BABAMIZIN 3 OCAK 2009 VEFAT YIL DÖNÜMÜ
VEFATININ 17. YILINDA GAZETEMİZİN MANEVİ KURUCUSU BABAMIZ MERHUM MUSTAFA KAHRAMAN'I RAHMETLE ANIYORUZ.
BABAMIZ DOĞUM YERİ ESPİYE SOĞUKPINAR BELDESİ DİKMEN KÖYÜ GIRAN MAHALLE ŞEHİT İBRAHİM CAMİSİNDE 2 OCAK 2025 TARİHİNDE CUMA NAMAZI SONRASI KURAN HATMİ İLE ANILDI.
GAZETECİLİK HOCAMIZ BABAMIZI RAHMET ÖZLEM SEVGİ SAYGI VE ŞÜKRANLA ANIYOR BABAMIZ MERHUMUN ŞAHSINDA EBEDİYEYETE GÖÇEN TÜM BABALARIIN RUHU İÇİN SİZ DEĞERLİ OKURLARIMIZI FATİHA OKUMAYA DAVET EDİYOTUM EL FATİHA.
GAZETEMİZİN SAHİBİ İSMAİL KAHRAMAN'IN 3 OCAK 2026 TARİHLİ GEBZE GAZETESİNDE BELGESELCİNİN NOT DEFTERİNDE YAYINLANAN MAKALESİ.
.jpeg)
Tarihler 2 Ocak 2009 İsrail’in ilk kara savaşlarının başlattğı Gazze’ye o dönem BELGESELLERİMİZ in yayınlandığı Tv 5 adına Can suyu yardım derneği ile Mısır üzerinden ilaç yardım götürmek üzere Refah sınır kapısındayız Refah sınır kapısı ve Hanyunusa soykırımcı İsrail bomba yağdırıyor götürdüğümüz ilaç yardımlarını teslim edip savaşa canlı şahitlik yaparak belgesel çekimlerimizi tamamlayıp mısırın başkenti Kahkreye döndük kaldığımız otelde 2 Ocak 2009 gece uykudan uyandırılıp acı haberi aldığımda dünyam başıma yıkılmıştı 3 Ocak 2009 günü sabah erken Mısırdan Türkiye’ye gelen ilk uçakla dönüp Gebze çoban Mustafa paşa csmisinde cenaze namazına yetişip Gebze aile mezarlığına kendi elimle mezara indirip ebediyete uğurladığımız o günü hiç unutamıyorum
BABAMIZIN VEFATININ BİRİNCİ YILINDA YAYINLADIĞIMIZ MAKALEMİZ
Babasız geçen bir yılın ardından (3 Ocak 2010 Gebze Gazetesi)
Babalarımız en önemli değerlerimizdendir. Babaları hayatta iken yeteri kadar anlamayız. Zaman zaman da üzeriz. Babalar öldükten sonra kıymetleri anlaşılır. Her ne kadar yeteri kadar hakkını teslim edemesek de babalar ailenin direğidir. Babalar sadece ailenin direği değil her şeydir.
Analarımız kadar gündemde olmasa da, Baba olmak çok büyük sorumluluk ister. Baba olmak şefkat ve sevgi ister. Babalarımız çok kıymetli varlıklardır. Babalarımızın kıymetini ancak babalarımızı kaybedince anlarız… Babalarımızın kıymetini bilelim.
Babamla geçirdiğim çocukluk yıllarını daha dün gibi hatırımda. Babamın sırtında saatler süren yayla yolculuğu. Babamla ilk gittiğim şehir gezisi. Beni sevip okşaması. Sigara içtiğim için kızıp dövmesi. Babamla geçirdiğim daha nice hatıralar.
Evet babamı kaybedeli bir yıl oldu. Babasız bir yıl benim için çok zor oldu. Babamın yokluğunu annemle gidermeye, onda o şefkati bulmaya çalıştım. 90 yaşındaki annemi ziyaret ederek baba hasretimi dindirmeye çalışıyorum. Her geziden sonra eve gitmeden anamın elini öpmeye gidip özlem gideriyorum. Hafta sonları küçük oğlumu Emirhanın elinden tutarak babamınve halamın kabrine giderek Fatiha okuyup onsuz geçen ayların ne kadar zor olduğunu tekrar tekrar anlıyorum.
.jpeg)
Babamı bir yıl önce kaybetiğimizde, yine bir yurtdışı gezisine çıkmıştım. Daha doğrusu Filistin´e yardım için Gazza’ye gitmiştim Gazze sınır kapısında bombalar altındayken haber gelmiş, apar topar Türkiye´ye dönerek Babamın cenaze namazına son anda katılmıştım.
Dün babamın vafatının birinci yılı münasebetiyle Kuran ve mevlit okutarak bir kez daha acısının hiç bir zaman bitmeyeceğini anladık.
Bir yıl önce babamı kaybettiğimde baba olmanın ne anlama geldiğini daha iyi anlamıştım. Babamla yaşadığımız hatıralar gözümde canlanmıştı.Yaz tatillerini babamla birlikte köylerde ve yaylalarda geçirerek hayat tecrübesinden yararlanıp, babamla belgesel çekmiştim. Bütün yaptıklarımız film şeridi gibi gözümün önünden geçmişti.Siz değerli okurlarıma babanızın kıymetini bilin babalarınızın hayatını kameraya kaydederek gelecek nesillere belgesel görüntüsünü aktarın.
.jpeg)
Şehit torunundan, Asker Babası’na (14 Ocak 2010)
Şehitlikler ve şehitlerle ilgili yazdığım yazılarda bende bir şehit torunuyum, Şehit dedeme vefa borcumu ödemek için bu yazıları yazıyorum diyordum. Babamın babası dedem İbrahim Kahraman ( Kandazoğlu) Birinci cihan harbinde askere alınarak cepheye sevk edilmiş ve bir daha geri dönmemiş.
Dedem İbrahim ile ilgili yaptığım tüm araştırmalarda askeri belgelerde ” Espiye, Dikmen köyünden Mustafaoğlu İbrahim Askere celp edilip, Cepheye sevk edildi” yazısından başka hiç bir yazılı belge bulamadım. Yaptığı özel araştırmada Sivas -Suşehri yakınlarında Ermeniler tarafından şehit edildiği.
Bundan sonra artık Bir asker babası olacağım. Oğlum Emre Kahraman’ı Bu gece Askere uğurluyorum 2 Yıllık meslek yüksek okulu mezunu olan oğlum, Açık Öğretim Fakültesi okumasına rağmen askerliğini tecil etmeden Askere gitmeye karar vermesi beni sevindirdi.
Birçok kişinin bedelli askerlik yapmak istediği, bazıları askerden tüymek için çürük raporu aldığı, bir dönemde oğlumu seve seve asker uğurluyorum. Bizzat ben oğlum Emre ile Manisa’daki birliğine kadar gidip ona eşlik edeceğim.
Artık bundan sonara Asker babasıyım. Asker babası olmak büyük bir nimet, bende Askerliğimi Deniz Kuvvetlerinde yaptım. Benim için Askerlik çok önemli. Vatanıma karışı borcumu ödedim. Sıra şimdi oğlumda. Oğlumda askerliğini en işi şekilde yapacak.
Şehit torunu ve Asker babası olmak büyük bir şeref. Bu şerefe herkese nasip olmasını dilerken 8 Ekim 2008 tarihinde bu köşede yer alan ” Asker ve Şehit” başlıklı yazdığım yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
.jpeg)
BABADAN EVLATLARINA ÖĞÜT
Baba üzerine ne kadar yazı yazılıp konuşmalar yapılsa azdır. Babanın değerini ve kıymetini insanlar baba olduğu zaman ve birde babalarını kaybettiği zaman anlar. Babalar ailenin temel direği, varlık nedenidir. Baba gücün simgesi, neslin devamıdır. Babalar nasihat verir, ders verir, babalar evlatları için örnektir, kol kanattır, deyim yerinde ise her şeydir.
Babaları hayatta olanlar babalarının değerini bilmez ve anlayamazlar. Babalar ebedi aleme gittikten sonra eyvah derler ve iş işten geçmiş olur. Baba ile ilgili ne söylense az. Geçtiğimiz günlerde okunmuş kitap satan bir satıcıdan satın aldığım ‘Tarih Boyunca Babaların çocuklara öğütleri’ adlı Mustafa Turan imzalı kitap gerçekten muhteşem. Kitapta peygamberlerin, ünlü düşünürlerin, yazarların, fikir adamlarının ve dünyaca tanınan edebiyatçıların çocuklarına yaptığı öğütleri içermekte. Kitabı bir çırpıda okuyup incelediğimde ne kadar güzel yazılmış bir baş ucu kitabı olduğunu anladım. Onlardan bir iki nasihat’i burada sizlerle paylaşmak istiyorum
Ünlülerin evlatlarına nasihatleri
‘Hz Ali’nin ‘Ey Oğul yalancı ile arkadaş olmaktan sakın, O sana uzağı yakın, yakını da uzak gösterir’ Şair Nabi’nin ‘Ey Oğul İnsanda bir dil iki kulak vardır, öyleyse sende bir söyle iki sus, sözünü kısa tut ki inci ve mercan gibi değerli olsun’ sözlerine ilaveten Türk dil bilgini Kaşgarlı Mahmut’un oğluna yaptığı şu nasihat çok önemli Kaşgarlı Mahmut’u dinliyoruz ” Oğlum ananın babanın sözünü işittiğinde red etme, mal baht bulduğunda buldum delisi olma, haddini aşma, sözün özünü hep bilginler söyler, bilginlere yakın dur, akıllı kişi öğüt kabul edendir” ne kadar güzel nasihatler. Bugün bile geçerliliğini koruyan bu nasihatler evlatlara yol göstermekte, ışık olmaktadır.
İSMAİL KAHRAMAN İN MAKALESİ
BABAMLA GAZETECİLİK VE BELGESELCİLİK HATIRALARIM
Gazeteci Hocam Babamı Rahmet, Minnet ve Şükranla Anıyorum başlıklı
2 Aralık 2025 de yazdığım makalem
Gebze Gazetesi’nin manevi kurucusu, gazeteci hocam, rahmetli babam Mustafa Kahraman’ın mezarını ziyaret edip Fatiha okuyarak 3 Aralık 1984 tarihinde yayına başlayan gazetemizin 41. kuruluş yıl dönümü etkinliklerimizi başlattık.
Gebze Gazetesi 41 yaşına giriyor
Kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğum, 1984 yılı Aralık ayında yayına başlayan Gebze Gazetesi’nin (www.gebzegazetesi.com) ilk sayılarını Ankara Milli Kütüphane arşivinde bularak İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (www.iktav.com) vakfı kütüphanemize kazandırdık.
Binlerce kitap, fetih belgesi, fotoğraf ve Devri Alem Belgesel TV program arşivinin bulunduğu, Kocaeli Valiliği olurları ile kurulan İKTAV Araştırma Merkezi kütüphanemiz, tarih ve kültür araştırmacılarının hizmetindedir.
Gebze Gazetesi Aile Yılı ilan ediyoruz
Aralık 1984 tarihinde, 41 plakalı Kocaeli/İzmit’te Türkyolu “Bizim Şehir” matbaasında basılarak yayın hayatına giren ve daha sonra Gebze’de kurduğu tesislerle yayınına devam eden Gebze Gazetesi, bugün internet üzerinde www.gebzegazetesi.com olarak tüm dünyaya açılarak yayına devam ediyor.
Gebze Gazetesi olarak, 2026 yılı Aralık ayına kadar bu yılı www.gebzegazetesi.com “Aile Sevgisi Yılı” ilan ederek tüm okurlarımız ve takipçilerimiz ile kültürel etkinlikler, yarışmalar ve çeşitli faaliyetlerle kutlamak istiyoruz.
Babamdan gazetecilik dersi ve çocukluk hatıralarım
Gebze Gazetesi (www.gebzegazetesi.com) ve http://www.gebzegazete.com’da “Belgeselcinin Not Defteri” köşesinde 4 Ocak 2023 tarihinde yayınlanan makalemiz:
3 Ocak 2009 tarihinde ebediyete göçen babamın vefat yıl dönümü dolayısıyla, merhum babam Mustafa Kahraman’ın vefatının 15. yıl dönümünde http://www.gebzegazetesi.com’da yayınlanan canlı makalemi, babamın Gebze mezarlığındaki kabri başından sunuyorum. Babam, merhum Kandazoğlu Mustafa Kahraman’ın şahsında ebediyete göçen tüm babaların ruhu için El Fatiha.

Baba güçtür, kuvvettir ve temelimizdir.
Baba yurttur, yuvadır, evimizin direğidir.
Baba ocaktır, kucaktır; anlayana her şeydir.
Baba şandır, şereftir; geçmiştir, gelecektir.
3 Ocak 2009’da Gebze’de 100 yaşında vefat eden merhum babam, benim şerefim, ilk hocam, rol modelim, ideolüm ve her şeyimdi. Vefatının 15. yılında merhum babam Mustafa Kahraman’ı mezarı başında, Şehit İbrahim Dedemin adını taşıyan Kemal İbrahim ağabimin başkanlığında, babamın torunları ile mezarı başında Kuran okuyup dua ile andık.
Vasiyet, nasihat ve hatıralarını unutmayacağım. Merhum babamı rahmet, minnet ve şükranla anıyor; babamın şahsında ebediyete giden, Hakka yürüyen tüm babaların ruhu için siz değerli arkadaşlarımı bir Fatiha ve üç İhlas-ı Şerif okumaya davet ediyorum.
El Fatiha…
Babamın vefat yıl dönümünde, babamın aziz hatırası için mezarlığın girişine bir meyve fidanı dikerek ruhunu şad eyledik. Babam ile çocukluk yıllarımın geçtiği Giresun Espiye Soğukpınar Beldesi Dikmen Mahallesi ile Karaovacık Yaylası’nda çektiğimiz belgeselin Kocaeli TV’de yayınlanan bölümünü sizlerle paylaşıyorum.
Babamla 2003 Yılı Yayla Hatırası:
Soğukpınar Beldesi Dikmen Mahallesi:
Emine Anam’ın Yün Çorabı Örmesi:
Babamla çocukluk hatıralarım:
3 Ocak tarihi benim için çok önemlidir; her yıl ocak ayının üçünde hüzünlenirim. 14 yıldır 3 Ocak geldiğinde duygusallaşıp üzülürüm. 2009 yılının 3 Ocak günü Mısır’ın başkenti Kahire’deydim; Cansuyu yardım ekibinin daveti ile Mısır’dan Filistin’e gidiyoruz. Devri Alem belgesel programımın yayınlandığı TV5 Televizyonu adına, İsrail tarafından bombalanan Gazze’ye tıbbi yardım malzemesi götüren Cansuyu yardım derneği ekibinin Mısır-Gazze sınırında belgeselini çekeceğiz.
Çok zor şartlar altında Süveyş Kanalı ve Sina Çölü’nü geçerek Mısır-Gazze sınırına gidip yardım malzemelerini İsrail bombardımanı altındaki Gazze’ye teslim ettik. Devri Alem belgesel programı (www.devrialem.tv) olarak belgesel çekimlerimizi tamamlayıp geç vakitlerde Mısır’ın başkenti Kahire’ye döndüğümde, gece yarısı çoktan geçmiş, takvimler 3 Ocak 2009’u gösteriyordu. Kaldığım oteldeki telefon acı acı çalmaya başladı; kardeşim Yunus Gebze’den arıyordu.
O gece hayatımın en acı telefonlarından birini aldım: en değerli varlığım, ilk hocam, rol modelim babam Kandazoğlu Mustafa’nın Hakka yürüdüğünü öğrendiğimde dünyam yıkılmıştı. Kendimi tam bir boşlukta hissederek, rahmetli babamla geçen çocukluk hatıraları bir sinema şeridi gibi gözümün önünden geçmeye başladı. Hazırlıklarımı tamamlayıp Mısır’dan geri dönmüş, Gebze Mustafa Paşa Camisi’ndeki babamın cenaze namazına 3 saatte gelerek son anda yetişmiş ve babamı ebedi makamı mezarına bizzat kendim indirip yerleştirmiştim.
Merhum babamın hayatı çile ve sıkıntı içinde geçmişti. Dedem İbrahim, Birinci Dünya Savaşı’na gittikten 5 ay sonra şehit yetimi olarak dünyaya gelmiş; Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış, gözünün biri çiçek hastalığı salgınında kör olmuş; İkinci Dünya Harbi’nde mecburi olarak askere gitmiş; Erzincan’da vatani görevini yapmış; darbeler ve ihtilaller yaşamış, büyük sıkıntılar çekmiş, düşmanlarının cinayete teşebbüs iftirası sonucu haksızlıkla hapiste yatmış ve davası beraatle sonuçlanmış; iftira atanları Allah’a havale etmişti. Kendisine öldürmeye teşebbüs iftirasını atan şahıs daha sonra kendi kendini vurarak ömür boyu topal ve engelli kalmış, haksızlığın bedelini ödemiştir.
Hayatı boyunca haksızlık karşısında susmayan, her zaman mazlumun yanında olan babam, biz evlatlarına devlet ve milletin hizmetinde yararlı işler yapmayı öğütlemiş; mazlumun yanında, zalimin karşısında durmayı, yapıcı olup yıkıcı olmamayı vasiyet ve nasihat etmiştir. Babam, ilk okula 1924 yılında köyümüzde açılan okulda başlamış, Osmanlıca yazıları öğrenmiş, Harf Devrimi’nden sonra Latin alfabesi ile eğitim görmüştür. Dini bütün, güzel Kuran okuyan, türkü söyleyen, şiirler yazan babamla 13 yaşında yatılı eğitim kurumuna gönderilmemle başlayan, dolu dolu çocukluk yıllarımı birlikte yaşadım.
İşte o hatıralardan bazıları:
Giresun’un Espiye ilçesinde, orman köyü olan Dikmen Köyü’nde 1960 yılında dünyaya geldim. Köyümüz orman köyü olmasına rağmen, orman köylerinin anayasa ile desteklenmesi gerekirken maalesef desteklenmemiştir; o yıllarda işsizlik vardı. Rahmetli babam, Giresun ormanlarında çalışacak iş bulamadığı için Düzce ormanlarında Hızar Dere bölgesinde orman işçiliği yapmıştır. Ben babamı ilk kez dört yaşımda tanıdım. Düzce’den köye geldiğinde getirdiği bisküvinin (püsküt) tadı hâlâ damağımdadır. Babamın babacan tavrı ve şefkatli kucağını dört yaşımda yaşamıştım; deyim yerindeyse babamı dört yaşında tanıyıp görmüştüm.
Babamla Bayram Namazı
Bayram deyince çocukluk yıllarımız gözlerimizin önüne gelir. Çocukluk yıllarında yaşadığımız ilk bayramlar, silik bir resim gibi hatırladığımız mutlu günler, heyecandan uyuyamadığımız bayram geceleri… Sabah erkenden büyüklerimizle birlikte bayram namazına gittiğimiz o günler… Artık hepsi mazi oldu, çok gerilerde kaldı. O çocukluk yıllarımızdaki bayram hazırlıkları, daha bir ay önceden kendimizi bayrama hazırladığımız günler, arife gecesi mısır unundan yapılan helvalar, sabah erkenden merhum babamla birlikte bayram namazına gittiğimiz çocukluk günleri, birlikte köyümüzün tarihi ahşap camisinde kıldığımız ilk bayram namazı… Namazdan sonra babam elimden tutarak mezarlıkta atalarımızın kabirleri başında okuduğumuz Fatihalar… Babamla geçen güzel çocukluk günleri ve hatıraları üzerinden 57 yıl geçse de sanki dün gibi her şeyi hatırlıyor, babamla yaşadığım çocukluk hatıralarımı tarihe not düşüp zamana noterlik yapma adına sizlerle buradan paylaşacağımı duyurarak, 3 Ocak 2009 tarihinde vefat eden merhum Kandazoğlu Mustafa Kahraman’ı minnet, şükran, saygı, sevgi, özlem ve rahmetle anıyor; ebediyete intikal eden tüm babaların ruhu için bir kez daha Fatiha okumaya davet ediyorum. ( Kaynak. https://belgeselciismailkahraman.wordpress.com/2025/12/02/ilk-gazeteci-hocam-babami-rahmet-minnet-ve-sukranla-aniyorum/ )
(Ahmet Emirhan KAHRAMAN)
(Ahmet Emirhan KAHRAMAN)
