine savunması, askeriyle tek vücut olmuş bir Osmanlı paşasının vatan ve Peygamber sevgisinin yansımasıdır. İngiliz oyunlarıyla, bedevilerin isyanlarıyla, açlıkla, susuzlukla, 50 dereceyi aşan kavurucu sıcakla, başta İspanyol Nezlesi ve askerin dişlerini ve çenesini düşüren İskorpit olmak üzere türlü hastalıklarla ve ağır çöl koşullarıyla canla başla mücadele ederek Medine-i Münevvere’yi, Hz. Peygamber’in kabrini son ana kadar savunan, teslim çağrılarını geri çeviren Fahrettin Paşa’nın bu dik duruşunu ancak ve ancak Peygamber sevgisiyle izah edebiliriz. Zira Fahrettin Paşa Medine’yi “bütün İslam’ın sırtını dayadığı yer, manevi gücünün desteği” diye tanımlamak suretiyle bu kutsal şehre özel bir önem vermektedir.

İngiliz ajanı olan Lawrence de bölgede bulunuyor ve “Osmanlı, Müslüman olmayan Almanya ile ittifak yapıyor, yakında Almanlar Mekke ve Medine’ye de girecektir.” diyerek Arapları Osmanlı Devleti aleyhinde kışkırtıyordu. Bu karışık ortamda Peygamber Efendimiz’in kabrinin bulunduğu Medine’yi savunmak üzere Fahrettin Paşa 23 Mayıs 1916’da Medine’ye görevlendirildi.

CAN VERİR, CANAN’I (SAV) VERMEZ TÜRKLER

İşte tarihe altın harflerle kazınan, Türk milletinin Hz. Muhammed’e (sav) bağlılığını ortaya koyan, “Can Verir, Cananı (sav) veremez Türkler” diye adına şiirler yazılan, başından sonuna bir destan olan “MEDİNE MÜDAFAASI” böylece başlıyordu. Fahrettin Paşa ve askerlerinin yazdığı bu destan Temmuz 1916’dan Ocak 1919’a kadar sürecek, Peygamber Efendimiz’in kabrini düşmana bırakmamak için isyancılara karşı mücadele edilecektir. Hz. Peygamber’in kabrini düşmana bırakmamakta kararlı olan Osmanlı askeri un stokları azalınca hurma çorbası içmiş, hurma çekirdeklerini öğüterek elde ettikleri undan ekmek üreterek yemişlerdi…

 

banner326
Yorum Gönder
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir. Teşekkür Ederiz.
Yorumunuz onaylanmıştır, teşekkür ederiz.
Ad Soyad
Yorumunuz