Türk dünyasının ortak kültür ve medeniyet mirasını araştırmak, tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla yarım asrı aşkın süredir yürüttüğümüz gazetecilik ve belgeselcilik çalışmalarımıza İstanbul’da yeni ve anlamlı bir halka daha eklendi. Uluslararası Sinemacılar Derneği tarafından altıncısı düzenlenen Türk Dünyası Korkut Ata Belgesel Film Festivali kapsamında, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu’nun öncülüğünde ve İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Korkut Ata Sinema Sempozyumu, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen akademisyenleri, yönetmenleri, belgeselcileri, yazarları ve kültür insanlarını ortak bir paydada buluşturdu.

İstanbul’da gerçekleşen bu önemli organizasyon, yalnızca sinema ve belgeselcilik üzerine yapılan akademik bir toplantı olmanın ötesinde; Türk dünyasının ortak tarihini, dilini, edebiyatını ve medeniyet değerlerini gelecek kuşaklara aktarmanın yöntemlerinin tartışıldığı stratejik bir kültür şûrası niteliği taşıdı. Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu olarak hazırlık aşamasından kapanış oturumlarına kadar yakından takip ettiğimiz bu süreci, yarının tarihine ışık tutacak birer belge niteliğinde kayıt altına alarak yeni bir belgesel çalışmasının da ilk adımlarını attık.
Toplumsal Hafızanın Taşıyıcısı Olarak Belgesel Sinema ve Kurumsal İş Birlikleri
Sempozyum oturumlarında öne çıkan temel argüman, sinemanın yalnızca bir sanat ve eğlence aracı olmadığı; aynı zamanda toplumların kolektif hafızasını diri tutan, kültürel kodlarını tanıtan ve kuşaklar arası aktarım sağlayan güçlü bir kitle iletişim aracı olduğudur. Bu noktada özellikle belgesel sinemanın üstlendiği misyon hayati bir önem taşımaktadır. Zira bazen yüzlerce sayfalık tarih kitaplarında anlatılan bir dönem; görsel belgeler, sözlü tanıklıklar ve tarihsel mekânlar aracılığıyla çok daha etkili ve kalıcı bir biçimde kitlelere ulaştırılabilmektedir.
Sempozyumda söz alan Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Menderes Demir, Türk dünyasının farklı coğrafyalarında yaşayan toplulukların birbirlerini doğru tanımasında gazeteciliğin ve belgesel sinemanın üstlendiği köprü vazifesine dikkat çekti. Demir’in vurguladığı üzere, bu tür kültürel buluşmaların dönemsel etkinliklerle sınırlı kalmaması, kurumsal ve kalıcı ortak yapımlara dönüştürülmesi gerekmektedir. Federasyonun temel vizyonu da farklı ülkelerdeki medya mensuplarını, akademisyenleri ve sinemacıları sürdürülebilir projelerde bir araya getirmektir.
Akademik oturumlarda ise sinemanın kültürel mirası koruma işlevi çok boyutlu olarak ele alındı. Basın İlan Kurumu’nda dört yıl boyunca birlikte mesai yapma imkânı bulduğum, İletişim Fakültesi eski dekanlarından ve Yeditepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Suat Sezgin’in sempozyuma katılımı ve sunduğu akademik perspektif, toplantının bilimsel derinliğine önemli katkılar sağladı. Akademisyenlerin, yazarların ve sivil toplum temsilcilerinin ortak değerlendirmeleri; Türk dünyası sinemasının gelişimi için ortak fonların oluşturulması, ortak senaryo ve belgesel projelerinin desteklenmesi ve genç sinemacıların bu alana teşvik edilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.


Bir Bilgelik Abidesi Olarak Korkut Ata ve Dijital Çağda Kültürel Özgüven
Sempozyum sürecinde üzerinde en çok durulan kavramsal çerçeve, bizlerin daha çok Dede Korkut adıyla tanıdığı büyük Türk bilgesi Korkut Ata’nın genç kuşaklara nasıl anlatılması gerektiğiydi. Dede Korkut, yalnızca geçmişte kalmış bir destan kahramanı değil, Türk milletinin ortak bilincini temsil eden yaşayan bir bilgelik sembolüdür. Oğuz Türklerinin toplumsal yapısını, geleneklerini ve dünya görüşünü yansıtan Dede Korkut Kitabı, salt kahramanlık ve savaş anlatılarından ibaret değildir. Bu metinlerin özünde aile kurumuna bağlılık, anne ve babaya hürmet, sözünde durmak, dürüstlük, adalet, merhamet, mazlumun yanında yer almak, cesaret, misafirperverlik ve toplumsal dayanışma gibi bugün de geçerliliğini koruyan evrensel insani değerler yer almaktadır.
Günümüzde genç kuşaklar; sanal medya, dijital platformlar ve yapay zekâ teknolojilerinin kuşattığı küresel bir bilgi ağının içinde yaşamaktadır. Teknolojinin sunduğu imkânlardan, yapay zekâdan ve yeni medya araçlarından en üst düzeyde yararlanmak çağın bir gereğidir. Ancak teknolojik dönüşümün kültürel erozyona yol açmasına ve toplumsal hafızanın silinmesine izin verilmemelidir. Kültürel özgüven, bireyin kendi tarihsel köklerini tanımasıyla başlar. Gençlerimiz küresel kültür endüstrisinin ürettiği figürleri tanırken; kendi medeniyet coğrafyamızın yetiştirdiği Korkut Ata, Bilge Kağan, Hoca Ahmet Yesevi, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli gibi bilge şahsiyetleri de derinlemesine öğrenmelidir. Dede Korkut’un düşünce dünyasını gençlere aktarmak, onlara geçmişin kökleriyle geleceği inşa etme ufku kazandırmaktır.
UNESCO Mirasından Beyaz Perdeye: Korkut Ata’nın İzinde Yeni Bir Belgesel Yolculuğu
Dede Korkut kültürü, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm Türk dünyasının ortak tapusudur. Nitekim 2018 yılında Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan’ın ortak başvurusuyla Dede Korkut mirasının UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Temsili Listesi’ne kaydedilmesi, bu geleneğin evrensel düzeyde tescillenmesi açısından tarihi bir dönüm noktası olmuştur. Ancak bu eşsiz mirası yalnızca akademik metinlerde ve kütüphane raflarında bırakmamak; onu sinema diliyle, belgesellerle, dijital arşivlerle ve görsel-işitsel eğitim projeleriyle bugünün dünyasına taşımak zorundayız.
Yarım asrı aşan meslek hayatımda dünyanın 80’e yakın ülkesinde, 130’u aşkın uluslararası seyahatte ve Türkiye’nin dört bir yanında medeniyetimizin izlerini sürdüm. İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (İKTAV) kültür hizmeti olarak hazırladığımız Devr-i Âlem belgeselleriyle tarihi şehirlerimizi, savaş meydanlarını ve unutulmaya yüz tutmuş kültürel değerlerimizi kayıt altına aldık.
İstanbul Üniversitesi’ndeki bu sempozyum, şahsım ve ekibim adına yeni bir belgesel projesinin de başlangıç noktasını oluşturdu. Sempozyum boyunca Türk dünyasının farklı bölgelerinden gelen akademisyenler, yönetmenler ve kültür insanlarıyla gerçekleştirdiğimiz mülakatlarla Korkut Ata Belgeseli’nin ilk çekimlerini başlattık. Hedefimiz; tarihçilerin, edebiyatçıların, halk kültürü araştırmacılarının ve yerel uzmanların katkılarıyla, yazılı kaynaklar, sözlü anlatımlar ve coğrafi mekânlar eşliğinde Korkut Ata’nın hayatını, misyonunu ve gençliğe mesajlarını bütüncül bir belgesel film haline getirmektir.
Bir milletin geleceği, geçmişini ne kadar doğru tanıdığı ve bu birikimi yeni nesillere ne ölçüde aktarabildiğiyle doğrudan ilişkilidir. Korkut Ata’yı tanımak, kendi tarihimizi ve kimliğimizi tanımaktır. İstanbul Üniversitesi’nde yakılan bu kültür meşalesinin kalıcı belgesellere, ortak sinema projelerine ve akademik araştırmalara dönüşmesi en büyük temennimizdir. Tarihe not düşmek ve zamana noterlik yapmak sorumluluğuyla, Türk dünyasının ortak bilgesi Korkut Ata’nın izinde geçmişten geleceğe kültür köprüsü kurmaya devam edeceğiz.
İsmail KAHRAMAN
Gazeteci – Belgeselci | Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu | İKTAV & Devr-i Âlem Belgesel Programı
"Tarihe not düşmek, zamana noterlik yapmak…"









