banner462
 Tarih, tarihin yaşandığı yerde araştırılıp, belgeseli çekilir prensibiyle hareket ederek kültür ve medeniyet tarihimizin 2600 yıllık geçmişi ile ilgili önemli bilgiler veren, ilk Türk yazılarının da bulunduğu Saka Türklerine ait Altın Elbiseli Adam Heykeli’nin bulunduğu Kazakistan’ın Almatı şehrine bağlı Tanrı Dağları eteğindeki Esik bölgesine giderek, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi www.iktav.com ve bir çok TV kanalında yayınlanan Devri Alem Belgesel TV programı www.devrialem.tv olarak, bölgede araştırma yapıp belgesel çekimi yaptık.

Tanrı Dağları eteğindeki bölgeye giderek sonbaharın tüm ihtişamını yaşayıp Tanrı Dağları’nı beyaza bürüyüp bir gelin gibi süsleyen karlı dağ manzaralarını seyrederek, bölgede kurulu müzede çekim yaptık.

Kazakistan El Farabi Üniversitesi Turan ve İran Araştırmaları Merkezi Müdürü değerli akademisyen İslam Jameney Bey’in rehberliğinde bölgede araştırma yapıp belgesel çekerek tarihe not düştük.

Ankara’da Açılan Altın Elbiseli Adam Sergisi

Daha önce buradan duyurduğum Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesinde açılan Altın Elbiseli Adam Sergisi ile ilgili yayınladığım haber ve makaleyi sizlerle paylaşıyorum.

Kazakistan tarafından Ankara’da açılan Altın Elbiseli Adam Sergisi’nde Belgesel Çektik

Türk Tarihinin 2500 yıllık geçmişine ışık tutuyor

TÜRKSOY, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kazakistan Kültür ve Spor Bakanlığı, Kazakistan'ın Ankara Büyükelçiliği, Kazakistan Millî Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi iş birliğinde, Kazakistan'ın en önemli buluntularından olan "Altın Elbiseli Adam" Ankara'da sergileniyor.

Devri Alem Belgesel TV programı www.devrialem.tv olarak bugün Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesinde belgesel çekimi yaptık.

https://www.msn.com/…/kazaklar%C4%B1n-alt%C4%B1n…/vp-AAGHKKM

Kazakistan Millî Müzesi tarafından başkent Ankara’da “Büyük Bozkırın Tarihi ve Kültürü” sergisi düzenlendi. Kazakistan’ın “Altın Elbiseli Adam Dünya Müzelerinde” projesi çerçevesinde düzenlenecek sergi, sanatseverlerin Büyük Bozkır’ın antik ve geleneksel sanat incileriyle yakından tanıştırmayı amaçlamaktadır.

Serginin en önemli eseri, Kazakistan’ın kültür başkenti Almatı yakınlarındaki Esik Kurganı’ndan bulunan ve günümüzde Kazakistan Cumhuriyeti’nin devlet sembollerinde de yer alan “Altın Elbiseli Adam”dır. Başlığından çizmelerinin ucuna kadar altın kaplama ve altın eşyalarla süslü olması nedeniyle “Altın Elbiseli Adam” ismini alan bu buluntu, ayrıca “Kazak Tutankamon” olarak da bilinmektedir.

“Altın Elbiseli Adam Dünya Müzelerinde” projesi kapsamında bugüne kadar Azerbaycan, Belarus, Rusya, Çin, Polonya, Güney Kore ve Özbekistan’da sergilenen sergi, 12 Eylül -12 Ekim tarihleri arasında Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde ilk defa Ankaralı sanatseverlerle buluştu.

İskit (Saka) Kültürü’ne ait ve Türk halklarının tarihine yeni bir bakış getiren bu önemli eserle birlikte Büyük Bozkır Kültürü’ne ve burada yaşayan medeniyetlere ait 200’den fazla buluntu sergileniyor. Altın Elbiseli Adam’la ilgili TRT Avaz kanalında yayınlanan belgeseli sizlerle paylaşıyoruz.

https://m.youtube.com/watch?v=8dqAgjGyz_o

Kazakistan’da bulunan ve 2500 yıllık Türk Tarihi’ne ışık tutan Altın Elbiseli Adam’la ilgili tarihçi Yazar Ahmet Ercilasun tarafında yazılan yazı;

Altın Elbiseli Adam

Altın Elbiseli Adam, 1970 yılında Kazakistan'da, Almatı yakınlarında, Esik kasabasındaki bir kurganda bulunmuştur. Bir şehzadeye ait olduğu sanılan ve tamamen altın plakalarla kaplı olduğu için "Altın (Elbiseli) Adam" diye meşhur olan cesedin yanında altından ve gümüşten pek çok eşya da çıkarılmıştır. M. Ö. 5-4. yüzyıla tarihlenen kurgandaki en önemli buluntu, gümüşten küçük bir kaptır. Kabın önemi, üzerinde bulunan 26 harfli iki satırlık yazıdan gelmektedir. Buluntular Astana'daki Millî Müze'de sergilenmektedir.

Yazıdaki harflerin büyük bir kısmı Köktürk harflerine benzediği için Kazakistan'da ve Türkiye'de büyük bir heyecan uyandırmıştır. Çünkü yazının Köktürk yazısı ve dilinin de Türkçe olduğu ispatlandığı takdirde en eski Türkçe metin günümüzden 2400 yıl eskiye gidecekti. Köktürk anıtlarından da 1200 yıl daha eski olacaktı. Hem dilin hem de yazının bu kadar eskiye uzanması hepimizi heyecanlandırmıştı.

1970 yılından itibaren Kazakistan'da Oljas Süleymanov, kurganı keşfeden Kemal Akişev, Türkolog Altay Amanjolov gibi bilginler metni Türkçe olarak okuma denemeleri yaptılar. Kazakistan'daki bu önemli keşfi ve okuma denemelerini, Salihli'de yerleşmiş Kazaklardan Hasan Oraltay, Devlet ve Ötüken dergilerinde Türkiye'ye duyurdu. Kazakların okuma denemelerini Atsız'a da gönderdi. Atsız da Ötüken'de konu hakkında birkaç yazı yazdı ve Kazakların okuma denemelerini eleştirdi. Son yıllarda Azerbaycanlı bilgin Firidun Celilov da yeni bir okuyuş teklif etti.

1970'ten bugüne kadar, bazı amatörler de dâhil olmak üzere yazıt üzerinde onlarca okuma denemesi yapıldı. Macar bilgini Harmatta ise yazıtı Türkçe dışında bir dille, Hotan Sakacası ile okudu ve yazının da Haroşti yazısı olduğunu ileri sürdü. Osman F. Sertkaya'nın "Bulunmasından 40 Yıl Sonra 'Altın Giyimli Adam' ve 'Kâsesi Üzerindeki Yazıt' Hakkında" başlıklı makalesinde okuma denemelerinin hemen tamamı yer almaktadır (Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü yayını olan Tuncer Baykara Armağanı'nda).

Nihayet ben de yazıta eğildim ve yeni bir okuma denemesi yaptım; 26 Mayıs 2017'de Astana'da yapılan milletler arası bir konferansta denememi bildiri olarak sundum.

Bugüne kadarki denemelerden farklı olarak ben "bilinmeyen metinlerin çözülmesi" konusunda beş maddelik teorik ve metodolojik bir yaklaşım ortaya koydum.

1) Bilinmeyen metindeki harfler veya karakterler ilgili dilin en eski yazılarındaki harf veya karakterlerle aynı yahut benzer olmalıdır.

2) Bilinmeyen metnin içeriği, bulunduğu ortama (mezar, anıt, duvar, kapı vb.) ve üzerine yazıldığı nesneye (mezar taşı, kap, sikke vb.) uygun olmalıdır.

3) Bilinmeyen metnin çözümünde, okunduğu dilin en eski ses özelliklerine uygunluk aranmalı, dilde sonradan ortaya çıkmış ses özellikleri çözümde yer almamalıdır.

4) Kelime kadrosu bakımından da aynı uygunluk aranmalı, daha sonra başka dillerden girmiş kelimeler, çözümü yapılan metinde bulunmamalıdır.

5) Okunan metin anlam bakımından mantıklı bir bütün teşkil etmeli, cümleler birbirleriyle mantıklı bir bağlantı içinde olmalıdır. Bu yaklaşımın, çok eski yazıları okumaya çalışanlara ve onları izleyenlere de yararlı olacağını düşünüyorum.

Oluşturduğum yaklaşıma uygun olarak Altın Elbiseli Adam yazıtını şöyle okudum:

Aga, esen, eŋ iç arak abız içiŋ. Eke anruk eŋ iniçre azuk "Yükselerek, esenlikle (afiyetle), en içten (yanan) mumlar ile (eşliğinde) için. Abla hazırlatmıştır en küçük kardeşçağıza azık."

Meslektaşım Leylâ Karahan iniçre kelimesi yerine iniç "huzur" kelimesi olamaz mı, dedi. Bunun üzerine ikinci cümle için, ikinci bir seçenek olarak şöyle bir deneme yaptım:

Ek, anruk eŋ iniç eb (veya er) azuk "Ek olarak, hazırlatmışlar(dır) en huzurlu ev (veya er) azığı".

Okuma denememi, yazıttaki harflerle eşleştirerek görmek ve çözümle ilgili açıklamalarımı okumak için genel ağ (internet) ortamında da bulunan Dil Araştırmaları dergisinin son sayısına bakılmalıdır. (Kaynak yeniçağ Gazetesi )

Kazakistan’la ilgili daha önce yazdığım bir yazı

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=3159&t=makale

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner463

banner398

banner377

banner149

banner378