Afyon, Anadolu´nun batı yarısında bir kavşak noktası. Doğuyu batıya, kuzeyi güneye bağlayan doğal bir kapı konumunda. Tarih boyunca Anadolu’yu hakimiyeti altına almış tüm medeniyetler Afyon´da izlerini bırakmışlar. Meşhur kaymağı, eti ve haşhaşıyla ünlü bu ilimiz taşınmaz kültür varlıkları ve doğal güzellikleriyle insanı gizemli bir atmosfere sürüklüyor.
Afyon ilinin doğusunda Konya, kuzeyinde Eskişehir ve Kütahya, batısında Uşak ve Denizli, güneyinde Isparta ve Burdur illeri bulunuyor.
Pek çok uygarlığa yurt olan Afyonkarahisar, öylesine büyülü bir noktada kurulu ki, Türkiye´nin neresine gitmek isterseniz isteyin buradan geçmek zorundasınız. Yörenin ilk yerleşim tarihi MÖ 3000 yılına kadar dayanıyor. Hititleri, Frigleri, Helenleri, Romalı ve Bizanslıları misafir eden ve 1200 yıldan beri de Türklerin yurdu olan şehir seçkin şehirlerimizden biri..
Afyonda ilk durağımız müze. Bize ilk burası tavsiye ediliyor. Arkeoloji Müzesindeki Hitit, Frig, Roma ve Bizans eserlerinin eşi ve benzeri bir başka yerde yok. Afyon´dan gelip geçen medeniyetler hakkında geniş bilgi elde etmek istiyorsanız bu müzeye mutlaka uğramalısınız. Müzeden çıkıp şimdiki zamana geri dönüyoruz. Afyon sokakları her köşede farklı bir sürpriz sunuyor. Bir ara sokakta dükkânların önüne rengârenk, saf yünden yapılma kepenekler yığılmış. Çobanları soğuktan koruyan, kimi zaman yatakları ya da yemek yerken altlara serilen kepeneklerin nasıl yapıldığını öğrenmek isterseniz, selam vererek bir dükkândan içeri girmeniz yeterli.
Bir de sarp kayalar üstünde yükselen Afyon Kalesi´ne çıkmak var. Kaleden manzara müthiş. Afyon manzarasının ayrılmaz bir parçası olan kale, eski bir yanardağın ağzında kurulu. Hitit Kralı II Murşil´in Arzava seferinde kullandığı kalenin surlarında, günümüze kadar ulaşan Hitit izlerini görebilirsiniz.
Kaleden sonra yolumuz çarşıya varıyor. Burada hemen hemen iki dükkândan biri ya sucuk satıyor ya da kaymaklı lokum ve şekerleme yapıyor. Afyon kaymağını duymayan yoktur. Çarşıda son dönem Osmanlı eserlerinden olan bedestenin yanında, Selçuklulardan günümüze kalma Ulu Camii ve Gedik Ahmet Paşa´nın yaptırdığı yivli minaresiyle dikkat çeken İmaret Camii de görülmeye değer. Türk mimarisini yansıtan Kalealtı ise geçmişten gelen özelliklerini hiç yitirmemiş.
Afyon Kurtuluş Savaşı´nda kilit bir rol üstlenmiş ve ulaşım yollarının toplandığı bir kavşak olduğu için önemi bir kat daha artmıştı. Atatürk de 26 Ağustos 1922 günü, Afyon´a hâkim bir tepe olan Kocatepe´den Büyük Taarruz´u başlatmış ve ilk aşamaları buradan izlemişti. Burası, Atatürk’ün düşünceli bir şekilde yürürken fotoğrafının çekildiği yer. fiimdi burada Atatürk´ün heykeli var, geride de siperler...
Türkiye su cenneti. Bir söz var “ Su akar Türk Bakar” ancak Türkler artık bakmıyor. Suyu değerlendiriyor. Türkiye’de 1800 civarında Termal Kaplıca ve ılıca var. Termal en kaliteli kaplıcalar. Sayıları çok az. Afyon Türkiye’nin Termal kaplıcalar başkenti. Gazlıgöl’de kaldığımız 3 gün içinde bunu daha iyi görüp anlıyoruz.
Afyon´a neden termal kent dendiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Kaplıcalar volkanik geçmişinin bir hediyesi olsa gerek. Ve İhsaniye. Gözlerimize inanamıyoruz.. Burada ünlü peribacaları var kendinizi Kapadokya´da hissediyorsunuz. Romalıların baskısından kaçmak isteyen ilk Hıristiyanlar, aynen Kapadokya´da olduğu gibi buraya yerleşmişler. İhsaniye´deki kayamezarları ve Ayazini Kilisesi de mutlak görülmeli.
Gazlıgöl Özgül termal kaplıcaların dan yola çıkıyoruz. Üç bin yıllık geçmişi olan Tarihi Friglerin dini başkenti Ayazini kentine gidiyoruz. Tarlalarda Afyona adını veren haşhaş eken köylü kadınlarından Albay adlı Ayazinli abla bizlere Haşhaş ile ilgili bilgiler verdikten sonra hem ilahi ve hem de Türkü söyleyerek gönlümüzü fethediyor. Ayazini belediye başkanı bizlere Firig vadisini gezdirerek bölge ile ilgili bilgiler veriyor.
Frig Vadisi diye de bilinen Göynüş Vadisi´ne gidiyoruz. MÖ 1200 yıllarından itibaren Anadolu´da yayılmaya başlayan Frigler, başkent olarak Gordiyon´u seçip Afyon, Kütahya, Eskişehir arasında bulunan dağlık ve ormanlık bölgede hüküm sürmüş. Göynüş Vadisi´nde sizi bekleyen şey, kayamezarları ve açıkhava tapınakları. Firg vadisi henüz tam olarak tanıtılamamış Türkiye’nin önemli tarihi bölgelerinden birisi.bölgeyi adım adım gezerek devri alem kameraları ile tarihe not düşüp zamana noterlik yapıyoruz.
Afyon´un yakınında bulunan Agros, Amuriye, Apameia, Çavdarlıhöyük, Eski Karahisar, Kelainai, Kırkinler, Prymnessos antik kentleri, Demirlikale, Toprakkale, Gezler ve Sandıklı kaleleri de görülmeye değer zenginlikler.
Afyon gezimizin son durağı Eber Gölü. Göl, Çay ve Bolvadin ilçelerinin sınırları olan Eber Gölü, Akarçay ve Sultandağları´ndan gelen kaynak suları ile besleniyor. Göle yaklaşırken ilk göze çarpan kamışlar ve bunları toplayan köylüler oluyor. Bir masaldan fırlamış gibi duran balıkçı barınaklarının çatısını kamışlar örtüyor. Göl kıyısında yaşayan insanlar geçimini yine gölden sağlıyor.
Afyon denince akla sucuk ve kaymak gelir. Afyon bitkisinin tohumlariyla zenginleştirilmiş tatlıları da yörenin ´olmazsa olmaz´ larından. Ulaşım yollarının geçtiği bir kavşak konumunda olduğundan nasıl olsa yolunuz bir gün Afyon´a düşecek. Yalnızca geçmeyip bir süre kalırsanız, tüm bu anlattığım güzellikler sizleri bekliyor olacak.
Afyon anlatılmaz yaşanır. Sizlerinde yolu Afyona düşerse Afyon merkeze sadece 35 Km mesafedeki Gazlıgöl’e gidip, termal kaplıcanın keyfini doya doya çıkartın. 3000 yıllık uygarlığın bulunduğu Frig vadisini adım adım gezmelisiniz. Kurtuluş savaşının zaferler destanının yazıldığı Kocatepe’ye çıkıp kurtuluş savaşı şehitlerinin ruhuna Fatihalar okumalısınız.
Afyonun sucuğundan ve kaymağından yedikten sonra seramiğiyle sadece Türkiyede değil dünyada ün yapmış çini beldesine uzanıyoruz. Burası Tarihyle çinisiyle doğasıyla Kütahya..


Basın Bültenleri









