Çok şükür, 66 yaşıma girdim. 1960’da karakış ayında, annemin ifadesine göre 27 Ocak 1960’ta dünyaya geldim; nüfus müdürlüğüne ise 1 Şubat 1960 olarak kaydedildim. Doğum günümde duygulanır, hatıralarım gözümün önünde canlanır.
Giresun’un Espiye ilçesi, Soğukpınar beldesi, Dikmen Köyü Karakışla Mahallesi’nde başlayan hayatım, 66 yıllık ömrüm boyunca belgesel tadında geçti: çocukluk, gençlik, baba, dede, GAZETECİLİK ve BELGESELCİ olarak hatıralarımı sizlerle paylaşıyorum.
HAYATIMIN BELGESELİ:
https://www.youtube.com/watch?v=l3u_G18FTc0
KÜLTÜR, SANAT VE YAZAR DEĞERLİ ARKADAŞIM SN. NEDRET DEMİR’İN 66. YAŞ GÜNÜ HEDİYESİ
“…Kıymetli ağabeyim, yeni yaşın hayırlı olsun. Allah sağlık, sıhhat, afiyetle güzel bir ömür geçirmeyi nasip eylesin. Nice güzel yaşlara inşallah. Doğum günün kutlu olsun. Başka KAHRAMAN yok. İşte KAHRAMAN…”
https://youtu.be/9rsLh6fhTE4?si=vYwlAg20-SRVi3HT
ATA DEDELERİM HASAN KANDAZOĞLU BELGESELİ:
https://www.youtube.com/watch?v=-XRzu0Ev95Q
https://www.youtube.com/watch?v=rmOLjJvD94g
FOTOĞRAFLARLA HATIRALARIM:
https://www.facebook.com/share/p/17uo21zLYd/?mibextid=wwXIfr
Gebze Gazetesi (www.gebzegazetesi.com) ve Gazete Gebze’de “Belgeselcinin Not Defteri” köşesinde 25 Ocak 2022 tarihinde yayınlanan makalelerimi bir kez daha sizlerle paylaşıyorum:
https://www.gazetegebze.com.tr/.../1960da-dunyaya...
http://www.gebzegazetesi.com/.../1960da-dunyaya-geldigim...
http://www.gebzegazetesi.com/1960da-dunyaya-geldigim...
https://belgeselciismailkahraman.wordpress.com/.../1960d.../
Kış aylarında kar lapa lapa yağarken duygulanırım. Dünyaya geldiğim bebeklik yıllarımı düşünür, rahmetli annemin anlatıklarını hatırlarım. Giresun’un Espiye ilçesi, Dikmen köyündeki Karakışla Mahallesi’nde, üstü toprak damlı dünyaya geldiğim köy evimiz, yanındaki merek, önündeki mağza, çit ve çevke gözümün önüne gelir.
2019 yılı Ağustos ayında 100 yaşında vefat eden annem, bana şöyle derdi:
Annemin “kara kış” dediği kar ve kış benim için hayatımın miladıdır; dünyaya geldiğim ay kar, benim için bereket, rahmet, beyazlık, temizlik, güzellik ve hayatın kendisidir. Doğumum merhum annemin hesabına göre 27 Ocak, nüfus kütüğüne göre 1 Şubat 1960 olarak geçmiştir.
Kar ve kış, kabus değil, ilham kaynağıdır. Kar ve kış üzerine yazılan şiirleri, kitapları, romanları okur, film ve belgeselleri severek izlerim. Hayat miladım, bebekliğim, kara kış ayı hatıram gelir; çocukluk yıllarım sinema şeridi gibi gözlerimin önünden geçer.
Kar lapa lapa yağarken kendimi dışarı atar, gönlümdeki yangınları söndürür ve kendimi hatırladığım bebeklik yıllarından çocukluk yıllarıma geçtiğim günleri silik bir siyah-beyaz fotoğrafa bakıyor, belgesel film izliyormuşum gibi hatırladıkça duygulanırım.
Çocukluk yıllarımızın kış ayı çok zor geçti; ben kara kışın ne olduğunu çok iyi bilirim:
-
Elimizde odunla bir saatlik mesafeye okula gittiğimiz günler,
-
Koyunlara yeşillik yedirmek için kışlada kar kürüdüğümüz yıllar,
-
3 saatlik mesafeden taflan alafı kesip sırtımda taşıdığım kış ayları,
-
Baharda yaylada kar yağarken iliklerimize kadar üşüdüğümüz günler,
-
Mısır torbasını sırtıma alıp değirmene gittiğimiz çocukluk yılları,
-
Karda ve yağmurda evde ısınmak için odun taşıdığımız günler.
Keşke o günlerin kitaplarını yazıp filmlerini çekebilseydik. En çok kara lastiklerimiz delik ve annemin ördüğü yün çoraplar yırtık olduğu için lastiklerimiz su alır, ayaklarım çok üşür, canım çok yanardı.
O zor ve sıkıntılı günlerde yine kendimizi mutlu eder, oyunlar oynar, neşelenir ve çocukluğumuzu doya doya yaşamasak da kendimizi mutlu etmeye çalışırdık.
Keşke bugünkü gençliğe bizim kuşağın çocukluk yıllarını çok iyi anlatabilseydik. Yaşları 50’nin üstünde olan bizim kuşak, hatıralarını yazmalı; çocukluk ve gençlik yıllarını roman, kitap ve belgesel hâline getirerek geleceğe bilgi, belge ve arşiv bırakmalı.
Anadolu Karakışa Teslim
2022 yılı Ocak ayının son haftası, tıpkı 1960 yılının Ocak ayının son haftası gibi kar yağıyor. Anadolu’nun her yerinde kar, boran ve fırtına var.
Ben, 62 yıl önce bebeklikten çocukluk yıllarıma geçtiğim günlerin duygusunu yaşarken, sizleri merhum Sezai Karakoç’un “Kar” şiiri ile baş başa bırakıyorum.
Kar Şiiri – SEZAİ KARAKOÇ
Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın
Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın
Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip gider
Her affın içinde bir intikam gelip gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın
Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
Ruhum seni düşününce ışıdı
Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın
Çocukluk Yıllarımızın Geçtiği Köylere Kış Aylarında da Gidelim
Anam: “Kara kış ayının 27’sinde doğdun.” derdi. Anama göre, ben soğuk karlı bir havada Menderes’in devrildiği yıl doğmuşum. Bu yüzden hayatımız mücadele ile geçiyor. Birçok darbe gördük: 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül Darbesi, 28 Şubat Post-modern Darbesi, 15 Temmuz hain darbe girişiminde devlet ve millet olarak yaşanan tehdit ve tehlike.
Bizim kuşak darbeler ve ihtilallerle büyüdü, yaşadı. En büyük darbe gençlerimiz üzerinde oldu. Tüm darbeler gençlerimizi yok etmeye çalıştı. Bugünkü tehdit ve tehlike: sanal dünya bağımlılığı, kültürel yozlaşma ve teknolojiye esaret; milli ve manevi kültür değerlerinden uzaklaşması.
Gençlerimize sahip çıkmak için onları ata dede köylerine götürelim. Köy hayatı ve aile tarihi bilincinin önemini anlatalım.
Dünyaya geldiğim ve çocukluk yıllarımı geçirdiğim köyümden yaptığım canlı yayını sizlerle paylaşıyorum:
https://www.facebook.com/belgese.../videos/1586019084886026/
1960 yılında dünyaya gözümü açtığım Giresun Espiye Soğukpınar Beldesi, Dikmen Mahallesi, Gıran Mevkii’ne geçtiğimiz yıllarda kış ayında gidip, köy merkezinden 1 saat karda yürüyerek eve çıktım. Tıpkı çocukluk yıllarında köy hayatını yaşadım; elimde mazı altından aldığım yarmaça odunla okula gittiğim günleri hatırladım, okulumun kapısında hatıra fotoğrafı çektim.
Rahmetli anam başta olmak üzere köy mezarlığında yatanlara Fatiha okudum. Karlı ve buzlu yolda yürüdüm. Geçmişte yaşadıklarımı düşündüm.
Bugün büyük bir çevre, tarih ve doğa katliamının yaşandığı Kızılkaya Maden Dağları’nın gelinlikler gibi süslenmiş kar manzaralı halini belgeselleştirip
www.devrialem.tv ve www.gebzegazetesi.com üzerinden duygu ve düşüncelerimi anlatan canlı yayın yaptım. Çocukluk yıllarımdaki yaşadıklarımı konuşup tarihe not düşüp zamana noterlik yaptım:
https://www.facebook.com/bel.../videos/1586043348216933/
Daha önce köyle ilgili www.gebzegazetesi.com’da yayınlanan yazımı da sizlerle paylaşıyorum:
http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=1348&t=makale
Çocuk hatıralarımla ilgili Gebze Gazetesi’nde yayınlanan makalelerim:
http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=4114&t=makale
http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=4831&t=makale
http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=35493
Çocukluk yıllarımızı bir sinema şeridi gibi gözümüzün önünden geçirip hatırladığımızda içimiz bir hoş olur. Bazen hüzünlenir, bazen duygulanırız. Çocukluğumuzu doya doya yaşayamasak da, her fırsatta çocuklaşmalı, yaşımız kaç olursa olsun anılarımızla çocukluğumuzu hatırlamalıyız.
Bugün sizlere acı-tatlı birçok anımın olduğu, çocukluk yıllarımı geçirdiğim Giresun Espiye Soğukpınar Beldesi’ne götürmek istiyorum. Memleketime vefa borcumu ödemek için kaleme aldığım yazıyı sizlerle paylaşıyorum.
Gelin, birlikte belgesel tadında Soğukpınar kültür tarihine yolculuğa çıkalım ve Kızılkaya Maden Dağları’ndan Soğukpınar’ın muhteşem manzarasını doya doya seyredelim:
https://m.youtube.com/watch?v=Qpr-ItPyLEU












