banner1221
BOSNA'DA 23 YILLIK GAZETECİLİK VE BELGESELCİLİK HATIRALARIM

01 Ocak 2026 Perşembe 09:54

 https://www.youtube.com/watch?v=HFVZWOKbFvs

SARAYBOSNANIN KALBİ BAŞÇARŞININ SİMGESİ SEBİLDEN BELGESEL TADINDA CANLI YAYIN 


IĞMAN DAĞLARINDAN  DOĞAN SARAYOVANIN  MERKEZİNDEN GEÇİP TUNA NEHRİNE KARIŞAN MILAŞKA IRMAĞINDAN  BOSNA TARİHİNE CANLI YAYINLI YOLCULUK 




  2003 DEN 2025 E BELGESEL TADINDA DEVRİ ALEM 
 
Balkan yarımadasının kuzeybatısında, tarih boyunca yolların kesiştiği noktada önemini koruyan Bosna’ya uzanıyoruz. Uçaktan bakınca Bosna’nın yeşillikler yurdu olduğunu anlıyoruz. İkman dağları üzerinden geçerek Saraybosna'ya varıyoruz. Bosna ve Bosnalılar bizi hoş karşılıyor. Buraya adım atmanın heyecanıyla Saraybosnanın Cadde ve sokaklarından geçiyoruz. Savaş sonrası Bosna yeniden imar edilmiş, ama Savaşın sert ve soğuk yüzü unutulmuş gibi görünmüyor. Her sokak, acı dolu günlerin hatıralarını anlatıyor buraya gelenlere..Saraybosna’nın caddelerinden geçip şehir merkezine ilerliyoruz. Hüzünlü bir coğrafyanın üzerinden atamadığı hüzünlü bir tablo gibi sokaklar.. ilerledikçe tarih çıkıyor karşımıza geçmiş çıkıyor. Sanki her adım bir keşif oluyor bizim için. Tarihi köprüler, camiler ve kaleler.. yürüdükçe ihtişamlı bir geçmişin belli belirsiz izlerine rastlıyoruz. Osmanlıdan kalan izlere..
* Dilimizden Ramaza Yılmazan şiirleri dökülüyor.
Sarayovayı gezdikce hüzünleniyoruz.  Her şey  bize  geçmişi osmanlıyı  hatırlatıyor.  Osmanlı sankı buralardan 1878’de gitmemiş. Sankı  birinci cihan harbı  bu taş köprüde  işlenen  cinayetle  başlalamı. 25 bin boşnaka sırf müslüman olduğu için  sözde  medeni dünyanın gözleri önünde şehit edilmemiş.

Ve şair Ramazan Yılmaz  dile geliyor mısralar bir bir dökülüyor dudaklardan..
Bosna'm, yad elde kalan sancağım;
Yakılan haneleri, yıkılan minareleri, köprüleri...
Mehterle yaptıracağım!
 
Bosna'm, yaralı obam;
Pınarlarında kızılcık şerbeti,
Ey nazlı Üsküp, ey şanlı Kosova'm,
Yüreğimde sızlayan lezzeti!
Vuslatın hasretiyle sarhoşum,
Gurbetteki yavru yurdum, Gazi Bosna'm!
 
 
     Saraybosnayı dolaşıyoruz.
 
  Bugün burada Osmanlı-Türk medeniyetine ait izler var. Bir de bir yas tutan bir şehirden arta kalan manzaralar.. 250 Boşnak müslüman Avrupa'nın ortasında dünyanın gözü önünde Sırplar ve Hırvatlar tarafından vahşice şehit edildi. Bunun matemi yürek parçalayan hüznü var..
 
Saraybosnada dolaşırken Bosnanın tarihini araştırıyoruz. Bosna’ya düzenlenen ilk Osmanlı akını 1386'da gerçekleşmiş. 1389'da Sırp Knezi lazar komutasındaki Bosna askerleri Kosova Savaşı'na katılmış. Savaş Osmanlının zaferiyle sonuçlanmış. Sırp Knezliği, Osmanlı hakimiyetini kabul etmek zorunda kalmış. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul'u fethedip Bizans İmparatorluğu'na son vermesi Avrupa'yı derinden sarstığında Papa İkinci Pi'nin gayret ve çabalarıyla bir haçlı seferinin hazırlıklarına başlanmış. Papa'nın çağrısına Sırplardan ve Hırvatlardan oluşan Bosna Krallığı ile Hersek Dükalığı'nın tam destek vermesi dikkat çekici.
 
Balkanlar'da Osmanlı aleyhine gelişen bu durumdan oldukça rahatsız olan Fatih Sultan Mehmet, yanı başında büyüyen bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için harekete geçti ve Balkan fetihlerini tamamlamaya karar verdi. Bosna'nın fethi daha sonra yapılacak Venedik seferleri açısından da önemliydi. Çünkü Venedik üzerine yapılacak seferlerde Bosna stratejik bir önem arz ediyordu.
 
 *Boşnaklar neden müslüman olmuştu?
 
15. yüzyılın sonlarında Macar zulmünden bıkan Bosna Halkı Osmanlı akıncılarını umutla beklemeye başladı. İstanbul’un fethinden sonra 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet komutasında Osmanlı ordusu Bosna Krallığı üzerine yürüdü. Bosna Kralı, Osmanlıları önce Yaytse Kalesinde karşıladı. Ama burada tutunamayıp Klyuç Kalesi'ne çekildi. Kalelerin bir bir elden çıktığını gören Bosna Kralı sonunda teslim oldu. Böylece Bosna Fatih Sultan Mehmet’in gerçekleştirdiği fetihlerle bir Türk yurdu haline geldi. Bosnalılar bekledikleri kurtuluşa ulaşmıştı. Yıllarca Macar, sırp ve Hırvatların yaptığı baskı ve zulüm sona ermişti. Osmanlılar Bosna’da gönülleri fethetti. Bosna halkına İslamın aydınlığını getirdi. Bu fetihle Bosnalılar Müslüman oldu. Bölgede yaşayan sırp ve Hırvat Hıristiyanlara dokunulmadı. Onlar da din ve inançlarında özgür olarak burada yaşamaya devam etti. Bu gün burada yaşayan halk Osmanlıdan övgüyle bahsediyor ve o ihtişamlı günleri arıyor.
 
*Bogomil mezhebi
 
Bosna Osmanlı topraklarına dahil edildiği zaman burada Ortadoks Sırplar, Katolik Hırvatlar ve yine Hıristiyan Mezhebi Bogomill’e mensup insanlar yaşıyordu. Bogomiller hep farklı bir kimlik taşıdı. Bu mezhep, 10. yüzyılda kendisine "Bogumil" adı verilen bir rahip tarafından kurulmuş. Sırbistan'dan İstanbul'a uzanan Ortodoks coğrafyası içinde gelişen mezhebin inançları, geleneksel Hıristiyan öğretisinden oldukça farklıydı. Bogomillerin inançları arasında; Hz. İsa'nın çarmıha gerilmediği, bunun bir yanılgı olduğu vardı. Dolayısıyla Bogomiller haça itibar etmiyor, hatta yanlış inancın bir ifadesi olduğu için haça tepki duyuyorlardı. Bogomiller, Devlet-i Al-i'nin gelişiyle birlikte, gruplar halinde topluca Müslüman oldular. Zaten bu mezhep, Hz. İsa'nın Allah'ın kulu olduğuna inanıyor ve Peygamber Efendimizi peygamber kabul ediyordu. Osmanlıların din hürriyetine önem vermeleri ve asırlarca Katolik kralları ve Macarlar'ın zulmü, Bogomiller'in toplu olarak İslamiyeti kabul etmesine sebep oldu.
 
* 1520’de Bosna’da  84 bin müslüman yaşıyordu.
 
Osmanlı tarihi arşivleri araştırmaya devam ettiğimizde, Bosna'nın Müslüman olmasını, devlet baskısı ile değil, gönüllü olarak gerçekleştirdiğini anlıyoruz. 1520'deki defterler, Sancak ve Bosna'da toplam 98.095 Hıristiyan haneye karşı 84.675 Müslüman hanenin varlığını gösteriyor. Balkan uzmanı Noel Malcolm'un vurguladığı gibi, Bosna'ya dışardan ciddi bir Müslüman göçü yaşanmadığına göre, bu rakamlar din değiştiren Bosnalıları gösteriyor. 1509 yılında Hersek'teki bir Ortodoks rahibin tuttuğu notlarda, "çok sayıda Ortodoksun gönüllü olarak İslam'ı kabul ettiğini" belirtiyor.
 

*Camiler,Çeşmeler ve  Çarşılar kenti   Sarayova.
 
Saraybosnadaki gezimize devam ediyoruz. Burası Saraybosna.
Camileri, çarşıları, bedestenleri ve medreseleriyle güzel bir Osmanlı şehri.. Üzerine şarkıların söylendiği ağıtların yakıldığı bir şehir burası. Osmanlıların elinde Saraybosna İslam kültürünün ve ticari hayatın merkezi haline geldi. Şehir, tarih boyunca pek çok defa yıkım ve kuşatmaya uğradı. Buna rağmen Saraybosna devraldığı Osmanlı karakterini bugüne kadar korumayı başardı. 2. viyana kuşatması sonrası şehir yağmalandı. 1697’de kent yakıldı, 6000 hane ve 160 caminin yakıldığını tarih kaydetti. Biz de tarihe kayıt düşüyor gezimizi sürdürüyoruz.
 
1463 yılında Fatih Sultan Mehmet’in emriyle imar edildi bu şehir. Saraybosna imar edilirken 500 m2 içinde hem cami, hem sinegog, hem de Ortadoks ve Katoliklere ayrı birer kilise yapıldı.
 
Şehri dolaşırken Osmanlının, burada oturan insanların yararına çarşılar, dükkanlar, mahalleler ve kaleler inşa ettiğini görüyoruz. İşte Saraybosna’da Osmanlı’dan günümüze kadar gelebilen eserler.. camileri ve dükkanlarıyla ünlü Baş Çarşı, işte Estetik görünümleriyle Osmanlı evleri, bu Fatih Sultan Mehmet adına yaptırılan Fatih Cami, bu da Mimar Sinan’ın talebesi Mimar Hayrettin tarafından yapılan Keçi Köprüsü ve Stratejik bir konuma sahip Osmanlı Kalesi. Yüksek bir yere inşa edilmiş bu kaleye çıktığımızda Saraybosna bütün görkemiyle karşımızda duruyor..
 
*Gazi hüsrev bey Külliyesi  ve Başçarşı dile geliyor
 
Bosna valisi Gazi Hüsrev bey de, Saraybosna'da kendi adıyla anılan görkemli bir cami, medrese, kütüphane, hamam, iki han ve bir büyük çarşıdan oluşan bir külliye yaptırdı.
Baş çarşıyı dolaşıyoruz. Saraybosna demek Baş Çarşı demek. Şehrin kalbi adeta burada atıyor. Her zamanki gibi burası kalabalık. Nasıl Saraybosna Osmanlı anlayışı'nın tüm özelliklerini yansıtıyorsa, Saraybosna'ya bu kimliği veren de Baş Çarşı'dır. Önce Saray Bosna'nın en anlamlı ve zarif sembollerinden birine selam veriyoruz. Suları yaz kış serin akan bu Osmanlı Çeşmesine... Baş çarşının girişindeki bu meydanın tam ortasını süsleyen bu zarif çeşm estetiğin ve ince bir sanat zevkinin ürünü olarak serin sularını yüzyıllarca akıttı ve akıtmaya devam ediyor. Yıkıntıların ve acıların tümüyle şehri kuşattığı günlerde bile bir umut çeşmesi oldu. Suyunu hiç eksik etmedi. Etrafında konup kalkan güvercinler, geleceğe doğru kanat çırpmaktan hiç vazgeçmedi. Hep bize Osmanlı su medeniyetini anlattı durdu.

Çarşıyı dolaşırken külliyeye varıyoruz. Burası Bosna Beylerbeyi Hüsrev bey adına yapılan bir kompleks. İçeri giriyoruz. Çarşıda dükkanı olan esnaflar ezan okununca hemen Hüsrev bey Camisine koşuyor. İnsanların günlük telaşını bırakıp huzur duyacağı bir köşe burası. Biz caminin avlusuna girince bir gençle karşılaşıyoruz. Bize ezan okuyor. Duygulanıyoruz. Demek buradaki insanlar her şeye rağmen değerlerini kaybetmemişler.. onları yaşatmak için ellerinden geleni yapıyorlar..  
Gazi Hüsrev beyin Bosna'ya Beylerbeyi olarak atanması Saraybosna için bir dönüm noktası olmuş. Şehrin her tarafı tarihi eserlerle süslenmiş. Gazi Hüsrev bey kendi adıyla anılan camii, medrese, kervansaray, bedesten ve hamamdan oluşan bu külliyeyi yaptırdı. Hepsinden önemlisi meslek gruplarına göre planlanmış çarşı ve  kültür eserlerini yaptırarak bugünkü Saraybosna'nın temellerini attı.
 

 * Yeşil  Sancaklı  Bosna Camileri
 
Bosna'daki camilere dikkatle bakıyoruz. Hepsi genellikle Osmanlının 15. yüzyıldaki camilerin tüm özelliklerini taşıyor. Bu camiler genellikle tek kubbeli ve minareleri çok uzun. Bunun sebebini araştırdığımızda namaz kılmak isteyenlerin uzaktan minareyi görülmelerini sağlamak için yapıldığını öğreniyoruz.
Hüsrev bey cami Saray Bosna'nın en önemli camilerinden birisi. Çarşı'nın merkezinde bulunuyor. Hayatın nabzı burada atıyor. Camii hayatın içinde adeta.
Hüsrev bey Camii Saray Bosna'nın en büyük cami olma özelliğini taşıyor aynı zamanda. Osmanlı mimarisinin göz kamaştıran bu sanat abidesi şehrin kimliğini ortaya koyuyor. Tarih boyunca Saraybosna’yla aynı kaderi paylaşmış bu cami Kara günler yaşamış yakımlar, savaşlar görmüş sevinçeler tanıklık etmiş.
Sırp işgali sırasında ağır hasar gören cami onarılmış ve bugün ibadet etmek isteyenlere kapılarını açmış.
Caminin ahşaptan yapılan şadırvanını görüyoruz. Estetik bir görünüme sahip. Caminin kıble tarafına yöneldiğimizde ise Hüsrev beyin türbesiyle karşılaşıyoruz. Hüsrev beyin ruhuna fatiha okuyoruz.
Camiinin hemen yanıbaşında 17. yy'dan kalma saat kulesi dikkatimizi çekiyor. Bu kule, Osmanlı döneminde Bosna Hersek'te yapılan 20 saat kulesinden biri ve 28 m.'lik uzunluğuyla en yüksek saat kulesi olma özelliğini taşıyor.
Minareyle birlikte göğe yükselen bu saat kulesine baktığımızda kültürümüzdeki hayat, zaman ve mekan ilişkisinin önemini görüyoruz.
 
 * Bosnalı Gençlerle sohbet
 
Cami avlusunda bir grup gençle karşılaşıyoruz. Gençler bizimle Türkçe konuşmaya başlıyorlar. Bu Boşnak gençler, Türkiye’de okumuşlar, eğitimlerini orada tamamlayıp Bosna’ya tekrar dönmüşler.
Hüsrev bey Caminin minaresinden öğle ezanı okunuyor. Ezan başçarşının her tarafından duyuluyor. Manevi bir atmosfer adeta şehri kuşatıyor. 
Saraybosna'daki kültürel unsurlara baktığımızda geleneklerin ve dini hayatın, Osmanlı döneminin izlerini taşıdığını görüyoruz. Camiye giriyoruz. İlginç bir hatim töreniyle karşılaşıyoruz. Bu hatim töreni 1541’den bu yana hiç değiştirilmeden aksatılmadan günümüze kadar gelmiş.
Saraybosnada hep Osmanlıdan kalan esrelere rastlıyoruz. Eserler hala ayakta. İşte külliyenin medresesi. Burası 1573’te yapılan ve Bosna’nın en önemli eserlerinden biri. Bir zamanların Fıkıh, Felsefe, Hadis derslerinin okutulduğu eğitim kurumu.
 
 * Bosna kalesi ve Bedesten..
 
Gazi Hüsrev Bey külliyesinin kesme taştan yapılmış Bedestenini geziyoruz. Burası 48 bölme ve 27 dükkandan oluşuyor. Dar ve uzun bir yapı, sağlı- sollu küçük dükkanlar müşterilerini bekliyor. Gazi  Hüsrevbey adına yapılan çarşının üst tarafına çıktığımızda meşhur "Bey Çeşmesi" ile karşılaşıyoruz. Bu çeşme Dört kurnasından gece gündüz suyunu cömertçe sunuyor buraya gelenlere.
Kaleye çıkıyoruz. Saraybosna kalesine.. Şehrin 17. yüzyılın sonuna kadar ayakta kalabilen kalesi, sinesinde küçük bir yapıyı ve Ebü'l Feth Mehmed Han Camiini barındırıyor. Kale, 1777 yılında Mimar Hasan ağa tarafından onarılmış. Saraybosna’ya kaleden bakıyoruz. Şehir baştan başa ayaklarınızın altında. Saraybosna bambaşka görünüyor kaleden.


(Ömer İLGEÇ)
banner982
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsminiz
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner376

banner375

banner377

banner981

A Takımı ve Yol Bakım Timi, 2025’te de “Hızır”...
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi A Takımı ve Yol Bakım Timi ekipleri, 2025 yılında kırsal mahalleler başta...

Haberi Oku