Tek kelimelik bir cevaptır. Ve tek kelime ile “AİLE”.
Neden mi? Çünkü insan bir aile de doğar büyür ve yaşamını sürdürür. Bir çatı altında bir yuvada. Tüm niteliklerimiz, bizi biz yapan tüm değerlerimiz, erdemlerimiz buradan şekillenir ve topluma buradan yayılır. Bu yuvanın niteliği ve niceliğinin de aslında hiçbir önemi yoktur. Eğer orada birbirine sevgi ile bağlanan aile üyeleri varsa bu her şey için yeterlidir. Onlar birbirine kenetlenmiş ise hiçbir engel hiçbir zorluk onları yıldıramaz, yıkamaz. Tüm mesele işte toplumunda en önemli temel taşı olan bu aile kalesini sağlam tutabilmektir. Bununda gerek ve şart koşulu değerlere, erdemlere sahip çıkmak onları çocuklara ve dolayısıyla geleceğe aktarmaktan geçiyor. Bu değerlerin aktarılmasında da evde anne-baba ile birlikte, büyükanne ve büyükbabaların önemi de çok çok büyük kuşkusuz. O kadar büyük bir tecrübeyi evin içinde çocuğun dünyasından uzak tuttuğunuz zaman bu değerlerin aktarılmasında güçlükler ortaya çıkmaya başlıyor. Aslında günümüzde temel sorun da buradadır. Ailenin küçülmesi, büyüklerden ayrı bağımsız yaşama kültürü yaygınlaştıkça değerlerin aktarımı elimizden sabun gibi kayıp gidiyor. Halbuki değerlerle ve erdemlerle yoğrulmuş sağlıklı bir aile yapısı, sahip olunabilecek en büyük mirastır, hazinedir. Hiç unutmamalıyız ki aile; kişi ile toplum arasında değerlerin, erdemlerin kazandırılması, kültürel kimliğin, tarihsel ve toplumsal bilincin aktarılmasında bir köprüdür. İşte iyi bir köprü de sizi geleceğe sağlıklı bir şekilde taşır. O halde ailede içindeki iletişim, tecrübe, değerlerin aktarımı, sevgi, saygı ve anlayış toplumun geleceğini belirleyicidir.
Aile içinde birbirine kenetlenme, sarılma ne kadar güçlü olursa geleceğimiz de güvende olacaktır. Günümüzde ailenin küçülmesi, büyükten küçüğe erdemlerin aktarılmasında zayıflama, kendi kültürel ve ahlaki değerlerimize yabancılaşmayı beraberinde getirdi. Bu durumda maalesef aile kurumunu zayıflatma, parçalanma ve dağılma sürecine soktu. Ve bir sonuç olarak ta ailede yabancılaşma, bağımlılık yapıcı maddeler kullanımı, içe kapanık ve sosyal olmayan ben merkezli bir nesil, dijitalleşme ile gelen bağımlılık; bireysel ve toplumsal şiddetin yaygınlaşması, kimlik bunalımı ve ruhsal rahatsızlıklar gibi toplumu tehdit eden sorunlar baş gösterdi.
Bütün bunlar da aile ve toplumlarda ciddi sarsıntıya neden oldu. Bundan kurtuluş için fabrika ayarlarımıza geri dönmeliyiz. Ailede bağlılığımızı artırıp kenetlenmeliyiz. Aile kurumuna en üst seviyede ve gereken önemi vermeliyiz. Başka çıkış yolu yok!
Tek yol AİLE. Tek gündem AİLE.
Bu gündem kapsamında T.C. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünce desteklenmeye hak kazanan, Avrasya Gazeteciler Derneği’nin yürütücülüğünü üstlendiği ve İlim Kültür Tarih ve Teknoloji Araştırma Merkezi Kütüphanesi paydaşlığında "Ailenin Önemi ve Bağımlılıkla Mücadele: Sağlıklı Bir Gelecek İçin El Ele" adlı bir proje gerçekleştiriliyor. Bu çok önemli projeye imza atan çok değerli gazeteci, yazar, belgeselci Sn. İsmail Kahraman’ı gönülden tebrik ediyorum. Bu konuda yapılan tüm çalışmaları ailesevgisi.com adlı internet sitesinden takip edebilirsiniz. Güzel bir gelecek için herkesin bu konuda katkı verebileceğini biliyorum. Bende bu düşünceyle böylesine hayati önemdeki sosyal sorumluluk projesine katkı sunmak istedim. Bu amaçla; sözlerini, bestesini ve düzenlemesi yaptığım “AİLE” adlı eserim bugün tüm dijital müzik platformlarında (Amazon, Anghami, Apple Music, Joox, MediaNet, Boomplay, Deezer, Flo, Instagram/Facebook, Adaptr, YouTube Music, iHeartRadio, Claro Música, iTunes, Kuack Media, NetEase, Qobuz, Pandora, Saavn, Spotify, Tencent, Tidal and TikTok & other ByteDance @stores, ) yayına girdi.
Eserin Youtube ve Spotify linklerini burada paylaşıyorum.
https://open.spotify.com/album/25HsgaXCdbODdxvsbc32YW?si=0eKAUH4cTKu-gXY8r3NvRQ
Yine bu eserin video klibini de ekteki linkten izleyebilirsiniz.
https://youtu.be/3q1hzb0ui6c?si=GYoHrI498Og_QUXz
Unutmayalım, “Aile” varsa varız, yoksa yokuz.
.jpg)











