Kamu alımları ve kamu destek programlarında “Made in EU” ve düşük karbon tercihleri getirilerek çimento ve alüminyumdan batarya, güneş, rüzgar, ısı pompası ve nükleer gibi net-sıfır teknolojilere kadar Avrupa sanayi ürünlerine olan talebin artırılması amaçlanıyor. Çelik sektörü için ise pazar talebi yaratacak özel düşük karbon tercihleri öngörülüyor.
TÜRKIYE’DE ÜRETİLEN ÜRÜNLER “MADE IN EU” SAYILACAK MI?
Tasarıya göre uygulanması planlanan “Made in EU” kriteri AB’nin yakın ortaklarını da kapsayacak. Bu tanıma AB ile serbest ticaret anlaşması olan veya Türkiye örneğinde olduğu gibi gümrük birliği olan ülkeler dahil edilebilecek. AB’nin serbest ticaret alanı veya gümrük birliği tesis eden bir anlaşma imzaladığı ya da Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olan ortaklardan gelen içerikler, ilgili anlaşma kapsamındaki Birlik yükümlülükleri çerçevesinde Birlik menşeli sayılacak.
Buna göre Türkiye’deki ürünlerin de bu tanıma dahil olması mümkün olacak. Bununla birlikte, Komisyon AB’de üretilen ürünlere ulusal muamele yapmayan yani ayrımcılık uygulayan üçüncü bir ülkeyi bu tanım kapsamından çıkarabilecek. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de üretilen ürünlerin “Made in EU” kapsamına girmesinde gümrük birliği ilişkisi belirleyici olacak. Ancak AB ürünlerine de ulusal muamele esası bulunuyor.
Doğrudan yabancı yatırımlar ile ilgili olarak, batarya, elektrikli araçlar, fotovoltaik ve kritik hammaddeler gibi stratejik sektörlerde 100 Milyon Avro’yu aşan ve küresel üretim kapasitesinin %40’ından fazlasının tek bir üçüncü ülke tarafından kontrol edildiği büyük yatırımlar için koşullar getiriliyor. Bu yatırımların yüksek nitelikli istihdam yaratması, inovasyon ve büyümeyi desteklemesi, teknoloji ve bilgi transferi yoluyla AB’de gerçek katma değer üretmesi ve yerel içerik şartlarına uyması gerekecek. Bu kapsamda en az %50 Avrupa istihdamı şartı getirilmesi öneriliyor.
Yasa tasarısı ayrıca sanayi projelerine yönelik izin prosedürlerini hızlandırmayı ve dijitalleştirmeyi hedefliyor. Endüstriyel simbiyozu mümkün kılmak ve temiz imalat proje kümelerinin oluşumunu teşvik etmek amacıyla “Sanayi Hızlandırma Alanları” oluşturulması da öngörülüyor.
Türkiye’de üretilen ürünlerin de “Made in EU” kapsamına dahil olmasına dair ümit ışığı belirdi. Ancak gümrük birliği olsa da, AB ürünlerine yönelik ayrımcı uygulamaları gözden geçirmemiz gerekecek. Yasa tasarısı bundan sonraki süreçte Avrupa Parlamentosu ve AB Bakanlar Konseyi tarafından görüşülerek sonuçlandırılacak.”











