banner462

Tanzimat’tan (1839) beri resmen yaptıklarımızda değişen bir şey yok.
O zamandan beri muasır / çağdaş medeniyet seviye ve düzeyine erişmek için;
Etmediğimiz fedakârlık / özveri, girmediğimiz boya kalmadı.
Şekilden şekile girdik! Binbir boyaya boyandık!
Kendimizden başka her şey olduk!
Bir kendimiz olamadık.
Özümüzü rüşvet verdik!
Bari kalıbımızı kurtarsaydık ya…Ne gezer!
Hayır onu da kurtaramadık!
Onu da bir şeye benzetemedik.
Hani tavuk; tavus kuşunu taklit edeyim;
Onun gibi yürüyeyim derken kendi yürüyüşünü de unutur ya!
İşte onun gibi bir şey…
Taklit etmediğimiz devlet kalmadı!
Peşinden koşmadığımız millet kalmadı!
Yine de eski tas eski hamam!
Değişen bir şey olmadığını hep beraber gördük.
Bu kadar uğraş ve didinmelerden sonra, geriye dönüp bir de baktık ki,
Bir arpa boyu yol alamamışız!
Peki öyleyse nerde hata yaptık dersiniz?
Çinlilere ait şu sözde gereken cevabı buluyor;
Mes’elenin de, bam teline basmış oluyoruz.
Denmek istenir ki o sözde:
En iyi kanunları koy. O kanunları tatbik edecek uygulayacak olanlar;
İyi insanlar değilse, hiç yararı yok.
En kötü kanunları koy. O kanunları uygulayacak olanlar iyi kimselerse fayda çok, mesele yok.
Tabii hem kanunların yerli yerinde olması,
Hem de onu tatbik edecek olanların iyi insanlar olması nur âlâ nur.
Ama nerde böylesi? Öyleyse asıl olan;
Kanundan ziyade insan unsurudur.
İnsanın iyi olması; iyi ve doğru nitelikler taşımasıdır.
Zaten böyle insanların yapacağı kanunlar; iyi niyetle konmuş kanunlardır.
Şayet eksiklikleri varsa da tatbik edenler, bunları telâfi eder, giderirler.
İnsan her iyi şeyi; iyi insan değilse menfî şekilde / olumsuz olarak yorumlayarak
Kötüye kullanabilir.
Öyleyse biraz önce dediğimiz gibi,öncelik insan unsuruna verilmeli.
İnsanın yetiştirilmesi asıl olmalı.
Diyojen, elinde fenerle güpe gündüz, insanlar arasında boşuna insan aramıyordu!
Çünkü her zaman sûreta / görünüşte insan çoktur. Fakat gerçek insan her zaman azdır.
Hani deriz ya: Adam çooook, adam yok! Ara ki bulasın!
Bunun için büyük zâtlar / ulu kişiler; her şeyden evvel insan yetiştirmeye bakmışlar.
Çünkü her şey; gerçek insanla güzel oluyor, güzellik kazanıyor.
İşte Tanzimat’tan beri, bu vatanı bayındır ve mâmur hâle sokmak için az uğraşmadık!
Bu milleti asrın düzeyine eriştirmek için az çırpınmadık!
Ama nâfile, hepsi boşa çıktı.
Çünkü asıl olan unsuru unuttuk. İhmal ettik. Yani insanı.
İnsanın mânâsını düşünmedik. İnsanın mânevî yanını hep bir kenara ittik.
Hep kabukta kaldık. Özü ihmal ettik.

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner370

banner375

banner379

banner373

banner376

banner398

banner346

banner149

banner378