Aslantaş, seçim çalışmaları kapsamında kendi Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi.
Ben de programı yerinde takip ettim.
Daha ilk andan itibaren dikkatimi çeken şey, açılışa gösterilen yoğun ilgiydi.
Salon; sanayiciler, iş insanları, girişimciler, GTO üyeleri, meslek komitesi temsilcileri ve Gebze ekonomisinin farklı alanlarında faaliyet gösteren çok sayıda isimle doluydu.
Bu tablo bana şunu gösterdi:
Bu seçim, yalnızca bir oda yönetimi seçimi olmayacak.
Çünkü Gebze Ticaret Odası, 28 bini aşkın üyesiyle yalnızca Gebze’nin değil, Kocaeli’nin ve Türkiye’nin önemli ticaret ve sanayi merkezlerinden birini temsil ediyor.
Dolayısıyla sandıktan çıkacak sonuç, yalnızca GTO yönetimini değil, önümüzdeki dönemde Gebze iş dünyasının hangi anlayışla temsil edileceğini de belirleyecek.
.jpg)
“SİZİN İÇİN VARIZ” SADECE BİR SLOGAN MI?
Abdurrahman Aslantaş’ın konuşmasının merkezinde “Sizin İçin Varız” anlayışı vardı.
Fakat burada benim dikkat ettiğim nokta, sloganın ötesinde anlatılanlardı.
Aslantaş, görev döneminde yaklaşık 9 bin 500 üyeyle doğrudan temas kurulduğunu, iş yerlerinin ziyaret edildiğini ve üyelerin sorunlarının sahada dinlendiğini anlattı.
Bir gazeteci olarak bu kısmı önemsiyorum.
Çünkü Gebze ekonomisini anlamanın yolu yalnızca toplantı salonlarından geçmiyor.
Fabrikalara, organize sanayi bölgelerine, KOBİ’lere, esnafa, ihracatçı firmalara ve iş hayatına yeni atılmaya çalışan genç girişimcilere dokunmak gerekiyor.
Bir ticaret odasının gerçek gücü de burada ortaya çıkıyor.
Üyesinin ne yaşadığını bilmekte…
Ve o sorunu çözmek için masaya oturmakta.
.jpg)
SALONDAKİ SANAYİCİLER NE SÖYLÜYOR?
Açılıştaki yoğun katılımın bana göre en önemli tarafı buydu.
Gebze’de üretim yapan, istihdam sağlayan, ihracat gerçekleştiren ve bölgenin ekonomik büyüklüğünü oluşturan iş dünyasının temsilcileri salondaydı.
Bu ilgiyi yalnızca bir seçim programına gösterilen ilgi olarak görmemek gerekiyor.
Çünkü ticaret odası seçimleri dışarıdan bakıldığında yönetim kurulu, meclis ve meslek komitelerinin belirlenmesinden ibaret gibi görünebilir.
Oysa işin sahadaki karşılığı çok daha büyük.
Finansmana erişimden ihracata, mesleki eğitimden istihdama, kamu kurumlarıyla ilişkilerden yeni yatırımlara kadar birçok konu doğrudan oda üyelerinin geleceğini ilgilendiriyor.
Bu nedenle GTO’daki seçim, Gebze ekonomisinin geleceği açısından da önem taşıyor.
GEBZE SANAYİSİNİN EN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİ: NİTELİKLİ İNSAN
Aslantaş’ın konuşmasında mesleki eğitim başlığı da dikkat çekti.
Çünkü bugün Gebze sanayisinin temel problemlerinden biri yatırım yapmak kadar, o yatırımı taşıyacak nitelikli insan kaynağını bulabilmek.
Sanayicinin yıllardır dile getirdiği “Nitelikli çalışan bulamıyoruz” sorunu artık yalnızca insan kaynakları departmanlarının meselesi değil.
Bu, doğrudan bölgesel kalkınma meselesi.
Bu noktada 3 bin metrekare kapalı alana sahip mesleki eğitim ve atölye binası, meslek liselerine verilen yaklaşık 3 milyon TL proje desteği ve iki meslek yüksekokulunun hamiliğinin üstlenilmesi gibi çalışmaların altı çizildi.
Benim açımdan burada daha önemli bir konu daha var:
Gençleri yalnızca istihdam edilecek insan kaynağı olarak değil, geleceğin girişimcileri olarak görmek.
Çünkü Gebze’nin yarını yalnızca yeni fabrikalarla değil, yeni fikirlerle de kurulacak.
GENÇ GİRİŞİMCİLERİN YERİ DAHA FAZLA OLMALI
Yeni dönem projeleri arasında Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi, GTO Akademi, İhracat Destek Ofisi, Proje Geliştirme Merkezi ile Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi gibi başlıklar açıklandı.
Bunlar bana göre birbirinden bağımsız projeler değil.
Bir bütünün parçaları.
Genç girişimci bir fikir geliştirecek.
Akademik bilgi ürüne dönüşecek.
Sanayici bu ürünü geliştirecek.
Yatırımcı finansman sağlayacak.
Firma ihracata yönelecek.
Ve bu süreçte GTO, üniversite, sanayi, girişimci ve kamu arasında köprü olacak.
Eğer bu model doğru kurulabilirse, Gebze yalnızca Türkiye’nin üretim merkezlerinden biri değil, aynı zamanda yeni nesil girişimciliğin de merkezlerinden biri olabilir.
.jpg)
“ÜYEMİZE BORÇLUYUZ”
Aslantaş’ın konuşmasında dikkatimi çeken ifadelerden biri de “Üyemize borçluyuz” oldu.
Aidatları yalnızca Odanın geliri olarak değil, üyeye karşı bir sorumluluk olarak değerlendirdiklerini ifade etti.
Ardından yapılan yatırımları sıraladı.
80 dönümlük alanda 15 bin fidanlık Hatıra Ormanı…
Çayırova’ya 11 hekimlik Aile Sağlığı ve E-Sınav Merkezi…
Darıca’ya diş protez laboratuvarı…
Sağlık kuruluşlarına cihaz ve ekipman desteği…
Kolluk kuvvetlerine araç ve lojistik destek…
Sevgi Evleri’ne kapalı spor salonu…
Afet Konaklama Aracı…
Bunların her biri farklı bir alana dokunuyor.
Burada asıl mesele şu:
Bir ticaret odası sadece üyelerinin ticari sorunlarıyla mı ilgilenmeli?
Yoksa bulunduğu şehrin sosyal, ekonomik ve yaşam kalitesine ilişkin meselelerinde de sorumluluk üstlenmeli mi?
Bence artık ikinci anlayış giderek daha önemli hale geliyor.
GEBZE FUAR VE KONGRE MERKEZİ
Yeni dönem hedefleri içerisinde özellikle Gebze Fuar ve Kongre Merkezi projesi dikkatimi çekti.
Çünkü Gebze’nin ekonomik büyüklüğü ile marka değeri arasında hâlâ ciddi bir mesafe olduğunu düşünüyorum.
Gebze, Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri.
Ancak Gebze’nin yalnızca fabrikalarıyla anılması yeterli değil.
Burada ulusal ve uluslararası fuarlar düzenlenmeli.
Kongreler yapılmalı.
Teknoloji etkinlikleri gerçekleştirilmeli.
Yeni iş bağlantıları kurulmalı.
Yani Gebze’nin ürettiği ekonomik değerin, Gebze’nin marka değerine de dönüşmesi gerekiyor.
Fuar ve Kongre Merkezi fikrini bu açıdan önemli buluyorum.
Bunun yanında Gebze Şehir Hastanesi, ikinci araç muayene istasyonu, yeni yaşam ve outlet merkezi ile Darıca Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi gibi başlıkların gündeme alınması da dikkat çekici.
ÜYEYE ÖZEL ODA MODELİ
Bir diğer önemli proje ise CRM sistemi ve “Üye Karnesi”.
Bence burada geleceğin ticaret odası modeli açısından önemli bir kapı açılıyor.
Çünkü artık herkese aynı hizmeti sunmak yeterli değil.
Bir ihracatçının ihtiyacı başka.
Bir KOBİ’nin başka.
Yeni iş kuran genç girişimcinin başka.
Sanayicinin başka.
Dolayısıyla üyeyi tanıyan, ihtiyacını bilen ve ona göre hizmet üreten bir oda modeli gerekiyor.
CRM ve “Üye Karnesi” projesi doğru uygulanırsa, GTO’nun üyeleriyle olan iletişimini daha sistematik ve ölçülebilir hale getirebilir.

BİR GAZETECİ VE GENÇ GİRİŞİMCİ GÖZÜYLE…
Açılışı takip ederken benim için en anlamlı görüntülerden biri salondaki çeşitlilikti.
Yıllardır Gebze’de üretim yapan sanayiciler…
Ticaret hayatının deneyimli isimleri…
Girişimciler…
GTO üyeleri…
Genç iş insanları…
Hepsi aynı salondaydı.
Aslında Gebze ekonomisinin fotoğrafı da buydu.
Tecrübeyle gençliğin,
sanayiyle girişimciliğin,
üretimle teknolojinin,
geleneksel ticaretle yeni ekonominin
aynı zeminde buluşması gerekiyor.
Benim beklentim de tam olarak bu.
Genç girişimcilerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmadığı; fikirlerinin dinlendiği, projelerinin desteklendiği ve karar mekanizmalarında daha fazla yer aldığı bir ekonomik yapı.
(1).jpg)
ŞİMDİ SÖZ SANDIKTA
Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışında ortaya çıkan tablo bana göre netti:
Gebze iş dünyası bu seçimi önemsiyor.
Çünkü GTO’nun geleceği, Gebze ekonomisinin geleceğinden bağımsız değil.
Abdurrahman Aslantaş, 10. dönem için başkan adaylığını ortaya koyarken geçmiş dönemde yapılan çalışmaları ve yeni dönem projelerini de iş dünyasının önüne koydu.
Şimdi asıl mesele, seçim sürecinin nasıl ilerleyeceği ve sandıktan nasıl bir sonuç çıkacağı.
Daha da önemlisi, seçim sonrasında açıklanan projelerin ne kadarının hayata geçirileceği.
Ben bir gazeteci olarak bu süreci takip edeceğim.
Bir genç girişimcilik kurulu üyesi olarak da gençlerin, girişimcilerin ve yeni nesil iş dünyasının ekonomik karar mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü Gebze’nin geleceğini yalnızca bugünün sanayicileri değil;
yarının girişimcileri, genç iş insanları ve yeni fikirleri de şekillendirecek.
Belki de Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışında verilmesi gereken en önemli mesaj tam olarak buydu:
Gebze’nin ekonomik geleceği için artık yalnızca bugünü değil, yarını da konuşmanın zamanı.








