banner212
 Dînî değerlerimizin aşınması meselesi kendisini “selam” mevzuunda da gösteriyor. Husûsiyle dine ve dînî değerlere mesafeli bir hayat tarzı benimseyen çevrelerde din sadece “ölürken” hatırlanır oldu. Dolayısıyla sosyal hayatta din ya çok siliktir ya da hiç yok gibidir.

İşte bunun tezahürü olarak Müslümanların bir birleriyle iletişimlerinde “parola” niteliği taşıyan “selam” da buharlaşmış durumda. Bunun sebepleri vardır elbet.

Melelâ bir sebep de şu olabilir. Yetişme tarzı böyledir, bu manada islâmi bir çevrede yetişmemiş, islâmî bir eğitim de almamış, dînî ve millî değerlerden uzak yabancı kültürlerle yoğrulmuştur. Bu sebeple selamı da unutmuştur. Bu yüzden diline de yakışmamaktadır!

Bu noktada şunu belirtelim. Selam vermek; selam, merhaba, günaydın, iyi günler..vs. cümlelerini söylemek değildir. İslâmî manada selam, ”selamün aleyküm” demektir. Bu, selamın en kısasıdır.

Peki selam nedir o zaman? Sözlükte, “bedenî ve ruhî hastalık, eksiklik ve kusurlardan uzak olma” manasına gelir. Allah’ın isimlerinden olan es-selam (Haşr59/23) Allah’a nisbet edildiğinde “her türlü eksiklik, acz ve kusurdan, yaratılmışlara özgü değişikliklerden ve yok oluştan münezzeh olan, selâmetin kaynağı olup esenlik veren” şeklinde anlaşılır.

Selam; barış, huzur, esenliktir. Müslümanlar birbirleriyle karşılaştıklarında karşılıklı olarak bir birlerine sağlık ve esenlik dilemiş olurlar. Birisine “selâmün aleyküm” dediğinizde “Selâm sizin üzerinize olsun. Ben Müslümanım, benden sana zarar gelmez, sana sağlık afiyet, barış ve huzur diliyorum. Allah seni her türlü kazâdan ve beladan korusun demiş oluyorsunuz. Bunu duyan Müslüman da ya aynıyla karşılık vererek “ve aleyküm selâm” der veya misliyle karşılık vererek “ve aleykümselâm ve rahmetullah” der. (Nisa, 4/86)

Şu hadis konuyu özetlemeye yeter asılında: “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz: birbirinizi sevmedikçe, olgun bir îmana sahip olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayınız!..." (Müslim, Îman, 93,R.Salihîn H.No:849)

Demek ki selam kalpten kalbe “sevgi” hattı kuruyor. Müslümanların kardeşliğini pekiştiriyor. Fertlerin gönüllerine sevgi ve şefkat tohumları ekiyor. Bu sebeple şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Selamın yaygın olduğu toplum selamet bulur, huzur bulur.

Diğer taraftan, “selâmün aleyküm” aynı zamanda cennet ehlinin de selamlaşma türüdür. Melekler cennet halkına bu şekilde selam verecekler, cennetlikler kendi aralarında bu şekilde selamlaşacaklar.(Zümer 39/73, İbrahim 14/23)

Yurt dışında görevde bulunduğumuz sıralarda selam konusunda bir şey dikkatimi çekti. Apartmandaki Alman komşularımız bizi gördüğünde “Grüß Gott” diyerek selamlardı. Bu rastgele bir selamlama türü eğildi bir Alman için. Zira Grüß Gott, selamün aleyküm’ün Almancasıdır. Bizim Müslüman olduğumuzu bildiklerinden bu tür selam cümlesini tercih ettiklerini biliyorduk. Yoksa başka selamlama türleri de var onları kullanırlardı. Ancak ne yazık ki bugün Müslümana selam veriyoruz, ya sadece bakıp geçiyor, ya başıyla işaret edip geçiyor, ya da merhaba, günaydın falan diyerek mukabelede bulunuyor. Hâlbuki “selâmün aleyküm” ün cevabı “vealeyküm selâm”dır, günaydın değildir. “Günaydın” bir hava durumudur. Günün aydın olması dileğidir. Selâmün aleyküm’den sonra merhaba,günaydın,tünaydın..vs söylenebilir. Bu noktada sıkıntı yok.02.11.2017

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner149