Çok değerli okurlarım,
“Çağdaş Uygarlık Düzeyine Erişme” yolunda ülkemizin 100 yıllık geçmişini irdelemeye bu hafta da devam ediyoruz.
Bu hafta konumuz “eğitim”.
Bu konuda fikir beyan etmek benim için çok kolay değil.
Zira “eğitim” ülkemizde aynen futbolda olduğu gibi herkesin uzman olduğu konulardan biri.
Ekmek gibi, su gibi bilinen dildeki sözcük!
Şimdi biraz da eğitime bakalım mı?
Çoğunuzun “Aman bu konuyu açmayın” dediğini duyar gibiyim. Yaz boz tahtasına döndürülmüş, ne olduğu neye hizmet ettiği belli olmayan eğitim sistemimiz olduğunu söylemeyen yoktur. Ben hiç “Bu eğitim sisteminden çok memnunum” diyen bir vatandaş görmedim. Varsa çıksın meydana! İyi ama her şeyin temel taşı, en önemli güç, en büyük sermaye yetişmiş insan gücü olduğuna göre ve bunda herkes mutabık olduğuna göre; sıra bu insan gücünün eğitimine gelince neden fiyaskoyuz?
Bu kadar değerli olan, bizi çağdaş uygarlık düzeyine taşıyacak, geleceğimizin teminatı gençlerimizi neden adam gibi değerlerimizle, erdemlerimizle yoğrulmuş bir eğitim sistemi ile geleceğe hazırlamıyoruz? Nitelikli insan kaynağı, onu bırakın insan kaynağı acaba Cumhuriyet kurulduktan sonra neden istediğimiz gibi yetiştirilemedi?
Neden doğru düzgün ülkenin gelecek ihtiyaçlarına uygun bir eğitim modeli 100 yılda kuramadık işletemedik?
Bizim elimizi kolumuzu ne bağladı? Acaba sadece koltuk, makam mevki hırsı demokrasisi, kifayetsiz siyasetçiler, her şeyi oy kaygısı ile yapan siyaset anlayışı, ağzı laf yapan liyakatsiz adamları seçmek olabilir mi?
Adını demokrasi koyduğumuz, liderin iki dudağıyla sadece itaat eden zatı muhteremlerin milletvekili seçilmesi sistemi olabilir mi?
Kültürsüz, kalitesiz, donanımsız, sadece menfaat sağlama peşinde koşan boş adamların ülkede etkin makamlarda yönetici olması olabilir mi?
Biliyorum böyle yüzlerce konuyu sıralayabiliriz.
Nasıl da bir işe yaramayan sadece sınava endeksli, sınıf geçmeye, ezbere, diploma almaya, kendine iyi bir makam sağlayıp köşe kapmaya, orada yan gelip yatmaya dayalı curcuna bir eğitim ve kültür yapımız var.
Neden bunda ısrarcıyız?
Madem ki her şeyin başı eğitim diyoruz 100 yıldır. Peki 100 yılda neden böyle adam gibi bir eğitim sistemi kurmamışız ve kurmaya da niyet yok!
Nasıl bir eğitim vermişiz ki 100 yaşında Cumhuriyette bu kadar ahlak yoksunu bireyler olmuş toplumda.
Okuma oranlarında bindelik oranlarla dünyanın alt sıralarında nasıl yer almışız?
Okumadan araştırmadan öğrenmeden nasıl gelişeceğiz?
Bu şekilde mi çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkacağız?
Buna kim inanır? Haydi uyumaya devam edin. Aman sakın okumayın, aydınlanmayın. Kimse ben okuyorum demesin. Kendini kandırmaya devam etmesin.
Kültür yoksa, değerleriniz ve erdemlerinize sahip çıkmıyorsanız; yetiştirdiğiniz çocuklarınıza, gençliğe yani geleceğe, aile ve öğretmenler olarak siz ahlaki değerlerinizle örnek olmuyorsanız hiçbir yere çıkmayan yolda debeleniyorsunuz demektir ki bu yol çağdaş uygarlığa çıkmaz, hiçbir yere çıkmaz.
Ahlaki değerler söylemle değil eylemle geleceğe taşınır. Nerede ne eğitimi verirseniz verin ailelerde, eğitimcilerde modeller ahlak çöküntüsündeyse toplumsal olarak çökmüşsünüz demektir.
Neydi bu şimdilerde unutulan ahlaki değerler?
Dürüstlük, doğruluk, nezaket, yardımseverlik, şefkat, sevgi, başkalarına saygı, çalışkanlık, iş birliği, bağışlayıcılık gibi iyi erdemleri öğreten şeylerdir.
Bunları temeline koymayan, bunları önce ailede ve doğal sonuç olarak Ahlaki değerler olmayınca hiçbir şey olmaz elbette. Ne ilerleme ne çağdaşlık. Ne de geleceğe güvenle bakabilirsiniz.
Ülke olarak başımız belada, hatta dibine kadar batmışız da çoğumuz farkında değil sanırım! Hem de ne batış, okkalı bir batış bu.
Toplum batmışsa hiçbir değeri kalmamış ise, değersizleşmiş ise siz o gemide değil misiniz? Batacaksınız. Batacaksınız hem de kökünüze kadar.
Halbuki herkes kendi gücü ve imkanları kadar mücadele etmeli.
Yazdıkça kalemim kirleniyor. Nasıl da her alanda bozulmuş kokuşmuşuz. Değerleri olmayan değersiz insanlar topluluğu olup çıkmışız.
Komşusu açken yatmayan insanlar nereye evrilmiş bakın şimdi. Bravo!
100 yılda çok büyük mesafe kaydetmiş insanlığımız! Kayıplarda olan kaybedilmiş insanlığımız!
Unutmayalım!
Ahlak yoksa ne çağdaş uygarlık düzeyi vardır ne de gelecek!