Çok kıymetli okurlarım, sizlerle bugün“Nimetler” hakkında etkileşeceğiz. 

Nimet” denilince bir canlıya, özellikle de insana verilen faydalı, iyilik ve mutluluk getiren her türlü imkân, lütuf ve ihsanı anlıyoruz.

Nimet hayatımızın pek çok farklı alanını kapsar:

”Hayatımızı sürdürmemizi sağlayan yiyecekler, içecekler, su, hava, barınma imkânı, sağlık, mal-mülk ve duyu organlarımız (göz, kulak vb.) gibi.”

Günlük dilde "nimet" dendiğinde sıklıkla ekmek ve yiyecekler kastedilse de bu, kavramın sadece bir boyutudur. İnsanı diğer canlılardan ayıran akıl, irade, düşünme yeteneği, sevgi, huzur, aile sevgisi, dostluk ve manevi huzur gibi değerler, Allah’ın kullarına karşılıksız olarak sunduğu tüm varlıklar ve doğru yolu bulma yeteneği de nimetlerdir.

Özetle, “nimet”; yaşamı mümkün kılan, insana değer katan ve hayatı kolaylaştırıp güzelleştiren maddi-manevi her türlü kazanımlardır.

Evet, çok kıymetli okurlarım; insan hayatı, doğduğu andan son nefesini verdiği ana kadar kesintisiz bir ikram ve ihsan akışı içinde geçer. Kur’an-ı Kerim de (“Allah’ın nimetini saymaya kalksanız sayamazsınız.”(Nahl Suresi 18.ayet) ) beyan edildiği üzere, insanoğluna bahşedilen varlık ve imkânlar belirli bir sınıra veya sayıya sığmayacak kadar engindir. Bu sınırsızlık, sadece somut ve maddi unsurlardan ibaret olmayıp; zihinsel, ruhsal ve manevi alanları kapsayan bütüncül bir ekosistemdir.

Allah’ın insana sunduğu ilk ve en büyük nimet, hiç şüphesiz "var olma" ikramıdır. Yokluktan varlık alanına çıkarılmak, zaten başlı başına bir lütuftur. Bunun ötesinde insan bedeninin kusursuz işleyişi, hücre seviyesindeki karmaşık dengeden organların uyumuna kadar her an devam eden görünmez bir nimettir.

Her nefes alıştaki oksijen döngüsü, gezegenin atmosferik dengesi, suyun devridaimi ve toprağın her mevsim sunduğu ürünler, insanın yaşamını sürdürmesi için ayarlanmış hassas dengelerdir.

Görebilmek, işitebilmek, tadabilmek ve dokunabilmek; dış dünyayı kavramamızı sağlayan, her biri ayrı bir tefekkür konusu olan yetilerdir.

Maddi imkânların ötesinde, insanı diğer canlılardan ayıran ve ona eşref-i mahlukât (yaratılmışların en şereflisi) unvanını kazandıran asıl nimetler zihinsel ve manevi olanlardır.

Doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan ayırma yetisi olan akıl; insanın kendi kaderini yönlendirmesini sağlayan cüzi irade ile birleştiğinde en büyük sorumluluk ve ikram vesilesi olur.

Yaratıcısı olan Allah’ı tanıma, O’na yönelme ve hayatına anlam katma yeteneği, ruhun en derin ihtiyacını karşılayan manevi bir nimettir.

Kalbin hissetme yeteneği, başkalarıyla kurulan dostluk, bağ kurma ve sevebilme kabiliyeti toplumsal hayatın harcını oluşturur.

Sınırsız nimetin varlığı, beraberinde bizlere önemli bir ahlaki ve manevi sorumluluk getirir. Bu da şükür ve bilinçtir. 

Nimetin farkında olmak ve onun gereğini yapmak "Şükür" olarak adlandırılır. Şükür, sadece dille "Elhamdülillah" demekten ibaret değildir; üç temel aşamada gerçekleşir:

1. Kalp ile Tasdik:

Yani nimetin  asıl sahibinin Allah olduğunu gönülden kabul etmek ve gurura kapılmamak.

2. Dil ile İkrar

Yani, lütufları itiraf etmek, hamd ve dua ile dile getirmek.

3. Fiil ile Eylem

Yani, nimeti, veriliş amacına uygun olarak kullanmak. 

Aklı  ilim ve faydalı işler için, sağlığı hayırlı ameller için, serveti ise paylaşmak ve yardımlaşmak için harcamak buna örnek verilebilir.

Aksi durum, yani nimetleri görmezden gelmek, onları kendi gücüyle elde ettiğini iddia etmek veya meşru olmayan yollarda tüketmek "israf" ve "nankörlük" olarak tanımlanır.

Çok değerli okurlarım, çok kıymetli dinleyicilerim;

İnsanoğlunun sahip olduğu her imkân, hem bir ikram hem de bir imtihan vesilesidir. 

Evrenin her köşesinde ve insanın kendi iç dünyasında tecelli eden sınırsız nimetler, kişiyi derin bir tefekküre ve mütevazı bir yaşam tarzına davet eder. 

Bu farkındalıkla yaşayan bir birey, elindeki imkânları hem kendisinin hem de toplumun hayrına kullanarak varoluş amacına uygun bir ömür sürmüş olur.

Allah böyle bireylerden olmamızı nasip eylesin.

Her şeyi bize Allah’ın verdiğini unutmayalım. Bu duygularla yazıp bestelediğim “SEN VERDİN” adlı eserim 15 Ağustos 2026 Cumartesi günü tüm dijital platformlarda yayına giriyor.ELİMİZDEKİ NİMETİ ŞÜKÜR İPİYLE BAĞLAYALIM İNŞALLAH.

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner376

banner375

banner377

banner981