Seyahatnamede Bosna ile ilgili şu bilgilere rastlıyoruz. "Dünyada Saray isimli bir çok şehir bulunmakta, Anadolu'da Aksaray, Dağıstan'da Kale Saray, Rumeli'de Vize Saray, Ama hiçbiri Bosna'daki Saraybosna’ya benzemez. Osmanlılar buraya ilk geldiklerinde Bosna adında çok küçük bir yerleşim yeri bulunuyordu. Bir kale ve surlar inşa edildi. Ve Saraybosna şehrini yeniden kurdular.”
SARAYBOSNANIN KURUCUSU İSA BEY CAMİSİ VE TÜRBESİNDEN CANLI YAYIN
SARAYBOSNANIN KURULUŞU İLE İLGİLİ ÖNEMLİ TARİHİ BİLGİ
Burası voyvoda unvanı taşıyan İshak Bey oğlu Üsküp beyi Îsâ Bey tarafından idare ediliyordu. Civarda Osmanlı vasalı Bosna beyleri bulunduğundan bu bölge çift taraflı kontrol altına alınmış durumdaydı. Söz konusu idarî kesimi gösteren 859 (1455) tarihli Tahrir Defteri’nde Saray ovası bir bölge adı olarak zikredilmiş, ancak bu isimde bir yerleşme yerinden söz edilmemiştir. 1462 yılından önce burada Bosna sancak beyi İshak Bey veya oğlu Îsâ Bey tarafından ilk müslüman yerleşimi kuruldu. Bu mahalle 922 (1516) yılına kadar Hatip mahallesi, daha sonra Eski mahalle ve ardından Hünkâr mahallesi şeklinde anıldı. Gazi İshak Bey burada bir saray ve Fâtih Sultan Mehmed adına Hünkâr Camii ile (862/1458) yanında bir hamam yaptırdı. Bunların 866 Cemâziyelevvelinde (Şubat 1462) düzenlenen vakfiyesinden ayrıca zâviye, mevlevîhâne, imaret, caminin karşısındaki Miljacka ırmağı üzerinde bir köprü, ırmağın karşı tarafında Kolobara Hanı, bedesten, kervansaray ve birkaç dükkânın yaptırıldığı anlaşılmaktadır (Mujezinovič, I, 17-18). 894 (1489) tarihli bir kayda göre Saraybosna’nın bulunduğu yer Brodec adlı köyün ekinliği olup Îsâ Bey tarafından alınarak imar edilmiştir (Şahin, s. 22). Saraybosna’nın bir şehir halinde temellerini oluşturacak eserlerin inşasına başlandığında Brodec köyünde yaptırılan ilk Osmanlı sarayından dolayı 859’dan (1455) itibaren buraya Saray, Saray ovası veya Saray kasabası adı verildi (Kupusović, s. 48, 51; EI2 [İng.], IX, 29). Özellikle sarayın muhteşem olduğu ve bundan dolayı şehre Saraybosna adının verildiği rivayet edilir. Evliya Çelebi de aşağı şehirde Hünkâr Camii’nin olduğu yerde bir saray inşa edilmek suretiyle şehrin ismine Saray dendiğini, nehrin adının ise Bosna olduğunu, nehir isminin şehir ismine izâfe edilmesiyle “Bosna-Saray” tabirinin ortaya çıktığını belirtir (Seyahatnâme, V, 428). ( Kaynak https://islamansiklopedisi.org.tr/saraybosna )
SARAYBOSNANIN KALBİ BAŞÇARŞI DA BELGESEL TADINDA CANLI YAYIN
.jpeg)
BOSNANIN MANEVİ MERKEZİ HÜNKAR CAMİSİ VEYA FATİH CAMİSİ
Saraybosna Şehrinin ortasından geçen Miloçka ırmağının etrafındada camiler bırakmış Osmanlı, bunlardan önemli bir eserde Eski cami, başka bir adıyla Hünkar Camii.. camiyi dolaşıyoruz. Burası İshak Beyoğlu Gazi İsa Bey tarafından 1458 yılında yaptırıldı. 1463'te şehri ziyarete gelen Fatih Sultan Mehmed'in takdirine mazhar olduğundan, adı "Hünkar Camii" olarak değiştirilmiş. 1560'da çete baskını sonucu tamamen yandı. Bunun üzerine 1565'te yeniden yapıldı. Caminin haziresinde Yeniçeri Ağası Bosnalı Abdullah Ağa ve Vali Muharrem Paşa'nın mezarları bulunuyor
BOSNANIN KURUCU BEYİ İSA BEY
TGRT belgesel tv de her gün yayınlanan devri alem belgesel tv programımızı izleyen bir Türk vatandaşının rehberliğinde cami imam hatibi ile belgesel söyleşi yapıyoruz
Fatih veya Hünkar camisi. İsa beyin sarayını yaptığı bu gün park olan alana çok yakın İsa beyin vakfı cami duvarında asılmış cami haziresindeki mezar taşları Saraybosna tarihine ışık tutuyor Saraybosna’nın kurucusu İsa beyin cami mihrabının önündeki bahçede bulunan mezarında Fatiha okuyup dua ediyoruz
Bosna 150 yıldır Osmanlıya hasret..
Bundan tam 150 yıl önce Osmanlıdan ayrıldı bu Rumeli toprağı. Ama Saraybosna, Camileri, kabristanları, çarşıları, medreseleri ve yerleşim alanlarıyla özgün bir şehir anlayışını bugüne kadar taşıyabilmiş. Savaşlara, yıkımlara rağmen. Üzerine şarkıların söylendiği, bir yerleşim yerinden çok, ağıtların yakıldığı bir şehir burası.
BOSNA DA GAZETECİLİK VE BELGESELCİLİK HATIRALARIM
Tarihler 30 Ocak 2025. Biz soğuk ve sert bir kış günü Bosna Hersekin başkenti turist rehberleri tarafından Avrupalı Müslümanların Kudüs’ü olarak da tanıtılan Sarayova da belgesel çekimi yaparken sizleri 2003 YILI Haziran ayında Sarayovada yazdığımız Bosna belgeseli senaryo metnini bir kez daha birlikte okuyup 2003 de çektiğim Bosna belgeselini birlikte izleyelim
2003'den 2025'e BELGESEL TADINDA DEVRİ ALEM
Balkan yarımadasının kuzeybatısında, tarih boyunca yolların kesiştiği noktada önemini koruyan Bosna’ya uzanıyoruz. Uçaktan bakınca Bosna’nın yeşillikler yurdu olduğunu anlıyoruz. İkman dağları üzerinden geçerek Saraybosna'ya varıyoruz. Bosna ve Bosnalılar bizi hoş karşılıyor. Buraya adım atmanın heyecanıyla Saraybosnanın Cadde ve sokaklarından geçiyoruz. Savaş sonrası Bosna yeniden imar edilmiş, ama Savaşın sert ve soğuk yüzü unutulmuş gibi görünmüyor. Her sokak, acı dolu günlerin hatıralarını anlatıyor buraya gelenlere..Saraybosna’nın caddelerinden geçip şehir merkezine ilerliyoruz. Hüzünlü bir coğrafyanın üzerinden atamadığı hüzünlü bir tablo gibi sokaklar.. ilerledikçe tarih çıkıyor karşımıza geçmiş çıkıyor. Sanki her adım bir keşif oluyor bizim için. Tarihi köprüler, camiler ve kaleler.. yürüdükçe ihtişamlı bir geçmişin belli belirsiz izlerine rastlıyoruz. Osmanlıdan kalan izlere..
Dilimizden Ramaza Yılmazan şiirleri dökülüyor.
Sarayovayı gezdikce hüzünleniyoruz. Her şey bize geçmişi osmanlıyı hatırlatıyor. Osmanlı sankı buralardan 1878’de gitmemiş. Sankı birinci cihan harbı bu taş köprüde işlenen cinayetle başlalamı. 25 bin boşnaka sırf müslüman olduğu için sözde medeni dünyanın gözleri önünde şehit edilmemiş.
Ve şair Ramazan Yılmaz dile geliyor mısralar bir bir dökülüyor dudaklardan..
Bosna'm, yad elde kalan sancağım;
Yakılan haneleri, yıkılan minareleri, köprüleri...
Mehterle yaptıracağım!
Bosna'm, yaralı obam;
Pınarlarında kızılcık şerbeti,
Ey nazlı Üsküp, ey şanlı Kosova'm,
Yüreğimde sızlayan lezzeti!
Vuslatın hasretiyle sarhoşum,
Gurbetteki yavru yurdum, Gazi Bosna'm!
Saraybosnayı dolaşıyoruz.
Bugün burada Osmanlı-Türk medeniyetine ait izler var. Bir de bir yas tutan bir şehirden arta kalan manzaralar.. 250 Boşnak müslüman Avrupa'nın ortasında dünyanın gözü önünde Sırplar ve Hırvatlar tarafından vahşice şehit edildi. Bunun matemi yürek parçalayan hüznü var..
Saraybosnada dolaşırken Bosnanın tarihini araştırıyoruz. Bosna’ya düzenlenen ilk Osmanlı akını 1386'da gerçekleşmiş. 1389'da Sırp Knezi lazar komutasındaki Bosna askerleri Kosova Savaşı'na katılmış. Savaş Osmanlının zaferiyle sonuçlanmış. Sırp Knezliği, Osmanlı hakimiyetini kabul etmek zorunda kalmış. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul'u fethedip Bizans İmparatorluğu'na son vermesi Avrupa'yı derinden sarstığında Papa İkinci Pi'nin gayret ve çabalarıyla bir haçlı seferinin hazırlıklarına başlanmış. Papa'nın çağrısına Sırplardan ve Hırvatlardan oluşan Bosna Krallığı ile Hersek Dükalığı'nın tam destek vermesi dikkat çekici.
Balkanlar'da Osmanlı aleyhine gelişen bu durumdan oldukça rahatsız olan Fatih Sultan Mehmet, yanı başında büyüyen bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için harekete geçti ve Balkan fetihlerini tamamlamaya karar verdi. Bosna'nın fethi daha sonra yapılacak Venedik seferleri açısından da önemliydi. Çünkü Venedik üzerine yapılacak seferlerde Bosna stratejik bir önem arz ediyordu.
Boşnaklar neden müslüman olmuştu?
15. yüzyılın sonlarında Macar zulmünden bıkan Bosna Halkı Osmanlı akıncılarını umutla beklemeye başladı. İstanbul’un fethinden sonra 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet komutasında Osmanlı ordusu Bosna Krallığı üzerine yürüdü. Bosna Kralı, Osmanlıları önce Yaytse Kalesinde karşıladı. Ama burada tutunamayıp Klyuç Kalesi'ne çekildi. Kalelerin bir bir elden çıktığını gören Bosna Kralı sonunda teslim oldu. Böylece Bosna Fatih Sultan Mehmet’in gerçekleştirdiği fetihlerle bir Türk yurdu haline geldi. Bosnalılar bekledikleri kurtuluşa ulaşmıştı. Yıllarca Macar, sırp ve Hırvatların yaptığı baskı ve zulüm sona ermişti. Osmanlılar Bosna’da gönülleri fethetti. Bosna halkına İslamın aydınlığını getirdi. Bu fetihle Bosnalılar Müslüman oldu. Bölgede yaşayan sırp ve Hırvat Hıristiyanlara dokunulmadı. Onlar da din ve inançlarında özgür olarak burada yaşamaya devam etti. Bu gün burada yaşayan halk Osmanlıdan övgüyle bahsediyor ve o ihtişamlı günleri arıyor.
Bogomil mezhebi
Bosna Osmanlı topraklarına dahil edildiği zaman burada Ortadoks Sırplar, Katolik Hırvatlar ve yine Hıristiyan Mezhebi Bogomill’e mensup insanlar yaşıyordu. Bogomiller hep farklı bir kimlik taşıdı. Bu mezhep, 10. yüzyılda kendisine "Bogumil" adı verilen bir rahip tarafından kurulmuş. Sırbistan'dan İstanbul'a uzanan Ortodoks coğrafyası içinde gelişen mezhebin inançları, geleneksel Hıristiyan öğretisinden oldukça farklıydı. Bogomillerin inançları arasında; Hz. İsa'nın çarmıha gerilmediği, bunun bir yanılgı olduğu vardı. Dolayısıyla Bogomiller haça itibar etmiyor, hatta yanlış inancın bir ifadesi olduğu için haça tepki duyuyorlardı. Bogomiller, Devlet-i Al-i'nin gelişiyle birlikte, gruplar halinde topluca Müslüman oldular. Zaten bu mezhep, Hz. İsa'nın Allah'ın kulu olduğuna inanıyor ve Peygamber Efendimizi peygamber kabul ediyordu. Osmanlıların din hürriyetine önem vermeleri ve asırlarca Katolik kralları ve Macarlar'ın zulmü, Bogomiller'in toplu olarak İslamiyeti kabul etmesine sebep oldu.
1520’de Bosna’da 84 bin müslüman yaşıyordu.
Osmanlı tarihi arşivleri araştırmaya devam ettiğimizde, Bosna'nın Müslüman olmasını, devlet baskısı ile değil, gönüllü olarak gerçekleştirdiğini anlıyoruz. 1520'deki defterler, Sancak ve Bosna'da toplam 98.095 Hıristiyan haneye karşı 84.675 Müslüman hanenin varlığını gösteriyor. Balkan uzmanı Noel Malcolm'un vurguladığı gibi, Bosna'ya dışardan ciddi bir Müslüman göçü yaşanmadığına göre, bu rakamlar din değiştiren Bosnalıları gösteriyor. 1509 yılında Hersek'teki bir Ortodoks rahibin tuttuğu notlarda, "çok sayıda Ortodoksun gönüllü olarak İslam'ı kabul ettiğini" belirtiyor.
Camiler,Çeşmeler ve Çarşılar kenti Sarayova.
Saraybosnadaki gezimize devam ediyoruz. Burası Saraybosna.
Camileri, çarşıları, bedestenleri ve medreseleriyle güzel bir Osmanlı şehri.. Üzerine şarkıların söylendiği ağıtların yakıldığı bir şehir burası. Osmanlıların elinde Saraybosna İslam kültürünün ve ticari hayatın merkezi haline geldi. Şehir, tarih boyunca pek çok defa yıkım ve kuşatmaya uğradı. Buna rağmen Saraybosna devraldığı Osmanlı karakterini bugüne kadar korumayı başardı. 2. viyana kuşatması sonrası şehir yağmalandı. 1697’de kent yakıldı, 6000 hane ve 160 caminin yakıldığını tarih kaydetti. Biz de tarihe kayıt düşüyor gezimizi sürdürüyoruz.
1463 yılında Fatih Sultan Mehmet’in emriyle imar edildi bu şehir. Saraybosna imar edilirken 500 m2 içinde hem cami, hem sinegog, hem de Ortadoks ve Katoliklere ayrı birer kilise yapıldı.
Şehri dolaşırken Osmanlının, burada oturan insanların yararına çarşılar, dükkanlar, mahalleler ve kaleler inşa ettiğini görüyoruz. İşte Saraybosna’da Osmanlı’dan günümüze kadar gelebilen eserler.. camileri ve dükkanlarıyla ünlü Baş Çarşı, işte Estetik görünümleriyle Osmanlı evleri, bu Fatih Sultan Mehmet adına yaptırılan Fatih Cami, bu da Mimar Sinan’ın talebesi Mimar Hayrettin tarafından yapılan Keçi Köprüsü ve Stratejik bir konuma sahip Osmanlı Kalesi. Yüksek bir yere inşa edilmiş bu kaleye çıktığımızda Saraybosna bütün görkemiyle karşımızda duruyor..
FERHAT PAŞA VAKFI
Bir başka zarif camiye uzanıyoruz. Ferhadiye Camisi.. Her sokağın bir minareye açıldığı Saray Bosna'da bu caminin başka bir güzelliği var.
Caminin tarihini araştırıyoruz. 16. yyda Ferhat Paşa adına yaptırılan bu cami 18. yyda iyi bir restarasyon geçirmiş.
Yahya Paşa Vakfı Camisi
Yanya Paşa Camii, II. Bayezıd'ın damadı Yanya Paşa tarafından 1844 yılında yaptırılmış. Bugün ilk binasından eser kalmamış. Kiremitle örtülü yapının İç tavan ahşap işçiliğini gördüğümüzde tavanın zarafeti karşısında büyüleniyoruz.
Bosnadaki seyahatimizde Osmanlının cami, külliye, çarşı ve bedestenlerin yanı sıra köprüler de inşa ettiğini görüyoruz. İşte 1550 yılında yapılan meşhur Keçi köprüsü. görülmeye değer güzel bir vakıf eseri.
(Ömer İLGEÇ)