GÜNDEM:
Kocaeli'nde 36 saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı

15 Ağustos 2026 Cumartesi 17:59

İstanbul, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Tekirdağ ve Yarımada ekiplerinin katıldığı ve 36 saat kesintisiz olarak planlanan tatbikatta AKUT’un geliştirmekte olduğu uluslararası ağır sınıf Kentsel Arama ve Kurtarma (USAR) kapasitesinin sahadaki karşılığı test edildi.

17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan büyük deprem, Türkiye’nin afet gerçeğini tüm ağırlığıyla ortaya koyarken, AKUT için de arama kurtarma çalışmalarının, gönüllülüğün ve kurumsal afet kapasitesinin ne kadar hayati olduğunu gösteren en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Aradan geçen 27 yılda AKUT, Türkiye’nin dört bir yanında ve farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerle arama kurtarma kapasitesini sürekli geliştirdi.

AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, 17 Ağustos’un AKUT açısından yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda bugünkü çalışmaların temelinde yer alan bir sorumluluk olduğunu belirterek, “17 Ağustos 1999, Türkiye’nin afetlere hazırlık konusunda hafızasına kazınmış en önemli tarihlerden biri.
AKUT’un tarihine baktığımızda da bu tarihin çok özel bir yeri olduğunu görüyoruz. O günden bugüne geçen süreçte çok büyük afetler yaşadık, çok sayıda insanımızın hayatına dokunduk ve sahada çok önemli tecrübeler edindik. Ancak afetler değiştikçe, riskler büyüdükçe ve uluslararası müdahale standartları geliştikçe bizim de kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekiyor” dedi.

AKUT’un geçmişteki operasyonel kapasitesinin yalnızca gönüllü sayısıyla ölçülemeyeceğini, yeni hedefin ise belirli uluslararası standartlar çerçevesinde sürdürülebilir ve yüksek kapasiteli bir ekip yapısı oluşturmak olduğunu vurgulayan Serhat Akbel, “AKUT, büyük afetlerde çok geniş gönüllü kadrolarıyla sahada görev yaptı. Özellikle 6 Şubat depremlerinde 1.000’in üzerinde gönüllümüzle operasyonlara katıldık. AFAD ile sahadaki en yüksek kapasiteli müdahale yapılarından biri olduk. Ancak bugün üzerinde çalıştığımız yapı, sayıdan çok nitelik, sürdürülebilirlik ve standardizasyon üzerine kurulu. Hedefimiz; uluslararası ağır sınıf USAR standartlarında görev yapabilecek, kendi lojistiğini, personel devamlılığını, komuta-kontrolünü ve teknik kapasitesini sürdürebilecek bir ekip yapısı oluşturmak” şeklinde konuştu.

“17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri hazırlığın ertelenemeyeceğidir”
Serhat Akbel, Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatın özellikle 17 Ağustos’un yıl dönümüne denk gelmesinin güçlü bir anlam taşıdığını ifade eden Serhat Akbel, “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, afet hazırlığının afet olduktan sonra değil, afet olmadan önce yapılması gerektiğidir. Bugün Kocaeli’nde gerçekleştirdiğimiz bu tatbikatı da bu anlayışın bir parçası olarak görüyoruz. Bir enkaza girdiğimiz anda ne yapacağımızı düşünmek yerine, aylar ve yıllar öncesinden nasıl daha iyi bir ekip olabiliriz sorusunun cevabını arıyoruz” dedi. AKUT’un hedefinin yalnızca kendi kapasitesini geliştirmek olmadığını, Türkiye’nin uluslararası afet müdahale gücüne katkı sağlamak olduğunu da kaydeden Serhat Akbel, “Bizim hedefimiz, gerektiğinde Türkiye içinde çok güçlü bir müdahale gerçekleştirebilmek ve ihtiyaç olduğunda dünyanın herhangi bir noktasındaki büyük bir afete uluslararası standartlarda destek verebilecek kapasiteye ulaşmak. Bunu bir sivil toplum kuruluşu olarak gerçekleştirmek istiyoruz.

Devletimizin afet yönetimindeki öncü ve koordinatör rolünün yanında, güçlü, uzmanlaşmış ve uluslararası standartlarda çalışan sivil toplum kapasitesinin de Türkiye’nin afet gücünü büyüteceğine inanıyoruz” diye konuştu.
36 saat boyunca gerçek bir uluslararası operasyon senaryosu Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatta ekipler, gerçek bir uluslararası afet müdahalesine mümkün olduğunca yakın koşullarda çalıştı. Tatbikatta; arama, keşif, teknik arama, kurtarma, medikal müdahale, enkaz güvenliği, haberleşme, lojistik, ekip yönetimi ve operasyonel koordinasyon süreçleri aynı anda işletildi. Uzun süreli görev koşullarında ise yalnızca kurtarma teknikleri değil; vardiya düzeni, personel devamlılığı, kaynak yönetimi, bilgi akışı, komuta-kontrol, lojistik sürdürülebilirlik ve değişen saha koşullarına uyum gibi başlıkların da önemli olduğu göz önünde bulundurularak bu anlamda da değerlendirmeler yapıldı.

Hedef: 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon yapabilmek
AKUT, yürüttüğü hazırlık çalışmaları kapsamında afet bölgesinde 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon sürdürebilecek bir uluslararası ağır sınıf ekip kapasitesi oluşturmayı hedefliyor. Planlanan kapasiteyle ekibin aynı anda iki ayrı enkaz sahasında kurtarma, iki ayrı enkaz sahasında ise arama, keşif ve değerlendirme faaliyetlerini yürütebilecek insan gücü, teknik ekipman, lojistik ve komuta-kontrol altyapısına sahip olması amaçlanıyor. Serhat Akbel, bu hedefin AKUT açısından uzun soluklu bir dönüşüm anlamına geldiğini kaydederek,

“Burada ulaşmak istediğimiz nokta, afet bölgesine gidip kısa süreli bir operasyon yapmak değil. Gittiğimiz yerde kendi kendine yetebilen, personelini ve kaynaklarını yönetebilen, uzun süre görev yapabilen ve uluslararası standartlarda raporlama ve koordinasyon gerçekleştirebilen bir yapı oluşturmak. Bu nedenle bugün yaptığımız tatbikatı bir sonuç değil, bu uzun hazırlık sürecinin önemli kilometre taşlarından biri olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

Hedef 2027’deki INSARAG sınıflandırması
AKUT’un uluslararası ağır sınıf USAR kapasitesinin uluslararası düzeyde resmiyet kazanması açısından en önemli aşamalardan biri, Kasım 2027’de gerçekleştirilmesi planlanan INSARAG sınıflandırma sınavı olacak. Söz konusu sınavın başarıyla tamamlanması halinde AKUT, uluslararası ağır sınıf USAR ekip statüsünü resmen kazanmayı ve Türkiye’yi uluslararası afet müdahale kapasitesi açısından yeni bir seviyede temsil etmeyi hedefliyor. Serhat Akbel, bu sürecin AKUT için olduğu kadar Türkiye açısından da önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:

“2027’deki sınıflandırma sınavına yalnızca AKUT’un bir sınavı olarak bakmıyoruz. Bu, Türkiye’nin sivil toplum alanındaki afet müdahale kapasitesinin uluslararası standartlarda ortaya konulması açısından da önemli bir hedef. Biz bu sürecin sonunda yalnızca AKUT adına değil, Türkiye adına da gurur verici bir sonuç elde etmek istiyoruz. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. O günün acısını unutmadan, o günden öğrendiklerimizi geleceğe taşıyarak çalışmak zorundayız. Bizim için en anlamlı anma biçimlerinden biri, yeni bir deprem olduğunda ‘keşke daha hazırlıklı olsaydık’ dememek. Bunun yolu da bugün, afet yokken çalışmaktan, tatbikat yapmaktan, standartlarımızı yükseltmekten ve kapasitemizi sürekli geliştirmekten geçiyor.”
Afetlere hazır, yüksek müdahale kapasitesine sahip bir Türkiye AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, “AKUT, afetlere hazır, yüksek müdahale kabiliyetine sahip bir Türkiye hedefi doğrultusunda; devletin öncülüğü ve koordinasyonu, milletin desteği ve Türkiye’nin güçlü yardımlaşma ve dayanışma kültürüyle çalışmalarını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası kapasitemizi geliştirmeye, gönüllülerinin bilgi ve becerilerini ileri seviyeye taşımaya ve Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi.

Tatbikatın temel amacının tek tek kurtarma tekniklerini uygulamanın ötesinde, bütünlüklü bir USAR sisteminin sahada çalışabilirliğini sınamak olduğunu ifade eden AKUT Tatbikatlar Birimi Sorumlusu Kaan Sabah ise, “Ağır sınıf bir USAR ekibi oluşturmak, yalnızca daha fazla ekipman veya daha fazla personel bulundurmak anlamına gelmiyor. Asıl mesele, tüm bu unsurların tek bir operasyonel sistem içerisinde, uzun süre boyunca kesintisiz ve güvenli biçimde çalışabilmesi. Bu tatbikatta da arama-kurtarma faaliyetlerinden lojistiğe, haberleşmeden komuta-kontrole kadar bütün sistemi birlikte test ediyoruz” dedi. Eren Aşkın, 36 saatlik kesintisiz senaryonun özellikle ekiplerin sürdürülebilirlik kapasitesini ölçmek açısından önem taşıdığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Afetlerde ilk saatler bizler için çok önemli; ancak uluslararası ölçekte ağır sınıf bir müdahale ekibinden beklenti, yalnızca ilk saatlerde değil, günler boyunca aynı operasyonel disiplinle ve sürdürülebilirlikle çalışabilmesidir. Bu nedenle personel rotasyonu, vardiya planlaması, ekipman ve kaynakların yönetimi, bilgi akışının sürekliliği ve güvenli çalışma bizim için en az kurtarma faaliyetinin kendisi kadar önemli. Tatbikatta bunların tamamını gerçekçi senaryolar üzerinden değerlendiriyoruz.”

banner982
Anahtar Kelimeler
Gündem
Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner376

banner375

banner377

banner981

“Depreme karşı en büyük gücümüz bilim,...
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: “Depreme karşı en büyük gücümüz bilim, hazırlık...

Haberi Oku