banner462
 Çin, Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri’ne uyguladığı soykırımı durdursun, insan haklarına saygılı olsun.

Doğu Türkistan’da Çin Soykırımı Durdurulmalı

Adını uygarlıktan alan Uygur Türkleri’nin vatanı Doğu Türkistan'da vahşet, kan, gözyaşı hakim. Çin Devleti, Doğu Türkistanlı soydaş ve Müslüman kardeşlerimize yıllardan beri soykırım ve asimilasyon yaparak insanlık suçu işlerken, dünya Çin soykırımına seyirci kalıyor.

Doğu Türkistan gündeme geldiğinde içim bir hoş olur, üzülürüm. Yıllar önce Doğu Türkistan’da Urumçi, Turfan, Hotan, Yarkent ve Kaşgar’da belgesel çekimi yaptığım günler sinema şeridi gibi gözümün önüne gelir. Doğu Türkistan şehirlerini tanımadan Türkistan coğrafyası anlaşılmaz

Doğu Türkistan’la ilgili hazırladığım belgeseli televizyondan izleyen Doğu Türkistanlı bir izleyicimizin telefonda hıçkırarak ağlaması halen kulaklarımda çınlıyor.

Doğu Türkistan’da ilgili daha önce www.gebzegazetesi.com da yazdığım yazılar

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=1127&t=makale

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=1564&t=makale

http://www.kardelendernegi.org/?Syf=22&Mkl=576271

Doğu Türkistan’da Çin Zulmü

Kültür ve medeniyet tarihimizde çok önemli yeri olan Doğu Türkistan’da Çin zulmü ve soykırımı tüm acımasızlığı ile devam ediyor. Acı ama gerçek… Bu kez yaşananlara Türkiye kamuoyu sessiz ve duyarsız.

Doğu Türkistan’ın kültür başkenti, ünlü Türk dil bilgini Kaşgarlı Mahmut’un memleketi, en önemlisi İlk Müslüman Türk Devleti Karahanlıların Hakan’ı Satuk Buğra Han’ın mezarının bulunduğu, Kaşgar’ın Arduç köyünden Türkiye’de yaşayan ismi bizde mahfuz bir Devri Alem Belgesel Program izleyicisi Doğu Türkistan’da yaşanan Çin soykırımı ile ilgili çok önemli bilgiler verdi.

Üç milyon Türk’ün Çin tarafından toplama kamplarına alınıp sistematik bir şekilde zulüm ve işkenceden geçirildiğini, Doğu Türkistanlı genç kızların Çinlilerle zorla evlendirildiğini, küçük Çocukların Pekin ve Şangay gibi Çin’in Büyükşehirlerinde açılan sözde anaokullarında eğitmek adı altında asimilasyona tabi tutulduğunu gözyaşları ile açıkladı.

Doğu Türkistan’ın Urumçi, Turfan, Yarkent, Hotan ve Kaşgar gibi birçok şehir ve kasabasını gezip gören gazeteci ve belgeselci olarak birçok yazı yazıp belgesel çektim. Yazdığım yazılar www.belgeselyayincilik.com ve. www.gebzegazetesi.com’da yer almakta ve Devri Alem Belgesel Programlarımız bir çok TV kanalında yayınlanmakta. Yıllar önce www.gebzegazetesi.com da yer alan, Doğu Türkistan’da neler oluyor başlıklı yazımın lingini paylaşıyor. Doğu Türkistan’da yaşanan Çin zulmü ve soykırımına karşı herkesin elinden geleni yapmasını bekliyorum.

Doğu Türkistan’da bulunduğum süre içerisinde gördüğüm bir manzarayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Kaşgar şehrine giren tüm araçlar sıkı bir polis kontrolünden geçiriliyor. Kontroller saatler sürüyor. Kuyruklar uzadıkça uzuyor. Polis kontrolünün yapıldığı yerde insanların ihtiyacını giderebileceği ne bir tuvalet ne de başka bir şey var. Kadın, erkek, çocuk ihtiyaçlarını insanların gözü önünde meydanda gidermekte. Gördüğüm bu manzara yaşanan olayların küçük bir örneği.

Kaşgar’ın tarihi Arduç şehrindeki ilk Müslüman Türk hakanı Karahanlılar Devleti’nin kurucusu Satuk Buğra Han’ın türbesi ve Camii’sine cuma namazı için gittiğimizde fotoğraf çekmemiz engellendi. Adeta polis kordonuna tabi tutulduk. Bizlere burada rehberlik yapan Uygur Türkü rehberlerimiz hiçbir suretle konuşmadılar. Bir kare bile görüntü vermek istemediler. Gezimiz boyunca Çin’de ne olup bittiğini sorduğumuzda, bize bunları sormayın dediler. Görüntüsünü çektiğim bir rehberimiz “Bunu yayınlarsanız, beni burada idam ederler” derken sesi titriyordu. Gerçekten büyük bir baskı ve zalimlik yaşanıyor.

Türkiye, Doğu Türkistan’daki yaşanan zalimlik karşısında susmamalı ama bu olayı siyaset malzemesi de yapmamalı. Doğu Türkistan’da bulunduğum süre içerisinde, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın, Başbakan olarak Urumçi’ye yaptığı gezi hiçbir zaman unutulmamış. Sayın Erdoğan’ın Urumçi gezisi ve 2009 yılındaki Çin zalimliğinden sonra yaptığı açıklamaların Çin’de büyük yankı yaptığını ve bu açıklamadan sonra Doğu Türkistan’da durumun biraz daha yumuşadığını dile getiriyorlar.

Turfanlı bir soydaşımızın bize dua edin isteği ile yazımı noktalamak istiyorum. Allah Doğu Türkistanlıları Çin zulmünden korusun, yar ve yardımcıları olsun.

Doğu Türkistan’da son dönemde yaşanan acı olaylar

Müslüman Uygur Türklerini, kamplarda topladığı yönündeki suçlamaları reddeden Pekin, Doğu Türkistan genelinde inşa edilen söz konusu yapıları, dünyaya "eğitim merkezi", "rehabilitasyon merkezi" ya da "mesleki eğitim merkezi" olarak lanse ediyor.

Euronews'in haberine göre, milyonlarca Uygur Türkü'nün tutulduğu toplama kamplarının son bir yılda tam 3 katı arttığı tespit edilirken, Doğu Türkistan'ın kırsal kesimlerinde etrafı yüksek duvarlarla çevrili inşaatların devam ettiği belirtiliyor.

Çin'in, Türklere yönelik kültürel ve dini kısıtlama ve baskılar, 2009 yılından itibaren giderek hız kazandı. Erkeklerin sakal bırakması ve kadınların uzun kıyafet giymesi kısıtlanırken halkın düğünlerde alkol kullanmaya zorlanması da bu uygulamalardan bazıları.

Komünist Parti'ye yakın kişiler, halkın arasına giriyor, istihbarat topluyor ve şüpheli gördükleri kişileri güvenlik görevlilerine bildiriyor. Geçmişte okul, hastane ya da kamu binası olarak hizmet veren birçok bina da küçük kamplara dönüştürüldü.

Çin'in Doğu Türkistanlıları tuttuğu ve ülkeden kaçan Uygurların ifadesiyle işkence gördükleri kampların sayısı net olarak bilinmiyor.

TÜRKLERE ÇİN İŞKENCESİ

Daha önce toplama kamplarından birinde tutulan Kayrat Samarkan, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

"Sorgulama sırasında ağır işkence gördük, ufacık hücrelerde çok sayıda insan bir arada tutulduk ve kimilerini intihara sürükleyen Komünist Parti rejiminin acımasız uygulamalarına maruz kaldık."

Şu anda Kazakistan'da yaşayan Kayrat, 2017 yılının Ekim ayında ziyaret amaçlı Doğu Türkistan'a döndüğünde hemen bir yerel polis karakoluna çağrılmış.

Metal bir sandalyeye zincirlenerek 3 gün boyunca uykusuz bir şekilde sorgulandığını dile getiren Kayrat, sorgu sırasında sık sık, Çin'den neden ayrıldığı, Kazakistan'da ne iş yaptığı ve hangi sıklıkla camiye gittiğinin defalarca sorulduğunu belirtti.

Sorgusu tamamlanan Kayrat, Altay bölgesindeki bir toplama kampında 15 kişinin kaldığı bir hücreye konulmuş. O andan itibaren de günlük rutin Çince şarkılar ezberleyip söylemiş, Çince yazılar yazmış, Komünist doktrinler okumuş ve her gün Çin Komünist Partisi hakkında saatler süren konuşmaları dinlemek zorunda kalmış.

Kayrat, "Beni alıp bir odaya götürdüler, metal, sandalyeye benzer bir cihaza bağladılar. Bu cihaza zincirlendiğinizde ayakta kalıp hareket edemiyorsunuz. Göğsünüz açıkta kalacak şekilde kollarınızdan metal cihaza bağlanıyorsunuz. Cihaza bağlı kaldığım 6 saat sonra tüm vücudum perişan haldeydi. Sadece 10 dakika bu cihaza bağlı kaldıktan sonra bedeniniz dayanamaz hale geliyor. Hareket ettikçe demirler vücudunuza temas ediyor. 6 saat sonra ise acı dayanılmaz hale geliyor." dedi.

Kamp şartlarına daha fazla dayanamayan Kayrat Samarkan, 3 ay sonra intihar edince kendini toplama kampının revirinde bulmuş. 2018'in Şubat ayında kamptan salıvermişler ve mart ayında da Kazakistan'a gitmesine izin verilmiş.

BM: ÇÖLÜN ORTASINDAKİ KAMPLAR

Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi Çin'i, Türkistan'ı hiçbir insan hakkının bulunmadığı kitlesel toplama kampına dönüştürmekle suçluyor.

Eartrise Media isimli sivil toplum kuruluşunun, 39 toplama kampı üzerinde yaptığı uydu görüntüsü analizi, bu kampların hacminin Nisan 2017 ile Ağustos 2018 arasında 3 kat daha büyüdüğünü ortaya koyuyor.

39 kampın kapladığı alan ise kabaca 140 futbol sahası büyüklüğünde.

Uluslararası medya, kampların bir kısmının yerini, Çin hükümetinin verdiği inşaat ihale ilanlarından yola çıkarak tespit etti.

Earthrise'ın kurucusu Edward Boyda, "Kamplardan 80'ini hızlıca buldum. Çoğu birbirine benziyor, çünkü hepsinde kullanılan metot aynı" diyor.

"ALLAH'A İNANMADIĞIMA DAİR BELGE İMZALADIM"

Nüfusu oldukça az olan kırsal kesimlerdeki köyler bile güvenlik güçlerince mercek altına alınmış durumda. Çok sayıda casusun yerleştirildiği yerlerde kuş uçurulmuyor.

Gülziya Mogdunkyzy’de geçen yıl Kazakistan'dan Doğu Türkistan'ın Kaşgar kentindeki köyüne dönmüş. Ancak gelir gelmez ilk olarak ev hapsine alınmış.

Yerel yetkililerin kendisine İslam'ı inkar etmesi ve bunu deklare etmek için de belge imzalamaya zorladığını belirten Gülziya, akrabalarının birçoğunun kamplara götürüldüğü için de hiçbirisi ile görüşemediğini aktardı.

Doğu Türkistan’la İlgili Haberler

https://www.haksozhaber.net/service/amp/abdurrahim-heyit-hadisesi-cinin-zalimliginin-uzerini-ortemez-111764h.htm

https://m.youtube.com/watch?v=F_7QsfNSuNk

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner464

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner398

banner377

banner149

banner378