banner366
 

Şurasını da hemen belirtelim ki bütün suçu yabancılara atmak doğru bir yaklaşım da değildir. Biz toplum olarak giderek dünyevileşme hastalığına da yakalandık. En mütedeyyin ailelerimiz bile birçok değerini feda edebiliyor. Mesela tesettürün farz olduğuna iman ederek başını örten bacımız tesettürü de mutasyona uğratmada beis görmüyor. Makyajlar,  daracık ve rengarenk giyinmeler...vs.

Hiç kimse doğuştan kötü doğmaz. Her doğan fıtrat üzeredir. Kötü doğulmaz, yaşarken “ kötü” olunur. Bir çocuğun ilk “ana okulu” ailesidir.  Aile din eğitiminin de temelinin atıldığı yuvadır. Bunun için Allah Rasulü(sav) “çocuklarınız yedi yaşına geldiğinde namaz eğitimine başlayın” buyurmuştur.

Sağlam aile yapısı sağlam toplum demektir. Bunu bilen gâvurlar evvela ailemizi hedefe koydular. Bunu bir noktaya kadar başardılar da.  Şu Tv dizilerine bir bakın hele. Hangisinde örnek, mutlu, huzurlu bir aileyi anlatılıyor. Hep yasak aşkları, aldatmaları, boynuzlamaları, anlatıyor. Çıplaklık normal gösteriliyor. Alkol almak ve çıplaklık modern yaşam olarak lanse ediliyor. İnsanların bilincine bu pompalanıyor. Bu değişim akşamdan sabaha olmuyor elbet. Ama aradan yıllar geçince etkisi işte böyle ortaya çıkıyor. Nereye gittiğini bilmeyen, hedefi ve  gayesi olmayan, hazcı, şehvet düşkünü, kutsalı ve değerleri olmayanı boş nesiller zuhur ediyor. Bunlar uzaydan inmediler. Bizim toplumumuzda yetiştiler. Bizim eserimiz yani.

Diğer taraftan dünyevileşen toplumda DİN algısı da değişiyor. Anlayış şu: Din ve dine dair şeyler bu dünyada işe yaramaz. Din, ölülere lazımdır. Yaşarken din akla gelmez. Hayatta dinin eseri ya hiç yoktur ya da zayıftır. Çocuklarımızın manevi gıdası olan din eğitimi de ihmal ediliyor. Okullarda seçmeli ders olan Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’in Hayatı ve Temel Dini Bilgiler derslerini seçme oranları ne durumda? Aldığımız bilgilere göre pek ilgi yok. Veliler duyarsız görünüyor. DİB bile bu konuda hutbe okuttuğuna göre iş vahim demektir. Yine yaz Kur’an Kurslarına çocuklarını gönderme konusunda da çok duyarsız alileler var. Çocukların midesi doyurulurken gönlü aç bırakılıyor.

Bu gençlerimiz ana   okulundan lise sona kadar en az 13 sene zorunlu olarak bizim okullarımızda okuyor. Peki okullarımızda din, iman, ahlak adına  yeterli  eğitim veriliyor mu bu yavrularımıza? Okullarda hedef yüksek not almak olmuş. Notu yüksek olsun ama ahlakı ne olursa olsun anlayışı git gide yayılıyor.

 Okula giden bir öğrenci günlük 5-6 saati okulda geçiriyor. Bu demek oluyor ki günün ancak ¼’ünü okulda geçiriyor. Yani eğitim-öğretim sadece okulla olmuyor. Okul dışında ise sokaklar, televizyon, gazete-dergiler, internet, sosyal medya…vs. çok geniş bir alan var. Buralarda nelerle karşılaşılıyor? Aileden başlayarak topyekûn bir bilinçlenme olmalı.

Televizyonlarımız  ne alemde? Birçok Tv kanalından evlerimize “kanalizasyon” akıyor farkında mısınız? Seçici olalım.  Ülkemizin bekası için Mehmetçiğimizin başlattığı “Zeytin Dalı Harekatı” devam ederken bile TV’lerde o çirkef programlar hala yayınlanabiliyor. Bu programların ana konusu maalesef yasak aşklar, aldatmalar, cinayetler, tecavüzler…vs.  İnsanın içi kararır bunlara bakınca. Eskiden gazetelerin 3. Sayfasında okuduğumuz o haberler şimdi ana haber bültenlerinde. Bir yönüyle bu cürümler normalleştirilmiş oluyor. Kötülüğün yaygınlaştırılması o kötülüğü toplumda normalleştirmiş de oluyor.

Çocuklarımızın izlediği çizgi filmler ne kadar masum acaba? Çizgi film kanalları dahi tahribata yol açıyor. Orada bile cinsellik, şiddet söz konusu. Çizgi film kanallarının kaçında din, ahlak mili manevi değerler var? Çok azında. Hangi filmde güzel ahlak ve iyilikler teşvik ediliyor? Hangi çocuk programında cami, namaz, Kur’an,    anlatılıyor? Filmlerimizde iyilikler ön plana alınıp filmlerimiz iyiliğin zaferiyle bitiyor mu?  Gençler kitap okumuyor diyoruz. Öğrenci velileri günde kaç sayfa kitap okuyor ki?  Gençlerin    rol modeli olan hangi ünlü kişi kitap okuyor? Bu ünlüler magazin programlarında boy gösteriyorlar. Kiminle aşna-fişne yapıyorlar, kimle ne halt ediyorlar onlar anlatılıyor.   Filmdeki başrol oyuncusu uçkur peşinde olunca sonuç işte böyle oluyor. Peki o  başrol oyuncusunun elinde kitap olsa ya da camiye namaza gitse ne olurdu? Ne hazindir ki reyting kaygısıyla tarih dizilerinde bile aşk işlenebiliyor.08.03.2018

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner341

banner370

banner375

banner379

banner373

banner339

banner376

banner374

banner377

banner149

banner378