banner485

Bir süredir dünya gündeminin ilk sıralarında “Koronavirüs” yer alıyor.  Koronavirüs’ün anavatanı Çin. Daha sonra dünya çapında yayıldı. “Acaba ülkemizde de vaka olur mu?” sorusu hep gündemdeydi. Devletimiz daha baştan işi sıkı tuttu ve gerekli tedbirleri aldı. “Bilim kurulu” oluşturulup çalışmalarına başladı. Daha ilk günlerden Çin’deki vatandaşlarımız özel donanımlı uçakla Türkiye’ye getirildi. Sınırlarımızda tedbirler alındı. Her an ülkemize de bulaşacakmış gibi hazırlıklı olduk. Sonunda beklenen oldu ve ülkemizde de ilk vaka görüldü. Enteresandır ilk vaka virüsün dünyaya yayıldığı doğudan değil, batıdan bize geldi.

Bu ilk vakayla birlikte ülke gündemi “Koronavirüs” oldu. Devletimiz zaten hazırlıklıydı. Birçok bölgede bunun için özel laboratuvarlar kurulmuştu zaten. Bundan sonra süreci daha iyi yönetmek için bir takım tedbirler alındı. Mesela okullar/Kur’an Kursları tatil edildi. Tüm maçlar seyircisiz oynanacak. Tüm toplantı, seminer, kongre, kutlama programı ve benzeri etkinlikler  iptal edildi veya ertelendi. Cami, okul ve Kur’an Kursları dezenfekte edildi/ediliyor. Camilerdeki teşbihler toplatıldı. Bazı Avrupa ülkelerine uçuşlar durduruldu…vs. Bütün bunlar İYİ.

Ancak özellikle ilk vakanın görülmesiyle birlikte virüsten çok bir panik havası oluştu ülkemde. Şaşırmadım desem yalan olur. Bir anda market raflarının boşaldığına dair görüntüler yansıdı ekranlara. “Ne oluyoruz?” dedim kendi kendime. “Savaş çıktı,  devletimiz seferberlik  ilan etti de haberimiz mi yok!” diye düşündük. Bu yakışmadı bize.

Yahu altı üstü makarna. Kadın bir anda 10-15 paket makarna doldurmuş sepete. Hele şu “kolonya” olayı bir fecaat. Şimdi karaborsada. Fiyatlar uçmuş. Herkes şikayetçi tabi. Bizce asıl suçlu Koronavirüs falan değil tüketicidir. Neden mi? Çünkü piyasa normal seyrinde gitse sıkıntı olmayacak. Bir anda ihtiyaç olmadığı halde gereksiz ve anlamsız bir panik ile bir ürüne saldırırsan o ürüne olan talep artmış olur. Talep arzdan fazla olunca da fiyatlar uçar.

Bu noktada şunu net olarak söyleyelim. Piyasada tüketicinin en büyük gücü “TÜKETMEMEK”tir. Yani haddinden fazla tüketmemektir. Bakınız 2 liralık maske kaç liraya satılıyor. Hâlbuki herkesin takması gerekmediğini uzmanlar söylüyor. Tamam tedbirler güzel, tedbir olmalı. Ancak abartmadan, işin suyu çıkarılmadan hayatı zehir etmeden olmalı.

Diğer taraftan piyasada bir de FIRSATÇILAR var. İktisat ahlakı kalmamış, din-iman yoksunu insafsızlar var maalesef. Tüketicilerin zaafından faydalanan bu asalakları kanunla durdurmak da bir noktaya kadar. Bu tür  yaratıklar kalpte Allah korkusu olmadığından her tür kötülüğü yapabilirler. Çok kazanmak hırsıyla piyasayı allak bullak ederler. Geçtiğimiz senelerde soğan-patates de de benzer durumlar olmuştu. Bunlar KÖTÜ.

Bir de gerek içte gerek dışta vatan-millet düşmanları var. Bunlar suret-i haktan görünüp hak-hukuk, adalet, demokrasi, özgürlük gibi kulağa hoş gelen kavramların arkasından millete ateş ederler. Bu tipler her zaman pusudadırlar. Tek beslendikleri şey “felaket”. Koronavirüs Türkiye’ye de sıçrasın diye ellerini ovuşturarak beklediler. Ülkemize gelmeden evvel felaket tellallığı yaptılar. Neymiş Türkiye’de de görülmüş ama devlet gizliyormuş. Sosyal medyada da halkı korku ve paniğe sevk etmek için bir takım yalan haberler dolaşıma sokuldu. Ne idüğü belirsiz bir takım ses kayıtları dolaşıp durdu. Güya vaka sayısı çok fazlaymış da gizleniyormuş. Bunu, 33 Mehmetçiğimizin (27 Şubat’ta Regaib Kandilinde) İdlib’te şehid düştüğü geceden itibaren de gördük. Güya şehit sayısı çok daha fazlaymış da devlet gizliyormuş! Devlet bilmiyor bunlar biliyor. Ukalâ yaratıklar!

Diğer taraftan gerek iç basında gerek dış basında bu konuda bir takım algı kokan haberler yayınlandı. NYT, CNN ve BBC gibi koca koca yayın kuruluşları rezil olacaklarını bile bile kamuoyunda Türkiye aleyhinde algı oluşturmaya yönelik bir takım haberlere imza attılar. The New York Times “ABD’den Avrupa’ya seyahat yasağı” haberinin görselinde Türkiye’den bir cami kullanmış. Üstelik uçuş yasağı listesinde Türkiye yok. Yani haberin Türkiye ile alakası yok. Haberin içinde tek kelime “Türkiye” geçmiyor.

İç basında da sırf haber iki fazla tık alsın diye bir takım yanıltıcı haberler yapılıyor maalesef. Mesela İtalya’daki Koronavirüs salgını ile alakalı çarpıcı bir başlık atılıyor. Ama başlıkta İtalya yok. Yine bir gazetemizin Belçika’da bir metroda yaşanan olayı veriş tarzı tartışıldı. Her iki haberde de olay Türkiye’deymiş gibi algılanıyor. Çünkü başlıkta o ülke adı geçmiyor. Okuyucu haberi görünce haliyle irkiliyor. Bunlar da ÇİRKİN.

Olayın özeti şu : Dünyayı saran bu virüs illeti hususunda ülke olarak zamanında tedbirleri aldık. Her şey kontrol altında. Bize düşen ise paniğe kapılmadan sükûnetle, dedikodulara kulak asmadan, yetkililerin açıklamaları doğrultusunda hareket etmek ve günlük hayatımızda hijyene azami dikkat etmek.  Tabiki Rabbimize yönelerek tüm bela ve musibetlerden vatanımızı ve milletimizi koruması için dua etmek. Tedbir bizden takdir Allah’tan. 15.03.2020

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner377

banner149

banner378