Osmanlı’dan Cumhuriyete Gebze’nin kentleşme sürecine baktığımızda Gebze’de kurulan vakıfların bölgeye çok büyük katkısı olduğunu görüyoruz. Osmanlı arşiv belgeleri incelendiğinde Gebze bölgesi adeta bir vakıf şehri.  Bir çok vakfın Gebze’de hayır hizmeti yaptığını Gebze’nin bugünlere gelmesinde önemli rol olduğu ortaya çıkmakta. 
Vakıflar Genel müdürlüğünün bilgi ve belgelerine göre, Osmanlı döneminde merkezi Gebze’de olan ve birçok mal varlığı bulunan Osmanlı vakıf sayısının 10 olduğu başta yerlerde kurulduğu halde Gebze’de mal varlığı olan vakıf sayısı ise 9 olduğu görülmekte. Bilgi ve belgesi bulunamayan çok sayıda vakfın Gebze belgesinde mal varlığı olduğu bilinmekte. 
Toplam 19 vakfın Gebze’de faaliyet gösterdiği bunlar içerisinde Çoban Mustafa Paşa vakfının çok ayrı yeri olduğu tarihi belgelerde ortaya çıkmaktadır. Bugüne kadar hak ettiği değer verilmese de Çoban Mustafa paşa Osmanlı döneminde 4 padişah ile çalışmış mal ve mülkünü kurduğu vakıflar aracılığıyla insanlığın hizmetine tahsis etmiştir. 
Tam anlamı ile bir vakıf adamı olan Çoban Mustafa Paşa’nın Gebze bölgesindeki külliyesi ve vakıf malları 500 yıldan beri insanlığa hizmet vermektedir. Mustafa Paşa’nın sadece Gebze bölgesinde değil, başta İstanbul olmak üzere, Eskişehir il merkezindeki Kurşunlu Camii ve külliyesi, Gebze’deki Mustafa paşa külliyesinin adeta bir kopyası konumundadır.  Edirne bölgesi, o günkü Bulgaristan’ın Sivringirat şehri (Cisri Mustafapaşa- Köprüsü ) Filibe, Silistre gibi Bulgaristan da  bir çok yerde vakıf malının olduğu bilinmekte. Makedonya’nın başkenti Üsküp de de adına yapılan Mustafa paşa Camii ve Makedonya’nın bir ok bölgesinde vakıf mallarının olunduğu tarihi belgeseller ile ortaya çıkmaktadır. Rodos’un fethini gerçekleştiren Mustafa Paşa’nın Rodos’da da çok kıymetli vakıf mallarının olduğu bilinmekte. 
Bu kadar önemli bir kişiliğe sahip kurduğu vakıf ve hayır hizmetleri ile 500 yıldan beri insanlığa hizmet eden ve gönüllerde yaşayan Çoban Mustafa Paşa’nın hayatı eserleri ve yaptığı hizmetler ile ilgili yeteri kadar araştırma yapılmaması hayatı hakkında doğru dürüst bir bilginin olmaması, Gebze kültürü adına büyük bir eksiklik. Mustafa paşa ile ilgili ciddi çalışmalar yapılmalı, uluslararası Çoban Mustafa paşa ve vakıf hizmetleri adı ile bir sempozyum organize edilmeli, Mustafa Paşa’nın feth ettiği vakıf hizmetlerinin olduğu tarihi eserler tek tek ortaya çıkartılarak, Çoban Mustafa Paşa’ya vefa borcu ödenmelidir. 
Başta Türkiye olmak üzere, Osmanlı coğrafyasının birçok yerinde Mekke’yi mükerreme Medine’yi münevvere ve Kudüs’ü şerif te bile vakıf eserleri olan Çoban Mustafa Paşa’nın kurduğu vakıflar ve vakıf eserleri tek tek tespit edilip ortaya çıkartılmalı. Bugünkü durumları görsel doküman haline getirilerek Mustafa Paşa’nın yaptığı eser ve hizmetler Gebze meydanında sergilenmelidir.
Çoban Mustafa paşa ile ilgili bugüne kadar çok önemli bilimsel araştırma yapan akademisyenlerin araştırmaları mutlaka derlenmelidir. Başta ünlü tarihçilerimizden Merhum İbrahim Hakkı Konyalı, Araştırmalı gazeteci merhum Refi Cavat Ulunay, Prof. Dr Semavi İyice gibi diğer araştırmacı, öğretim üyeleri ve bilim adamlarının yaptığı araştırmalar derlenerek bir araya getirilmelidir. 
Mustafa paşa Külliyesinin yıkılıp yok olmasını önlemek için bizzat dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Merhum Başbakan Menderes’in talimatı ile Çoban Mustafa Paşa’da tamirat başlatıldı. Türkiye’nin ilk mimarlarından Merhum Cahide Tamer Hanım efendinin 1961 ile 1970 yılları arasında restorasyonu tamirat dönemindeki verileri ve fotoğrafları bir araya getirilmeli. Tamiratın nasıl yapıldığı bilgi ve belgeler ile derlenmelidir. 
En önemlisi bizzat Çoban Mustafa paşa tarafından vakfedilen ve bugün bir çok eserin ortada olmadığı Çoban Mustafa paşa Kütüphanesindeki kitaplar ortaya çıkartılmalı. Türk İslam eserleri müzesindeki Çoban Mustafa paşa kütüphanesine ait kitapların birer kopyası çıkartılarak, tüm bilgi belge, kitap ve dokümanlar bugünkü Çoban Mustafa paşa Külliyesindeki Kütüphanede Çoban Mustafa paşa müzesi adı ile ziyaretçilerin bilgisine sunulmalıdır. 
Gebze’nin kentleşmesinde çok büyük emeği olan başta Çoban Mustafa paşa vakfı olmak üzere Gebze’de kurulan 19 Osmanlı vakfı ile ilgili Gebze’nin yetiştirdiği Araştırmacı ve eğitimcilerden Medeniyet Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr Gülfettin Çelik tarafından 16-19 yüzyıl Gebze sosya ekonomik bir inceleme başladığı altında kitap haline getirilmiş, kitabın basımına merhum Gebze Belediye Başkanı Ahmet Penpegüllü destek sağlamış, Gebze Gazetesi tesislerinde basılan kitap bugün bir çok kütüphane ve eğitim kurumlarında bulunmakta. Söz konusu kitaptan Gebze bölgesindeki vakıflar ile ilgili Sayın Çelik’in yaptığı araştırmanın bir bölümünü sizlerle www.gebzegazetesi.com adresinde paylaşıyorum
GEBZE KAZASINDA KURULU VAKIFLAR
Yazan  : Prof Dr. Gülfettin Çelik
(Öğretim Görevlisi ve Araştırmacı )
Osmanlı devlet yapısı içinde bazen bir nahiye bazen bir kaza merkezi olarak var olan Gebze kasabası gerek bu hususlardan ileri gelen, gerek önemli bir coğrafi yerde kurulu bulunmasından kaynaklanan sebepleri  ile bazı kurumların mevcut olduğu bir yerleşim birimi olmuştur. Bu kurumlar, o düzeydeki bir yerleşim biriminde varolan idari ve adli  kurumların dışında vakıf, zaviye, imaret ve kervansaraylardır. Asırlar boyunca varlığını  ve işlevini devam ettiren bu kurumların Gebze'nin sosyal ve ekonomik hayatındaki yeri önemlidir.
Osmanlı sosyal ve ekonomik yapısında vakıfların büyük önemi vardır. Zira vakıflar bu tür ülke  sathına  yayılmış kurumlar olarak sosyal hayattaki  önemli belirleyicilikleri yanında, iktisadi bakımdan da sistemin ayrılmaz bir parçası durumundaydılar.
Osmanlı Devleti  mali  sistemi merkez hazinesi tımar sistemi ve vakıflar  üçlüsüne  dayalı idi. İslam  hukukuna göre vakıflar özel mülke  konu olsalar da gördükleri  fonksiyon itibariyle birer  kamu  kurumu  niteliğindedirler. Bu bakımdan vakıflar aynı zamanda sosyal yapının da çok önemli bir belirleyicisi durumundaydılar.
Bunun  önemli bir misali Gebze  kazasında görülebilir. Gebze'nin, henüz fethedilip Osmanlı toprağı olduktan sonra sahip olduğu ilk kurumlardan birisi Sultan Orhan'ın vakfı olan topraklardır. Sultan Orhan'ın kurduğu bu vakfın Gebze'nin bir İslam şehri olmasında etkisi  büyüktür. Yine  benzer bir şekilde Gebze ikinci kez Çelebi Sultan Mehmet tarafından  fethedilince  Darıcı (Darıca) karyesi Sultan Mehmed'in Bursa'da kurduğu vakfına bağlanmıştır.Bu dönemde bizzat devlet erkanı tarafından kurulup geliştirilen vakıf müessesinin misalleri olarak Gebze'de Osmanlı dönemi boyunca  çok sayıda vakıf kurulmuş veya bazı yerleşim yerleri  başka beldelerdeki vakıflara gelir olarak  ayrılmışlardır.
Gebze'de kaynaklardan elde edilen bilgilere göre Osmanlı döneminde şu  vakıflar kurulmuştur.
GEBZE'DEKİ VAKIF MALLARINDA YAPILAN VURGUN VE TALANLAR VİCDANLARI SIZLATIYAR.. 
      GEBZE'DEKİ 19 OSMANLI VAKFININ YÜZLERCE TRİLİYONLUK MALLLARI KİMLERDE? 
* Vakıflar haftası dolayısı ile gazetemiz Gebze’deki vakıflarla ilgili önemli yazılar kaleme alıp yazmıştı. Gazetemizin haberleri ile ilgili çok önemli tarihi belgeleri bugün kamuoyuna açıklıyoruz. Gebze'de Osmanlı döneminde 19 vakıf kurulmuşu. Bu vakıfların Gebze dışın dada birçok mal varlığı bulunuyor. Asırlarca bir birinden güzel hizmetler üreten ve halka büyük hizmet veren Vakıf mallarındaki vurgun ve talanlara kurban gitmesi vicdanları sızlatıyor.
* Gazetemiz Gebzeli tarihçi ve araştırmacı  Prof. Dr. Gülfettin Çelik'in  Gebze'deki vakıf mallı ile ilgili yaptığı tarihi  belgelere dayanan araştırmayı  vakıflar haftası dolayısı ile  gündeme getirip yetkililerin  ilgisine sunuyoruz. Özellikle siyasiler, Belediye başkanları ve milletvekillerini konuya el koyarak bu  kıymetli vakıf malları kimlerin eline geçtiği  araştırılıp kamuoyuna açıklanmalı. Katrilyonluk mal varlığına sahip olan  Gebze'deki vakıfların malları özel şahısların eline geçtiği için bugün bu vakıfların camii, külliye ve hamamları  parasızlıktan çökmek üzere.
  MERKEZİ GEBZE'DE OLAN  10 OSMANLI VAKFININ  EN  BÜYÜĞÜ..
 
GAZİ  ÇOBAN MUSTAFA PAŞA İMARETİ VE VAKFİYESİ   
1523 yılında Gazi Mustafa Paşa'nın  kurduğu imaret bir cami, 16 hücreli bir medrese 13 hücreli bir hangah, 12 adet sofra  hücresi olan 7 tabhane, 1,kervansaray, 2, ahur, 1 kiler, 1 mutfak, 1 yemek salonu, 1, fırın, 1 odun ambarı, 1 türbe ve 2 oda  kütüphaneden  müteşekkil önemli bir eserdir.İlk kuruluş  döneminde Mustafa Paşa  bu müştemiletan kütüphanesine 46 cilt  tefsir 30 cilt hadis şehleri, 25 cilt usul  ve furu'metin ve şehleri 17 cilt fetva. 47 cilt kelam ve saire olmak üzere 165 kitap vakfetmiştir. Ancak vakfın bütün  mal varlığı bu kadar değildir. Vakıfın gerek buruda  gerek  devletin diğer bölgelerinde kendisine  gelir alanı olan çok sayıda müştemilatı vardır. İlk dönemlerde Gebze'nin önemli kısmı bu vakfın arazidir. Gazi Mustafa Paşa, kurduğu vakfa gelir olsun diye birçok dükkan ve diğer akarı  vakfetmiştir. Bunlar; Gebze’de bulunan 98 adet dükkan, bozhane, başhane  ve bir aşçı dükkanı, Eskihisar köyünde beş fırın filibe'de (Bulgaristanda)  değirmenler, Edirne'de  bir handır. Ayrıca  Domuzluca karyesini de satın alarak vakfa gelir olarak vakfetmiştir.
    ÇOBANMUSTAFPAŞA VAKFININ MAL VARLIKLARI..
  Vakfın mal varlığı gelir ve giderleri  zaman içinde daha da artmış  çeşitli  bölgelerdeki han, hamam, dükkan gibi icareler ile çeşitli  tımar arazilerinin bazı gelirleri vakfa  bağlanmıştır. Ayrıca  Haremeyn-i Şerifeyn evkafına  bağlanan vakıf, bu vakfın gelirlerinden de istifade  etme imkanı bulmuştur.
    Gazi Mustafa Paşa Vakfının gelir ve gider alanları ile vakfa bağlı  olan yerler (zaman içinde değişim  göstermekle beraber) kayıtlardan  çıkarılabildiği ölçüde  tesbit  edilebilir. 1811 yılı muhasebe kayıklarına göre vakfın bu tarihteki gelir  getiren mal varlığı şunlardan ibarettir.
İstanbul'un çeşitli yerlerdeki dükkanlar ve bir han, Rumelihisar'nda mahzen  ve dükkanlar, Edirne'de dükkanlar, Selanik'de  dükkanlar ve bir han,  Eskihisar Köyünde  bir dalyan, Gebze'de dükkanlar( bu dükkanların bir kısmı Han-ı Kebir adı ile anılan handadırlar. Bir tanesi ise  vakfa bitişik olan bir  demirci dükkanıdır) ve bağlar, Karamürsel, Edirne, Rusçuk, Silistre, Selanik ve Gebze'de  hamamlar, Eskihisar'da otlak ve kışlak gelirleri bostan gelirleri, mukataa, civar köylerden sağlanan öşür gelirleri ve kirada bulunan bekar evleridir.
 1827 yılı muhasebe kayıtlarında  bunların yanında farklı olarak vakfın gelir getiren mülkü içine Kapudan Mustafa Paşa Hanı Samatya'da  bostan Burusa (Bursa)'da han ve hamamlar da görülmektedir,
   ÇOBAN  MUSTAFAŞA VAKFININ  GİDERLERİ..
 Vakfın giderleri Gebze'de vakıf bünyesinde mevcut  olan imaret, kervansaray ve camiinin giderleri ile Eskişehir'de var olan  Cami ve imaretinde vaki medresedeki  talebeler ile ehl-i fukaraya, Edirne ve diğer bazı  yerlerdeki giderlere  ayrılan  masraflardır. Bunlar, Eskişehir'de var olan cami ve imareti ile  vakfın bizzat inşa ettiği medresesindeki fakirler ile talebelerin zahire  giderleri, bunların fodulaları masrafları, Gebze'deki  imaretin  cami ve medresesinin görevlerine ödenen maaşlar bunların giyecek masrafları taleselerin giderleri, mutfak giderleri, vakfın geliri  olarak toplanan zahirenin  Asitane-i Saadet'e (İstanbul) nakli  masrafları, camiinin  kandil yağı ve mumu masrafları, tamir ihtiyacı olan vakfın mallarına  ayrılan paralardan oluşturmaktadır.
Bu giderlere ayrılacak para yukarıda belirtilen mukataa ve kira  gelirleri  tımar arazilerinin vakıfça  toplanan gelirleri yanında  Haremeyn-i  şerifeyn evkafından alınan gelirlerden sağlanmaktadır. Ancak Haremeyn-i şerifeyn Evkafına Gazi Mustafa Paşa Vakıfının da bazı ödemeleri olabilmektedir,
 Vakıfın gelir ve giderleri dönemlere göre değişmektedir. Zaman  içinde artan gelir ve giderlerdeki  değişim  aynı oranda olmamıştır. Özellikle Merkezi  Hazine'de meydana gelen yüksek gider artışları üzerine vakıf  gelirlerine de el konulması bini temin edici bir yöntem olarak bazı  mükellefiyetlerin vakıflara  yükletilmesi bu dengesizliğin en önemli nedenidir. 
18. yüzyıl sonlarında merkez maliyesinde ortaya çıkan önemli gider artışları  vakıfların gelir  ve giderlerinde ve yükümlülüklerinde bazı  değişimleri beraberinde  getirmiştir. Merkez hazine giderlerinde görülen artışlara karşılık gelirlerde  de aynı  oranda  bir artış olmaması vakıfların gelirlerine el uzatılması  sonucu  ortaya çıkarmıştır. Bunun yolu  olarak  da bazı  kamu giderleri vakıflara  yükseltilmiştir. Mustafa Paşa  Vakfının da yaşadığı  benzer bir durumdur. Vakıflar  gelirlerinde dönem sonlarına  doğru  bir azalma olmasına rağmen giderler sürekli artmaktadır. Özellikle vakıfların gelir alan görevlilere  ödenen yüksek tutarlar giderlerde önemli bir yekün tutmaktadır.
 Vakfın Gebze ve Eskişehir'deki imaretinde, medrese ve camilerinde hizmetli bulunan duagüyan ve huddamın 1698 tarihindeki mevcut adedi 307'dir.
Bunların yıllık maaş giderleri  ise 393.120 akçeye ulaşmaktadır. Giderlerin azaltılabilmesi gayesine  matuf olarak bu tarihte 87 kişinin görevlerinin sona erdirilmesine karar verilmiştir.
  
   MERKEZİ GEBZE'DE BULUNAN OSMANLI VAKIFLARI..   
2.. AKÇAKOCAOĞLU İLYAS BEY VAKFI
Orhan Gazi'nin kumandanlarından Akçakoca'nın oğlu  ve Gebze'ye ilk olarak  atanan kadı olduğu  rivayet edilen İlyas Bey Gebze'de bir zaviye, mescid ve mektep  yaptırarak  bunları vakfetmiştir. Vakfın 18. yüzyılda şeh Kavağı ve Kartal nahiyelerinde mezra  arazisi mülk  toprağındandır.
3 MEHTER SİNAN VAKFI
Gebze'de Mustafa Paşa mahallesindeki Mehter Sinan Mescidi vakfıdır.
 
4. DARICA'DA DERGAH-I MUALLA YENİÇERİLERİNİN PARA VAKFI
Dergah-ı Muallam Yeniçerilerinin kurduğu bir para vakfıdır. Kredi müessesesi vazifesi görerek, talibine para veren bir vakıftı.
5. SULTAN ORHAN VAKFI
Gebze fethedilince Sultan Orhan Gebze'de kendi  kurduğu vakfın  karyesi  olan şems köyü ile Gebze şehir bölgesini değiştirmiş, burasını şehirliye temlik etmiştir. Bu arada kurulan Sultan Orhan  Vakfına da  çeşitli  gelir kaynakları ayrılmıştır. Danişmend köyü  bunlardan birisidir. Ayrıca  Tonuzluca ve Tuzla karyerleri de bu vakfın karyerlerindendi.
 Muhsabe kayıtlarına göre Gebze'de kurulu Sultan Orhan Vakfı 1700 yılında  mukataa malları ve cizeye  gelirlerinden toplam olarak 166.110 akçe geliri ve 166.410 akçe de gideri vardı. Bu meblağın dökümü  Tablo 3'ten takip edilebilir.
Buna  göre  vakfın çeşitli  yerlerde gelir getiren mukataası vardır. Ayrıca gayr-ı müslimlerden alınan cizeye gelirlerinin bir kısmı da vakfa  gelir olarak  bırakılmıştır. Giderlerin ise büyük bir kısmı camide  görevli bulunan hizmetliler ile iman, vaiz, hatip vs. görevlilere  ayrılmaktadır. Ayrıca camiinin  masrafı olan balmumu, kandil yağı ve vakfa ait olan hububatın satılmak üzere  maledilmesi için kiralanan gemilere  ödenen navlun-ı şegine  giderleri de önemli bir yekünü tutmaktadır. Bunun yanında vakfa yükletilen avaid türünden masraflar ve vakfın çeşitli tamirat giderleri gibi sabit giderler de  vakfın tabii masraflarındandır. Bundan başka bir önceki mütevelli döneminde ortaya çıkan mukataa zararı da sözkonusu yıl giderleri içindedir.
 
6 KADI FAZLULLAH EFENDİ VAKFI
 İlyas Bey'in damadı olduğu rivayet edilen Kadı Fazullah Efendi'nin kurduğu vakıftır. Çeşitli  yerlerde mal varlığı vardır. Bunlar 16. yüzyılda çeşitli tarlalar, çok sayıda dükkanlar, bir bağ bahçe yeri,  bostanlık, dolap kuyusu ve bir  handırlar. Ayrıca  1742 tarihinde Pendik köyündeki bir han da bu vakfın gelirleri arasında idi. 1831 yılı muhasebe kayıtlarına göre vakfın gelir kalemleri Pendik ve Çengel köyleri mukataaları ve onlara bağlı yerlerden sağlanan iltizam gelirleri  vakfa öşür veren yerlerden sağlanan gelirler (bu tarihte  toplam 58 kile hurubat gelir olarak alınmıştır.) menzilhanede bulunan bir kahvehaneden bulunan bir hane ev kirası ve yine Gebze'deki  Kutbeddin Vakfından iki senede bir mutad olarak alınan gelirlerden ibarettir.
Gelir ve giderler kalemlerinden elde edilen sonuca  göre vakfın gelir ve gider alanları sınırlıdır ve giderler giderleri karşılamaktadır. Giderler zaviyedeki  harcamalara ayrılan zahire giderlerinden ibarettir. Ayrıca zaviyeye yapılan yiyecek  masraflarının bir kısmı öşürleri vakfa gelir olarak ayrılmış bulunan bazı köylerden ayni olarak alınan öşürden karşılanmaktadır. Ancak bunlar yetersiz kaldığından para karşılığı da erzak alınmaktadır.
7. KUTBETTİN ÇELEBİ VE SEYDİ ÇELEBİ BİN KEMALETTİN VAKFI
Kadı Fazlullah'ın  torunlarından bulunan Kutbeddin ve Seydi  Çelebi Gebze'de  bir zaviye  ve kütüphane yaptırarak  buralarını vakfetmişlerdir. Bu kütüphanede birer cilt Bezzazi, Kuduri, Camiu-l Fusuleyn Sibah-ı Cevheri Muğrib, Kadı Han Molla Cami, Vikaye, iki cilt Hidaye kitapları mevcuttur. Ayrıca İznikmid'deki bir hamam ve bu vakıfça icara verilmek sureti ile işletilmekteydi.
8 KUTBEDDİN BİN İSMAİL BİN HOCA FAZULLAH VAKFI
Nehrike köyünde  binası, fırın ve iskelesi olan bir değirmen, parlu köprüsü  yakınında  iki değirmen, Küçügen suyu üzerinde bir değirmeni bulunan bir vakıftı.
9. FENARİZADE VAKFI
Çotak Karyesi'nin gelirlerine malik olan bu vakıf bu karyenin öşr-ü bostan, öşr-ü kovan, rusum-ı raiyyet ve sair rusumları denetlemekteydi. Ayrıca vakıf 1836 yılında  Gebze'ye merbut bulunan Cuma karyesinde (köyünde) toplam 24 tarlanın üçte birer hissesine Haremeyn-i şerifeyn Evkafı ile birlikte sahipti.
10. GEMİCİLER VAKFI
Sultan Orhan Marmara Denizi'nde gemiciliğin  gelişmesi için Gemiciler karyesinin beş çiftliğini bu vakfın geliri  olarak vermiştir. Ancak son dönemde  bunlar harap bir  durumda kaldıklarından daha farklı olarak işletilmektedirler
-----------
GEBZE'DE MAL VARLIĞI OLUP GEBZE DIŞINDA KURULAN VAKIFLAR'IN SAYISI 9
 * Merkezi Gebze dışında İstanbul ve Bursa gibi yerlerde olmasına rağmen Gebze'de  mal varlığı bulunan vakıfların   sayısı   9  Bu vakıfların büyük bir kısmı bugün şahısların mülkiyetine geçmiş durumda. Gebze'de vakıf mallarının dökümü acilen çıkarıp envanter hazırlanması gerekiyor.
  Yukarıda belirtilenlerin dışında  Gebze  kazası dışında  kurulu olup burada mal varlığı bulunan vakıflar da vardır. Bu vakıflar da şunlardır.
 1- Sultan Çelebi Mehmed'in Darıca Mukataası Vakfı: Darıca mukataası  merkezi Bursa'da olan vakfın gelirlerindedi.
2- Bostani Ortası Vakfı: Dil iskelesini işletmekteydi
3- Hz. Eba  Eyyüb'l-Ensari Vakfı: Hereke ve Kadıllı Karyeleri bu vatfın gelirlerindendi.
4- Bostancıbaşı Abdullah Vakfı: İstavroz karyesi reayasının vergileri bu vakfın gelirlerindendi.
5- Bursa'da kurulu Yıldırım Bayezid Vakfı: Tuzla Karyesi bu vakfın
6- Valide Sultan Camii Vakfı: Merdubanlı-yı Büzürg (Büyük Merdivenli) karyesi Vakfın gelirlerindendi.
 7- Sultan Selim Han Camii şerifi Vakfı: Gebze'de iki karye bu vakfın gelirleri arasındadır.
8- şehzade Sultan Mehmet Vakfı: Maltepesi (nam-ı diğer Ören) bu Vakfın gelirlerindendir.
9- Sultan Ahmed Camii şerifi ve İmareti Vakfı: Sultan Ahmed'in İstanbul'da inşa ettirdiği cami-i şerif ve imaretine gelir sağlamak gayesi ile kurduğu vakıftır. Bu vakfın çeşitli gelirleri yanında İstanbul ve içlerinde Gebze kazası iskelelerinin de olduğu Marmara Denizi iskelelerinden mal alan, buraya mal getiren mütemekkin ve gayr-ı mütemekkin gayrı-ı müslim tüccarın rüsüm-ı masdariyeleri , kapdanlıkları bac ve kantariye rusumları da gelirlerindendir.
 Osmanlı Vakıf sistemi gerek ekonomi gerek sosyal yapının birçok alanına nüfuz etmiştir. "Sosyal Gruplar ilişkisi " başlığı altında ele alınacağı gibi vakıf sistemi tımar sistemi içine de girmiş ve önemli miktarda mali kaynakları denetlemiştir. Mevcut vakıf köyleri  ile varolan ilişkiler sadece para yönlü olmamıştır. Vakıf gerek camileri ve imaretleri ve gerek medreseleri ile de sosyal hayatın her yönünde etkili olmuştur.
Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner375

banner379

banner376

banner377