banner1254

ÜSKÜDAR FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ EVLİYA ÇELEBİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ BAŞKANI
https://www.facebook.com/share/v/1C6p3rLogS/?mibextid=wwXIfr

PROF. DR. MUSA DUMAN İLE BELGESEL TADINDA CANLI SÖYLEŞİ GERÇEKLEŞTİRDİK

https://www.facebook.com/share/v/1G2fkY32J8/?mibextid=wwXIfr

SULTAN HANIM VAKFINDA VAKIF ÜNİVERSİTESİ

Atik Valide Külliyesi, Sultan III. Murad’ın annesi Nurbanu Valide Sultan (1525–1583) tarafından 1570–1579 yıllarında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Üsküdar’da bulunan külliye, 18. yüzyıla kadar Valide Sultan Külliyesi adı ile tanınmış; daha sonra III. Ahmed’in annesi Gülnûş Sultan’ın (ö. 1715) Üsküdar İskele Meydanı’nda yeni bir külliye inşa ettirmesiyle Eski Valide, Atik Valide veya Valide-i Atik isimleriyle anılmaya başlanmıştır.

Külliye, Üsküdar Toptaşı semtinde kendi adını taşıyan mahallede bulunmakta olup; cami ve medresenin merkezi oluşturduğu ve bu merkez çevresine yerleştirilmiş tek yapılar, tekke, sıbyan mektebi, hamam ile birleşik yapılar topluluğu; kervansaray, darülhadis, darülkurra, aşhane, tabhane ve darüşşifadan meydana gelen özgün bir model şeklinde kurulmuştur.

Atik Valide Külliyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tadilatı tamamlanarak eğitim-öğretim hizmetine sunulacaktır. Bünyesinde Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü ile Güzel Sanatlar Meslek Yüksekokulu yer alacaktır. Farklı akademik ve kültürel faaliyetler için de kullanılması planlanmaktadır.

Planladığınız toplantı, konferans, seminer, eğitim ve pek çok etkinlikte konuklarınızın ihtiyaçlarının eksiksiz şekilde giderileceği; tarihi binalarda modern teknolojinin sağladığı olanaklara sahip mekânlarımızla hizmetinizdeyiz. Salonlarımız, kendi organizasyon günlerimiz dışında kalan tarihlerde her türlü kongre, konferans, seminer ve eğitim düzenleme amacına yönelik olarak hizmet vermektedir.
(Kaynak: https://www.fsm.edu.tr/)

EVLİYA ÇELEBİ’NİN İZİNDE: HİCAZ YOLU VE VAKIF MEDENİYETİ
BELGESEL ÇEKİMLERİMİZE AHİ ÇELEBİ VE EYÜP SULTAN CAMİLERİNDE BAŞLADIK

https://www.facebook.com/share/v/1PE9sP3z1j/?mibextid=wwXIfr

Dünyanın en büyük gezgini Evliya Çelebi’nin seyahat rüyasını gördüğü yerdeyiz!
Değerli arkadaşım, kültür ve sanat insanı Sn. Nedret Demir ile belgesel tadında, 25 Ocak 2025 tarihinde Ahi Çelebi ve Eyüp Sultan camilerinde canlı yayın yaptık.

EYÜP SULTAN CAMİSİ
https://www.facebook.com/share/v/176tVozmgE/?mibextid=wwXIfr

AHİ ÇELEBİ CAMİSİ
https://www.facebook.com/share/v/1BphUXf6yd/?mibextid=wwXIfr

“Seyahat yâ Resulallah” diyerek yollara düşen Çelebi’nin izinde, Ahi Çelebi Camii’nin manevi havasını solumak…

#evliyaçelebi #seyahatname #istanbulgezilecekyerler #ahiçelebicamii

EVLİYA ÇELEBİ’NİN 1611 TARİHİNDE DÜNYAYA GELDİĞİ
İSTANBUL UNKAPANI’NDA BİR FİNCAN KAHVENİN 400 YILLIK HATIRI VAR

https://www.facebook.com/share/r/1DKr9LpgFz/?mibextid=wwXIfr

EVLİYA ÇELEBİ’NİN HAC YOLU SEYAHAT GÜZERGÂHINDA KÜLTÜR, VAKIF MEDENİYETİ TARİHİMİZİN İZLERİNİ ARAŞTIRIYORUZ.

Geçmişte ve günümüzde hep çok önemli olmuş ve gelecekte de kuşkusuz hep çok önemli olacak, her yeri her köşesi her adımı eserlerle dolu, büyük tarih, kültür ve vakıf medeniyeti şehri İstanbul’dayız.

Halil İnalcık’ın “En Büyük Sosyal Tarihçi” diye kendisini tanımladığı, 17. yüzyılın önde gelen Osmanlı seyyahı ve nesir yazarı Evliya Çelebi, doğduğu yerde Unkapanı semtindeyiz. Biz de şimdi onun izinde, onun bastığı yerlerde dolaşıyoruz. Her tarafımız ayrı güzelliklerle dolu: Galata Köprüsü, Unkapanı Köprüsü, Süleymaniye Cami, Rüstem Paşa Cami, Yeni Cami, Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı ve daha niceleri etrafımızda duruyor.

İstanbul’da Evliya Çelebi’nin yaşadığı bu yerden bulgularımızı, bilgilerimizi, izlenimlerimizi ve dolayısıyla hazinemizi gelecek kuşakların istifadesine sunmak için çalışıyoruz.

Evliya Çelebi denilince hiç kuşkusuz ilk önce akla seyahatleri ve bu seyahatlerini kaleme aldığı “Seyahatname” adlı 10 ciltlik eseri gelir. Bu eser günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde bulunmaktadır.

Seyahatlerinin başlamasına temel olarak, elbette Hicri 1040 (Miladi 19 Ağustos 1630) Muharrem ayının aşure gecesi (19 Ağustos 1630) gördüğü meşhur rüyası vardır. Biz de bugün bu rüyanın görüldüğü mekânda, yani Ahi Çelebi Camii’ndeyiz.

Evliya Çelebi bu meşhur rüyasında, kendisini Eminönü’nde Yemiş İskelesi’nde helâl mal ile yapılmış eski bir cami olan Ahi Çelebi Camii’nde (bu camiyi Ahi Ahmet Çelebi, doktorluktan kazandığı parayla 1480 yılında yaptırmış) minberin dibinde otururken görür.

Birden kapı açılır ve caminin içi nurdan bir cemaatle doluverir. Hayret ve hayranlık içinde olup biteni seyreden Evliya, yanına oturan zata kim olduğunu sorar. Aldığı cevap heyecan vericidir: “Aşere-i Mübeşşere’den biri: Sa’d ibni Ebi Vakkas!”

Sa’d ibni Ebi Vakkas, Evliya Çelebi’ye; biraz sonra Peygamber Efendimiz’in de geleceğini söyler. Sabah namazının sünneti kılınacak, sonra “Kamet getir” diye işaret buyurulacak, Evliya da yüksek sesle kamet getirecek, selâmdan sonra müezzinliği Bilâl ile birlikte yapacaktır. Namaz bitince Efendimiz mihrapta iken hemen koşup mübarek elini öp ve “Şefaat ya Resulallah” diyecek, yardımını isteyecektir.

Evliya Çelebi rüyasındaki bu namaz sonrası Hz. Peygamber’in elini öper ve “Şefaat ya Resulullah” diyecek iken heyecandan dil sürçer ve “Seyahat ya Resulullah” der. Peygamber Efendimiz tebessüm ederek “Şefaatim hak, seyahatin de mübarek olsun” diyerek camiden çıkar.

Peygamber Efendimiz çıktıktan sonra Sa’d bin Ebi Vakkas camide en sona kalır ve der ki: “Bak Evliya Çelebi, Peygamber’in şefaatini aldın, seyahat müsaadesi de aldın ve dünyayı gezmeye buradan başlayacaksın. Dünyayı ilk gezmeye sevgili İstanbul’umuzdan başla, gördüklerini kaleme al.”

Sonuç olarak, Evliya Çelebi rüyasında artık Hz. Peygamber’den seyahat, şefâat ve kendisini ziyaret etme iznini almıştır.

Rüyasını tabir ettirdiği Şeyh Abdullah Dede’nin tavsiyesi, Sa’d b. Ebi Vakkas’ın nasihati üzerine önce doğduğu ve yaşadığı şehir olan İstanbul’u gezmeye ve gözlemlediklerini kaleme almaya karar verir. İlk gezisini İstanbul ve çevresine yapar.

EVLİYA ÇELEBİ

Evliya Çelebi, 1640 yılında çıktığı ilk İstanbul dışı seyahatinin üzerinden 30 yıl geçmiş, birçok yeri gezmiş, 1670 yılına gelinmişti ama o, içinde hep bir eksiklik hissediyordu. Çünkü kutsal topraklara gidememiş ve farz olan Hac ibadetini henüz yerine getirememişti. Her fırsatta kendisine gezi için imkân yaratan birisi olduğu için, 1670 yılında İstanbul’da 6 ay konaklayınca, kendi deyimiyle dünyası da başına zindan olmuştu.

İşte bu zamanda Allah’ın Resulü Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa (S.A.V.), bir hadis-i şerifte;
“İşlerinizde kararsız kalırsanız kabir ehlinden yardım isteyiniz.”
buyurmuştu. Evliya Çelebi bu hadis-i şerifi hatırladı.

Bunun sonucunda Hicrî 27 Ramazan 1081 (Miladi: 07 Şubat 1671) senesi Kadir Gecesi’nde, evliyâ ve enbiyânın mübarek ruhlarından yardım talep edip Ebû Eyyûb el-Ensârî (Eyüp Sultan) Hazretleri’nin kabrini ziyarete gitti.

(Ebû Eyyûb el-Ensârî, Hicret’ten sonra Hz. Muhammed Peygamberi (S.A.V.) Medine’deki evinde yedi ay misafir etmişti. Bundan dolayı “Mihmandâr-ı Nebî” (Peygamber misafir eden) unvanıyla anılırdı. Katıldığı seferlerin sonuncusunda, 90’lı yaşlarında iken Müslümanların ilk İstanbul kuşatması devam ederken hastalanarak 669 yılında vefat etmiş, vasiyeti üzerine surlara yakın bir yere defnedilmişti. Fâtih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden sonra kabrinin yerini Akşemseddin’in keşfiyle tespit ettirmiş ve mezarının bulunduğu yere külliye yaptırmıştır. Osmanlı padişahları, Ebû Eyyûb el-Ensârî Türbesi önünde yapılan kılıç alayı ile tahta çıkarlardı.)

Bizim de bugün Ahi Çelebi Camii’nden sonraki durağımız, ziyaret yerimiz; Evliya Çelebi’nin izinde bu müstesna mekân oldu.

Evliya Çelebi de bugün bizim yaptığımız gibi, Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin kabrini ziyaret edip mübarek ruhları için bir Yâsîn-i Şerif okumuş, sevabını ruhlarına bağışlayıp yardım talep edince, yardım Hak tarafından yetişmişti.

O gece rüyasında; Üstad Evliyâ Efendi’yi (Kur’ân hâfızı, şeyhler şeyhi, takrib sahibi ve Sultan Ahmed ile Sultan Mustafa’nın imamı) görür. Ardından Sultan Süleyman Han’ın nedimi, Dergâh-ı Âlî kuyumcubaşısı olan babası Derviş Mehmed Zıllî Ağa’yı rüyasında görüp mübarek ellerini öper.

Hayli konuşmalardan sonra Evliyâ Efendi şu ayetleri okur:
“Oralarda geceleri ve gündüzleri güven içinde yürüyün.” (Sebe Suresi, 18. ayet)
ve
“Allah’ın rahmetinin eserlerine bak.” (Rum Suresi, 50. ayet)

Sonra da: “Bu âyet-i şerifler ile hareket eyle.” buyurur.

FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ EVLİYA ÇELEBİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ BAŞKANI PROF. DR. MUSA DUMAN
Çelebi’nin babası da:
“De ki: Yeryüzünde dolaşın da…” (En‘âm Suresi, 11. ayet)
ayetini okuyarak,
“Oğul, sana tembihim budur: Hadis, ‘Allah’ın iyiliklerini düşününüz, Allah’ın zatını düşünmeyiniz’ diye öğüt verir.”
der ve Fâtiha Suresi’ni okur. Ardından:
“İki yerden bir gayret kuşağını kuşanıp hoşnut ol. Her ne tarafa gidersen, hemen sağ ol.” buyurur.

Ayrıca babasının, has altından rahmet oluğunu inşa edip Sultan Ahmed Han fermanı ile surre eminliği hizmetiyle Mekke-i Mükerreme’de Kâbe çatısı üzerine altın oluğu koyup selametle İstanbul’a dönmüş olması da, Evliya Çelebi için geçmişten gelen bir hayır duası hükmündeydi.

Ve yine Üstad Evliyâ Efendi:
“Yürü, âlemi beden sıhhati ile gezip dolaş; yardımcın Mâlikü’l-Mülk olsun.”
buyurduğunda Evliya Çelebi uykusundan uyanır.

Bu rüyadan sonra Evliya Çelebi sanki başka bir vücut sahibi olmuştur. Tüm bedenine başka bir kuvvet gelmiş, gönül gözü aydınlanmış, can evi güm güm atmaya başlamıştır. Sabah olunca da artık Hac yolculuğu için sefer hazırlıklarına başlayacaktır.

Biz de bu güzergahta onun yolculuğunu, kültür, tarih ve vakıf medeniyetimiz izinde araştırmaya devam edeceğiz.

İsmail Kahraman – Nedret Demir
25 Ocak 2026 – İstanbul

Editör: Hüseyin Resul Şimşek

Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner376

banner375

banner377

banner981